Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DAÜ FELAKETİN EŞİĞİNDEDİR…

İngilizlerin bir atasözü vardır;

“Yolunda giden işe taş koyma” der.
Yolunda gitmeyen işleri daha da karmaşık hale getirme ve sorunları çözülemez noktaya sürükleme uzmanı olan hükümet, şimdi de yolunda giden işlere el atmaya başladı.
Başladı ki vay halimize.
Kıbrıs Türk Hava Yolları gibi iflasın eşiğinden dönen Doğu Akdeniz Üniversitesi henüz belini doğrultmaya başlamıştı ki, sendikaların kışkırtması ve rantçı politikacılarının fişfiklemesi ile DAÜ’de bir yönetim ve rektör krizi icat edildi.
Üstelik de tarihinde en çok öğrenci kaydı yaptığı günlerde ve hızla büyüme yaşadığı zamanda.
Hedefin de ne olduğu anlaşılmadan.
DAÜ Senatosu öğrenci kayıtlarına denk düşmesin diye rektörlük seçimini öne aldı.
DAÜ’de rektör seçimle göreve geliyor.
Farklı oy ağırlığı bulunan çalışanlar, öğrenciler ve öğretim görevlileri oy kullanıyor ve rektörü seçiyor.
Rektörlüğe sadece bir aday başvursa bile seçim yapılıyor.
Mükemmel bir yöntem olup olmadığı elbette tartışılır ama en azından Türkiye’de kullanılan yöntemden çok daha demokratik olduğu aşikardır.
Türkiye’de seçim yapılır ama en çok oyu alan 3 adayın ismi Cumhurbaşkanlığı’na gönderilir. Cumhurbaşkanı da istediğini içinden seçer.
DAÜ’de ise doğrudan seçilir ve Vakıf Yönetim Kurulu da seçileni rektör olarak atar.
DAÜ’de rektörlük seçimi yapıldı.
Abdullah Öztoprak tek aday olarak seçime katıldı.
Yüksek bir oy oranıyla seçildi. Senato (ki öğretim üyelerinden oluşur) bu seçimi oy birliği ile onayladı.
Konu siyasilerin atadığı Vakıf Yönetim Kurulu gündemine gelince mesele ortaya çıktı.
Seçimin üzerinden aylar geçmesine rağmen Vakıf Yönetim Kurulu ne seçime itiraz etti ne de Abdullah Öztoprak’ı rektör olarak atadı.
Bu atamanın niye yapılmadığı sorulup duruldu ama açıklama neden sonra Başbakan’dan geldi.
Başbakan, DAÜ yasasını değiştireceklerini bu nedenle atamanın yapılmadığını söyledi ve yine sustu.
Nasıl bir değişiklik yapacaklarını, seçme yönteminin ne olacağını açıklamadı.

Fakat aylardır kapı kapı gezen sendikalar ipuçları da veriyorlardı.
Sendikal faaliyetlerini kapalı kapılar arkasında rektör devirme işlerine çevirenler, politikacılarla bir olup “DAÜ’lüler birden fazla seçsin, Vakıf Yöneticiler Kurulu seçilenler arasından atasın” kumpasını kurmaya çalışıyorlar.
Eğer bunlar doğru ise DAÜ büyük bir felaketin eşiğindedir demektir.
DAÜ’lülerin iradesini yok sayıp, zaten az sayıda adayın yarışacağı bir ortam yaratıp, istediğin kişiyi rektör olarak atamak sonra da bunu demokrasi veya üniversitenin özerkliği olarak yutturmak neyin nesi oluyor.

      ***

Kıbrıs Türkü KTHY faciasını ve Lefkoşa Belediyesi dramını yaşadı.
Zannedilirdi ki bu yaşananlardan ders alınacak ve DAÜ’de doğru şeylerin yapılmasına yol verilecek.
Fakat, hükümet bir grup sendikalistle birlikte tam aksini yapıyor.
Söylemesi bile ürperti vericidir ama DAÜ’nün batması sadece Mağusa’yı değil tüm ülkeyi derinden etkiler.
Mağusalı esnaf bunu gördüğü için harekete geçti.
Özkan Bey ve Serdar Bey göremezler mi?