Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu'yla ortak basın toplantısı düzenleyen Davutoğlu, "Sayın Yunanistan Başbakanı hazırsa birlikte önce Güney'e gidelim, birlikte çay içelim, sohbet edelim. Sonra Kuzey'e gelelim, yine birlikte olalım. Akdeniz, bir çok medeniyetlerin, bir çok milletlerin ortak denizi olmuştur. Gelin beraber burada barışı inşa edelim" dedi.
Davutoğlu'nun açıklamasından diğer satır başları şöyle:
– Anadolu'dan Kıbrıs'a, anavatandan yavru vatana engel tanımayız. Denizleri derinlerden aşarız, Anadolu'nun suyunu yavru vatana getiririz. Bunu da kimse engelleyemez.
– İstedik ki Kıbrıs Adası, barış adası olsun, istedik ki Kıbrıs'ta sağlanan barış üzerinden Doğu Akdeniz'e barış ve refah huzur gelsin. İstedik ki Türkiye, Yunanistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Rum Yönetimi aynı masa etrafında otursun ve Doğu Akdeniz'i nasıl bir barış havzası haline getiririz diye düşünsünler ama biz ne kadar güçlü irade kullanmışsak maalesef istediğimiz ölçüde mukabele görmedik.
– Önümüzde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. O Genel Kurul'da tarafları bir daha bir araya getirin, gerekirse bir odada günlerce tutun. Ama artık o adaya barış, Doğu Akdeniz'e huzur ve istikrar gelsin.
– Orman ve Su Bakanımız bütün ekibiyle gelecek, Sayın Yorgancıoğlu’nun ekibiyle bir araya gelip en ayrıntılı biçimde konuşacaklar. Belediyelerin bütün altyapılarının düzenlenmesi, merkezden belediyelere kaynak aktarılması şeklinde bir model üzerinde çalışıyoruz. Bunu geliştirip, herkesi memnun eden bir proje üzerinde anlaşacağız.
– KKTC’de her türlü özgürlükler yaşanmakla ve temin altına alınmakla birlikte Kıbrıs Türk kimliğinin güçlendirilmesi ve herkesin bu kimlik etrafında hareket etmesi arzumuzdur.
Soru: BM vatandaşlık ve nüfus konusunda Güney Kıbrıs’ın isteklerine karşı sessiz kalıyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Davutoğlu: Yürüyen müzakerelerin ilerlemesi durumunda toprak konusunu gündeme getirebilirsiniz. Önce devlet mekanizması netleşecek, o aşamaya sonra geleceğiz. Kimse KKTC’ye yönelik bir vatandaşlık unsurunu dayatamaz. Bu konuda kararlar da var. Burada hukuki çerçeve oturmuş durumda. Vatandaşlık verilmesi engelleyici bir unsur olarak görülmemeli.Hürriyet
































