Köşe Yazarları

DEDİKODU KAZANININ KAPAĞI






Bir ülkenin en yüksek makamını işgal edenin ve üstelik bir halkın kaderini, geleceğini etkileyecek denli hayati müzakereler yapanın bulunduğu mekanları karıştırması, yaptığı önemli görüşmeleri hatırlamaması, imzaladığı anlaşmaların tarihlerini unutması önemli midir?



Elbette önemlidir.
Bizimkisi gibi kapalı toplumlarda konu gazetecilerin gündemine alınmaz, sadece kulaktan kulağa fısıldanır ama açık toplumlarda hele de ülkenin geleceğini idare etmeye adaysa söz konusu olan, bırakın muhaliflerini sadece medya bile konuyu günlerce didikler, oy verecek olanların sağlıklı kararlara ulaşabilmesi için ne gerekirse yapar.
Kimin için?
Oy verecek sıradan vatandaş için.
Çünkü gazetecilik de vatandaş için yapılır.
Vatandaşın doğru ve sağlıklı bilgi alması için.
Doğru ve sağlıklı bilgiyi alıp da sandıkta doğru karar verebilmesi için.



***

Bizde bu işler dedikodu kazanında kaynatılır.
Her nedense politikacının bu yönlerinin yazılması-çizilmesi doğru kabul edilmez.
Yapanlara tuhaf gözlerle bakılır.
Konu dedikodunun acımasız çarklarına devredilir ve aslında doğru ile yanlışın  birbirinin içine geçmesine neden olunur.
Bu da politikadaki sığlaşmanın artarak devam etmesinden başka işe yaramaz.
Meselelerin düşünce derinliğinde tartışılmasından uzak birkaç slogan ve bolca dedikodulu bir siyasi hayatı egemen kılar.
İşte şimdi maruz kaldığımız tam da budur.

***

Cumhurbaşkanı adayı Derviş Eroğlu diğer adaylar için dedikodu kıvamında eleştiriler yapmaya başladı.
Yıllarca görüşmeciliğini yapan Kudret Özersay için “o daha toydur, bu işleri bilmez, benim saçlarım bu işlerde ağardı” deyiverdi.
Politikadaki pozisyonu ve duruşu tartışılmaz olan Mustafa Akıncı içinse “O TKP’yi batırdı, şimdi de aday oldu” türünden bir cümle kullandı.
Aldığı başarılı eğitim ve mesleksel kariyeri hep takdir edilen Sibel Siber için de “eline kağıdı tutuşturuyorlar, okumakta zorlanıyor” dedi.
Ve böylece dedikodu kazanının kapağını da açmış oldu.

***

Şimdi eminim her 3 aday da Eroğlu’nun bu “laflarına” cevap vermeyeceklerdir.
Dedikoduyu politik tartışma konusu yapmayacaklardır.
Ama merak da ediyorum, yıllarca görüşme masasında Eroğlu susarken müzakere yapan Özersay’ın söyleyecekleri yok mudur? Halkın da bilmesi gereken enteresan anıları yok mudur?
Bir dönem Eroğlu ile ortaklık yapan Akıncı ne çektiğini anlatmayacak mıdır?
General kendisine karşı darbe yapmaya yeltenirken Eroğlu’nun hangi pazarlıklar içinde olduğunu söylemeyecek midir?
Her protokol buluşmasında Sibel Siber nasıl mahcup olduğunu ve onun adına durumu kurtarmak için nasıl çaba sarf ettiğini bu vatandaşa duyurmayacak mıdır?

***

Sanırım bunlar olamayacaktır.
Dedikodu kazanının kapağı açıldı bir kez.
Artık bu seçim dedikodu kurbanı olmaya adaydır.
Tam da O’nun istediği gibi…





Başa dön tuşu