Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DEĞİŞEN SİYASETLER: (ÇİPRAS İLE ANASTASİADİS İŞBİRLİĞİ.)

Bölgemizdeki siyasi dengeler hızla bozuluyor ve yeniden  hızla kuruluyor..        Artık Türkiye ile Yunanistan’ın da Avrupa Birliğinde  “önemli aktörler”  olarak  öne çıktığı yeni gelişmeler oluyor.        Suriye ve İŞİD odaklı bu gelişmeler yeni  “ittifaklar” yaratırken, eski düşmanlıkları da zorunlu işbirliğine dönüştürüyor.     Mesela PYD’yi desteklerken Türkiye’yi dikkate almayan ABD şimdi Suriye’nin bölünmesine neden olacak bir Kürt Federasyonuna karşı çıkıyor.       Keza Suriye’de Esat rejimini destekleyen İran da Suriye’de bir Kürt devleti oluşumuna sıcak bakmıyor karşı tavır koyuyor.      Ve ne oluyor? Dün bölgede Türkiye’ye karşı oluşan güçler değişirken, bölgeyi de değiştirecek yeni “bölünmeler”  karşı otomatik olarak ayni saflarda buluşuyor.        Hatta Rusya bile PYD güçlerini desteklerken şimdi sessiz kalmayı yeğliyor çünkü gelişmeler kendisine askeri üs veren Suriye’nin bütünselliğini tehdit ediyor..       Ve hatta Esat’a karşı “tavır”  alan Türkiye “ülkenin bölünmesine”  karşı çıkarken istemeden Esat rejiminin devamını  destekler pozisyona düşüyor…
VE ÇİPRAS DA SAHNE ALIYOR: Mülteciler sorunu ile başlayan ve AB’ye taşınan türlü çeşitli sorunlar AB ile TC arasında yeni anlaşmalar oluştururken Yunanistan da kendi hissesine düşeni kabulleniyor. Türkiye ile mülteciler konusunda anlaşıyor. Fakat Çipras AB’de Rum Yönetimi ile birlikte ayni Türkiye’ye bayda atıyor! Anastasiadis’le işbirliğinde “5 başlığın bloke” edilmesinin devamını  sağlıyor!
NİTEKİM:  “Çipras TC’nin AB ile anlaşmasından memnun olduğunu söylerken, Yunanistan’ın mülteci deposu olmaktan kurtulduğunu,  Türkiye’nin AB’deki ilerleme raporunda  veto edilen 5 maddenin Brüksel’deki anlaşmada yer almamasının Yunanistan’nın diplomatik başarısı olduğunu söylüyor! Anastasiadis ile yakın işbirliğinde Türkiye’nin mantıksız taleplerinin görüşme masasından çıkartılması için on gün sessiz sedasız çalıştıklarını açıklıyor!..
POLİTİKA NEDİR ANLADIK MI? Sanmıyorum! Gözlerimizin önünde bir haftada Ortadoğu ülkelerinin  siyasetleri değişikliğe uğrar dostlar düşman, düşmanlar dost olurken ya biz ne oluyoruz?
MESELA: Çipras ile  Anastasiadis’in   AB’de Türkiye’ye karşı omuz omuza vererek “başardık” diye zafer çığlıkları atmalarını anlıyor muyuz?  Sanmıyorum çünkü biz “Kıbrıs Helendir Helen kalacaktır” diyen Güney Rum yönetimini de anlayamıyoruz Yunanistan’la ilişkilerini de..
Çünkü biz Türkiye’ye  dışımızdaki “yabancı devlet” gözlüğüyle bakıyor, öyle yaklaşıyor bazen kafamız kızdığında “çek git” bile diyoruz! Türk Türk’e karşı! Ama Rum Yunana karşı değil. Kol kola gönül  gönüle çalışıyorlar..  Bu adada Güney’le farkımızdır budur işte!
     **********      

DENETİMSİZLİKLER: (SAHİBİ OLMAYAN MEMLEKET Mİ OLDUK?)
Tutun ki Anayasalarımıza, yasalarımıza, kamu görevlilerimize, sayıştayımıza karşın devleti yönetme  becerimiz yoktu Kurumlaşamadık!        Denetim mekanizmalarını çalıştıramadık.  Bu nedenle “verilmesini” beklerken vergi “almasını” da beceremedik!
Bürokrasi ile kamu görevlileri saflarında partizanca siyasetler sonucu ne disiplin bıraktık ne  istikrar!
Deneyimli memurlar emekliye çıktıkça yerlerini işe göre değil, insana göre iş tutumlarında niteliksiz memurlarla doldurduk!
Öyle de olunca “denetim mekanizmasının” ucunu tekmilden kaçırdık ki memleketin  yönetimini  Hükümetler değil sendikaların eylemlerinin sonuçları tayin eder oldular!
“Kısaca” dediğimizce “kurumlaşmayı” gerçekleştirecek devlet dinamiklerini yerli yerine oturtamadık, dolayısıyle “boş ambar dipsiz kiler” kalıverdik. İşte ibretlik bir yeni olay:
DAÜ’DE NE OLUYOR: Önce öncesine gidelim: İnsanlar bir sabah kalktılar ki DAÜ’ye bağlı DAK ile DAİ kurulmuş! Devletin okullarından umudunu kesenler ve azıcık tuzu kuru olanlar, çocuklarını İlkokul’dan Lise Son sınıfa kadar eğitim veren bu okullara kaydettirdiler.
Ve veliler bir sabah kalktılar ki Ooo! DAİ ile DAK kimselerin haberleri yok ama Doğa Kolejlerine verilivermiş! Lâhavle çekip yola devam  dediler!
Fakat bir akşam yatıp bir sabah kalktıklarında öğrendiler  ki bu kez de Doğa Kolejleri daha kısa süre önce öğrenci velilerinden harçları da tahsil etmişken  hisselerini Nişantaşı Üniversitesine satmış!  Allah Allah demişler bu ne biçim iş! İnsan bir haber vermez, açıklama yapmaz mı?
HALÂ AÇIKLAMA YOK! Veliler şaşkın! “Nedir bu hisse senedi satışları” diyorlar. “Ne oluyoruz? Kimdir bu Nişantaşı Üniversitesi?..”     Ne Eğitim Bakanı Dürüst’ten bir açıklama var ne Yödak’tan ne de asıl sahibi olması gereken DAÜ’den! Hatta onlar da şaşkın!”  
Pekala böylesi olayların  yaşandığı devleti tarif etmeniz gerektiğinde ne  söylersiniz? Dilimin ucuna yığınla cümle takılsa da ben KKTC’nin o anlı şanlı oluşum ve siyasi devlet iddiasına karşın bu olanların, bu laçkalığın, bu denetimsizliklerle vurdumduymazlıklara layık olmadığını düşünüyorum,  şaşıp şaşıp kalıyorum!               

  **********
KISACA TAKILDIĞIM:    (TRAFİKTE CAYDIRICILIK UNUTULDU MU!)

Çok yoktur! Daha geçen hafta insanlar Eski Lefkoşa yolu üzerindeki  (Tuzla’ya giden yolda)  Doğa Çiçek’in trafik kazasında ölmesi nedeniyle eylem yapmışlar “tedbir alınmasını” istemişlerdi. Dün Başaran Düzgün’ün yazısını ve bir fotoğrafla yansıttığı o “tedbiri” gördüğümde   “olamaz” dedim! Çünkü o kaza mahalline gitmeden önce de ayni yolda feyisbukta ayazlattığım bir tehlikeli kazı çalışması daha vardır! Yani bırakın mevcut kaza yerini, yolun ötesini berisini de öyle bir becermişler ki Allah korusun bir trafik kazası olsa hiç kimse ölümden kurtulamaz!
Neden anlayamıyoruz! Mesela niçin “trafik denetimleri” sadece görevlilerin  bir köşede toplanıp gelen giden araçların evrak kontrollerini  yapmalarından  ibarettir! (Ki e-devlete geçilse böylesi klasik denetimlere gerek kalmayacak çünkü bir tıklama ile sürücülerin günü geçmiş işlemleri bilgisayarlardan  görevlilerin önlerine  düşebilecek.) Kısaca  denetim tedbir diyoruz ama trafikte  “caydırıcılığı” bile beceremiyoruz!