Kıbrıs

DAÜ’den 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile ilgili açıklama







Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Toplumsal Duyarlılık Merkezi’nin (TDM) 2021 – 2022 Akademik Yılı farkındalık projeleri kapsamında DAÜ Hukuk Fakültesi, Medeni Hukuk Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Rabia B. Karasaç 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile ilgili Toplumsal Duyarlılık Merkezi adına açıklamada bulundu. Kadının soyadı kullanımı üzerine yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:




 



“Kadının Kişilik Hakkı: Soyadı”

Ad, kişiliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Kişinin, adı üzerinde bir kişilik hakkı bulunmaktadır. Ad, herkese karşı ileri sürülebilen mutlak ve kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu nedenle kişinin adı üzerindeki hakkı dokunulmaz, vazgeçilmez ve devredilmezdir. Evli kadının soyadı konusu Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 187. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu düzenleme uyarınca, “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır…”

 

Erkeğin doğumla kazandığı soyadı hayatı boyunca kişilik hakkı olarak korunurken TMK’nın 187. maddesi ile kadının kişilik hakkı kapsamında olan soyadı, diğer tüm kişilik haklarının aksine mutlak bir hak değil nisbi bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadının soyadı, medeni haline bağlı olarak değişmekte, kadının her medeni hal değişimi ile birlikte kimliği de değişmektedir. Kadın evlilik ile bir soydan diğer soya transfer olmaktadır. Kadının erkeğin soyuna dahil edilmesiyle kendi soyu da hiçe sayılmaktadır.

 

Kadınların boşanma ile tekrardan başlayan kimlik değişme sürecinin mağduru olmasının kaynağı da TMK’nın 187. maddesidir. Kadın evlilik ile kazandığı soyadını, boşanma ile terk etmek durumundadır. Bu nedenle kadının her medeni hal değişiminde soyadı da değişmektedir. Bu durum kadınların manevi kimlik sorunu yaşamasına ve soyadı değişikliğinin getirdiği birçok bürokratik işlemlere maruz kalmasına neden olmaktadır. TMK’nın 187. maddesi ile kadının, kocasının soyadını almak zorunda olması ataerkil düşünce yapısının yasaya yansımış halidir. Ayrıca ilgili hüküm ataerkil düşünceyi yansıtmakla kalmayıp onun gelişimine de katkı sunmaktadır.

 

Kadının soyadı konusu pek çok kez yargıya taşınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi TMK’nın 187. maddesi sebebiyle Türkiye aleyhine ihlal kararı vermiştir. İlgili madde hükmü somut norm denetimi ile Anayasa Mahkemesi’nin önüne gitmiş, Anayasa’ya uygun bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi kararında kadın, kamu düzeni, yerleşmiş gelenekler gibi birtakım bahanelerin arkasına sığınılarak soyadından vazgeçmek zorunda bırakılmıştır. Oysa yasalar sadece kuralları belirlemekle kalmayıp toplumu şekillendirmeye yarayan bir rol üstlenmelidir. İlgili hüküm değiştirilip kadının ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunun vurgulanması uygulamada kadının yerleşmiş gelenekler sebebiyle yalnızca kocasının soyadını almak istemesi durumunda da değerini koruyacaktır. Önemli olan kadına bu hakkın tanınması, kadının kendi soyadı konusunda söz sahibi olabilmesidir.

Anayasa Mahkemesi ilgili hükmü Anayasa’ya uygun bulsa da bireysel başvuru yolu ile önüne gelen davalarda kadının yalnızca kendi soyadını kullanabilmesi yönünde kararlar da vermiştir. Benzer şekilde Yargıtay, 2015 tarihinde içtihat değişikliği yaparak evlenen kadının yalnızca kendi soyadını kullanmasının mümkün olduğu yönünde kararlar vermeye başlamıştır. Mahkeme kararlarındaki gelişim umut verici olsa da kadının soyadı için mücadele etmesini zorunlu tutmak, dava açmadan yalnızca kendi soyadını kullanmasına olanak tanımamak çağın oldukça gerisinde bir tutumdur. Geçmişten bugüne ilgili maddeyi değiştirmeksizin kadının kişilik hakkı olan soyadını kullanabilmesini mücadele haline getiren yasama organı ataerkil zihniyetinden kurtulmalı ve kadınlara yargıya başvurmaksızın bu hakkı vermelidir. Kadın-erkek eşitliğini sağlamak bir lütuf değil, TC Anayasası’nda düzenlenen eşitlik ilkesinin gerekliliklerindendir. Buna bağlı olarak her bir organ bu eşitliğe saygı duymalı ve yükümlülüklerini Anayasa’ya uygun olarak yerine getirmelidir.

 

KKTC Hukuku’nda kadının soyadı düzenlemesi kadın erkek eşitliği bakımından oldukça isabetlidir. Aile Yasası’na göre kadın-erkek ayrımı yapılmaksızın eşler evlendikten sonra yalnızca bekarlık soyadlarını taşıyabilirler. Eşlerin ortak bir aile soyadı belirlemeleri de mümkündür. Aile soyadı kadının veya erkeğin bekarlık soyadı olabilir. Ayrıca soyadı, aile adı olarak belirlenmeyen eş, dilerse bekarlık soyadını da aile soyadının önünde taşıyabilir. Türk Hukuku’nun da KKTC Hukuku’ndaki düzenlemeye benzer bir anlayışı benimsemesi Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesine ve çağdaş dünyaya uygun olacaktır.”









Başa dön tuşu