Geçen hafta Davos’ta, dünya Liderlerinin, Başbakanlar, ekonomik ve mali konulardaki ve İMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların Başkan ve yöneticileri ile 1000’in üzerinde uluslararası küresel şirketlerin ve diğer uluslararası örgütlerin temsilcileri olmak üzere, 2500’i aşkın üst düzey katılımcı ile Dünya Ekonomik Formu 46cı toplantısı yapıldı.
Bu yıl Davos toplantısına ilk defa KKTC Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Türk Toplumu Lideri olarak davet almış ve katılmıştır. Geçmiş yıllarda yalnız KC Cumhurbaşkanı olarak Rum Yönetim Başkanları katılmakta idi. Davos toplantı öncesinde, BM GS Ban Ki Moon, Kıbrıs Özel Temsilcisi Eide ile bu toplantıya katılacağını ve Kıbrıs Türk Lider Akıncı ile Kıbrıs Rum Lider Anastasiadis’le 21 Ocak’ta Davos’ta görüşeceğini, duyurmuştu. Nitekim geçen hafta Davos’ta BMGS Moon ile, iki Toplum Lideri olarak Sayın Akıncı ve Sayın Anastasiadis arasında üçlü zirve toplantısı gerçekleşmiştir.
Geçen haftaki Davos zirvesine davetle iştirak eden KKTC Cumhurbaşkanı, Türk Toplum Lideri olarak, dünya Liderleri ile birlikte yan yana gelmiş, ve ilk defa eşit koşullarda geniş kapsamlı bir toplantıda Kıbrıs’tan iki Lider aynı statüde ortak bir platformda, bir araya gelerek, hem karşılıklı hem de medyaya dönük olumlu mesajlar açıklayarak, devam eden toplumlararası görüşmeler için uluslararası toplumdan da bu sürece destek istemişlerdir.
Dünya Ekonomik Formu Başkanı Başkanlığında Kıbrıs için özel bir oturum gerçekleştirilmesi ve eşit koşullarda ve statüde iki Liderin kendi toplumlarının temsilcileri olarak yer almaları, Kıbrıs Türk tarafı için diplomatik açıdan çok önemli ileri bir adımdır.
Dünya Liderleri ve dünya çapındaki binlerce üst düzey devlet Yöneticisi ve küresel şirketlerin katıldığı çok geniş ve çeşitli konuları içeren bu toplantıda bir çok ülke Lideri ve uluslararası etkin kuruluşlarla temas fırsatının sağlanması ve Toplantıda Kıbrıs Türk Toplumu olarak, eşit statüde sadece Temsiliyetimiz dahi, tek başına çok önemli bir gelişmedir. Kıbrıs’ta ayrı varlığımızın Uluslararası camia içinde kabulü, BM GS ile orada üçlü Zirve toplantısı sonucu karşılıklı olumlu açıklamalarla dünyaya ses verilmesi, başarılı bir gelişme olup sarfınazar edilecek bir konu değildir.
Liderlik seviyesinde eşit koşullarda çok geniş bir panelde konuşmacı olarak katılım, ilk ağızdan kendimizi tanıtmamız ve ifade etmemiz açısından da çok önemlidir.
Her dönemde muhakkak ki yıllardır sabırla yapılan müzakereler ve mücadelelerle meydana gelen olumlu tek tek adımlarla bu güne kadar çeşitli ilerlemeler olmuştur. Davos gelişmesi de, Türk Toplumu için ileri bir adım daha olmuştur.
ABD Başkanı J.Biden, İngiltere Başbakanı D. Cameron’la, Türkiye Başbakanı A.Davutoğlu, Azerbaycan Devlet Başkanı, NATO Genel Sekreteri ve daha bazı diğer Lider ve devlet görevlileri ile ikili temaslar ve görüşmeler yapılarak, Kıbrıs Türk Halkının eşitlik, özgürlük ve güvenliğini kapsayacak bir çözüm şekli üzerinde Türk tarafının görüşlerini açıklama imkânı bulunmuştur.
İşin diğer yanında, Rum Toplum Lideri Anastasiadis’in ilk defa bu çaptaki geniş bir toplantıda Türk Toplumunun eşit statüde temsiliyetine karşı çıkmaması ve BMGS ile bu ortamda 3’lü bir zirve yapılması konusunu desteklemesi, ve Rum Yönetimi sözcüsü Hristodulidis’in ise, ‘Ban’ın müzakerelerdeki gerçek durumla bilgilendirileceği toplantıda Akıncı’nın da bulunmasının önemli olduğunu’ söylemesi ve ‘Anastasiadisin muhatabı olarak kendilerinin de görüşlerini Ban’a iletebilme fırsatı bulacağı için bu görüşmeye olumlu gözle baktıklarını’, açıklaması da şimdiye kadar hep alışık olduğumuz Rum tarafının aşırı karşı tepkilerinden farklı bir davranış biçimi olarak, yeni bir politika izleme yeni bir strateji gibi yansımaktadır. Devamındaki gelişmelerini hep beraber göreceğiz. Bu haftalar içinde Türkçe dilinin AB resmi dili olması konusu da gündeme gelen olumlu bir husus olmakla beraber, aslında Kıbrıs’ın AB’ne üye yapılırken, AB tarafından 10 yıl önce gerçekleştirilmesi gereken ve şimdiye kadar uygulanmayan bir çok hakkımızdan biridir.
Tabii ki Rum tarafının bu söylem ve davranışlarını zikrederken her şey halloldu bitti bitiyor anlamında bir değerlendirme değildir. Ancak şimdilerde karşı taraftaki görüntü ve söylemlerle ilgili değişik gelişmeleri sesli ifade ediyoruz. İlerisini göreceğiz.
Öte taraftan yaratılan bu olumlu hava esnasında Yunanistan Başbakan’ının, Türk Toplumu için çok hassas olan garantilerle ilgili beyanatı, bu ortama hem yakışmadı hem de bu süreçte ters bir niyet beyanı oldu. Havanın sislenmesine neden olacak ifadelerdir bunlar. Halbuki Türkiye bu süreçte çok yapıcı davranışlar ve söylemler içindedir. Aynı şekilde Uluslararası Toplumda da özellikle son zamanlarda sürece destek söz konusudur. Çünkü orta doğudaki enerji kaynakları ve kullanımı ile kullanım tarzı, Ortadoğu politikası içinde yer alan büyük devletlerin yakın ilgisindedir. Ve problem olsun istememektedirler. Bu kaynakları Türkiye’yi de gücendirmeden hatta Türkiye ile birlikte projelendirerek en ekonomik ve rasyonel biçimde değerlendirmek istemektedirler.
Diğer yandan geçen gün Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail, enerji kaynakları ile ilgili bir işbirliği anlaşması daha imzaladı. Diğer ülkelerin de daha sonra katılabileceği söylense de Güney Kıbrıs Hükümeti ülkesi için icraatlarına her alanda zaman kaybetmeden devam ediyor. Bizim icraatlarımızın da halkın menfaatleri doğrultusunda çabuklaştırılması ve özellikle enerji, su ve elektrik konularında süratle Türkiye ile işbirliği içinde çağa ayak uydurulması, kaçınılmazdır.
Davos’taki Temsiliyetimiz, şekli ve sonucu ile Türk tarafında genelde olumlu hava yaratmış ve moral yükseltici bir gelişme olmuştur. Temennimiz, Türk tarafının masaya koyduğu tezi, olmazsa olmazları olan güvenlik ve hakların teslimi yönünde de karşı tarafın iyi niyeti gösterebilmesi ve her iki tarafı da tatmin edecek, ve halkımızın kabul edebileceği bir sonuca ulaşılabilmesidir.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























