Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DAÜ çok daha üst sıralarda olmalıydı

Dünkü gazetelerde vardı haber, KKTC’den sadece 1 üniversite, İngiltere’de yayınlanan ve genç üniversiteler arası bir değerlendirme olan “Young University Rankings 2017″de,  150-200. sıra bandında bir yer bulmuş.

Küçümsemedim.

Bu da bir başarı dedim…

Değil mi ki bu ülkede sayısını artık tutamadığım kadar genç üniversite var. Bunlardan biri de dereceye girmiş diye sevindim. Hem de Hacettepe ile aynı bantta…

Diğer üniversitelerimizin ise esamesi okunmuyor…

Bu arada “Young University Rankings 2017” sayfasına da girdim.

Adadan iki üniversite daha var sıralamada…

Güney Kıbrıs’ın devlet üniversitesi University of Cyprus 52. sırada…

Cyprus University of Technology, 88. sırada…

Kriterler, öğrenci sayısı, öğrenci-görevli oranı, yabancı öğrenci sayısı, kız-erkek öğrenci diye gidiyor.

Bu  iki üniversitenin birinde 7025, diğerinde 3012 öğrenci var.

DAÜ’nün öğrenci sayısının üçte biri kadar…

Ancak, bunun bir önemi yok…

Esas değerlendirme, “Scores” başlığı altında…

Burada akademik puanlamalar var.

Örneğin üniversitenin yayınlarına yapılan atıflar, yapılan araştırmaların itibarı, hep puanlanmış.

Kıbrıs Üniversitesi’nin ortalaması 45.1 iken, DAÜ’nün 21.9…

Diğer değerler de benzer oranlarda farklılık gösteriyor…

Yanlış anlaşılmasın. Benim gözümde, DAÜ Güney’deki üniversitelerden daha değerli.

Çok daha kapasiteli, çok daha üst düzeyde olduğuna inanırım.

Ancak puanlama da ortada…

Demek ki, ne kadar çok öğrenci getirdiğinizin değil, akademik olarak neyi ne kadar yaptığınızın önemi var…

Daha da ilginci şu; “Industry income” diye bir değerlendirme kriteri var. O da üniversitenin akademik personele ödediği maaşlarla ilgili…

DAÜ’nün ödediği maaşlar, neredeyse dünya üniversitelerine yakın…

Ama akademik performansta, dağlar kadar fark var…

Acaba öğrenci sayısı arttıkça, hocalar araştırmaya vakit mi bulamıyor?

Demem şu ki, vazgeçelim artık şu tüccar kafasından… Her ikide birde öğrenci sayısıyla övünmekten.

Oysa şimdi bu ülkeye gelmeyi düşünen biri, bu değerlendirmeye göz atarsa, ne düşünür..?

İşte Tablo;

RankNameOverallCitationsIndustryincomeInternational OutlookResearchTeaching
52Univ. Of Cyprus45.166.634.775.037.125.0
151-200EMU21.928.424.171.511.317.7

 

 


 

YERİN KULAĞI VAR

YAPMA SAYIN BAŞBAKAN:

Başbakanımız “Kıbrıslı diye birşey yoktur. Yunanlılar vardır, Türkler vardır. Kıbrıs’ta mesele budur” demiş, kestirmiş atmış… Mülkiye mezunu biri kendileri… Söylenecek çok şey var, mesela niye onlara Rum dediğimiz, Rum kelimesinin Doğu Roma’dan geldiği falan, ama gerek yok. Sadece şu iki şeyi söyleyelim… Birincisi, Sayın Akıncı masada niye Kıbrıslı Türk lider olarak oturuyor? Özgürgün’ün dediği gibiyse, masada  olması gerekenler Türkiye ve Yunanistan değil mi…? İkincisi, madem Rumlar Yunanlı, niye Yunanistan’a bağlanmak için plebisit yapmalarına karşı çıktık? Bu arada Özgürgün, aynı konuşmanın içinde enosisi de kınamış yani…

 

GÜNEYDE NEFESLER TUTULDU:

Rum Meclisinin 1950 plebisitinin okullarda anılması kararı ve sonrasında müzakerelerde yaşanan tıkanık sebebiyle, DİSİ tarafından hazırlanan ve AKEL’in de desteklediği kozmetik değişiklik bugün oylanacak. Çıkacak sonuç, müzakere sürecini de yakından ilgilendiriyor. DİSİ’nin önerisinin reddedilmesi halinde müzakere sürecinin yara alacağı ve daha başlamadan sona erebileceği iddia ediliyor…

 

NELERLE UĞRAŞIYORUZ:

ELAM ve DİKO Anastasiadis’i, “Akıncı’ya boyun eğmekle” suçluyor, bizdeki bazı siyasiler de tam tersi Akıncı’yı, yeniden müzakere masasına oturmakla, Anastasiadis’e teslim olmakla suçluyor. Ne garip bir ülkede yaşıyoruz. Adada kalıcı bir çözüm için çaba harcamak yerine, bölünmüşlüğü kalıcılaştırmak için çaba harcıyorlar. Hem de mevcut durumun her iki taraftın gelecek kuşaklarına vereceği zararı hiç düşünmeden…

 

YAKIŞMADI ERHAN ARIKLI:

Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı partilerinin, “büyüklerin kurduğu” bir partinin devamı olduğunu söyleyerek, Halkın Partisi’ni, “Aristokrat bebelerin kurduğu bir parti” olarak değerlendirdi. Sayın Arıklı bu ülke siyasetine yıllarını veren değerli bir insan ancak, “temiz siyaset” diyerek çıktığı yolda, politikasını bölücülük ve rakiplerini aşağılama üzerine kurmuş. Yakıştıramadık…

 

NE YAPIYORLAR:

Kasabı denetleyemiyoruz eti pahalı yiyoruz, işadamını denetleyemiyoruz ürünleri pahalı alıyoruz, gümrükleri denetleyemiyoruz kaçakcılık, uyuşturucu, kaçak işgücü aldı başını gidiyor. İnşaatları, işler durur diye denetlemekten korkuyoruz, insanların ölmesine, yaralanmasına neden oluyoruz. İyi de bu işleri yapması gerekenler ne yapıyor, soruyor muyuz…?

 

GÜLMEK SERBEST:

İşinsanı Besim Tibuk,Dünyanın her ülkesinde rüşvet var ama Kıbrıs’ta rüşvet yok. İnanamazsınız. Poliste; trafikte, adliyede, bürokraside, kim olursanız olun bir milim bir şey yapamazsınız. Bir tek ‘adam kayırma’ var. Rüşvet olmaması büyük nimet”demiş. Bu kadar olumsuz haberin içinde Besim beyin söyledikleri belki birazcık gülmemize neden olur diye sizlerle paylaşmak istedim…

 


ZİRVEDEKİLER

Mustafa Akıncı: “Kıbrıs’ta iki taraf var. Gelecekte de iki taraf olmaya devam edecek. KKTC gelecekte, eğer bir çözüm olursa iki eşit devletten biri olarak Kıbrıs Türk kurucu devleti haline dönüşecek. O kimliğiyle Avrupa kurumlarıyla da temaslarını elbette federal çatı altında sürdürecek. Bunu memnuniyetle gördük ki AB buradan baktığı zaman Kıbrıs’ta iki tarafın olduğunu gözden kaçırmayacağını bize teyit ediyor…”

 


DİPTEKİLER

Hasan Sungur: Emlakçılar Birliği Başkanı Sungur, inşaatların artmasından, emlak piyasasının çıldırmasından pek memnun. Hatta o kadar ileri gitmiş ki, “Girne’de arazi fiyatları 350-400 bine fırladı… Kaldırın emirnameleri” diyor… Pes yani… Her şey ranta endekslendi artık bu ülkede. Dağ, taş, sahil, deniz, hiç önemli değil. Plan, program, yaşanabilir bir ülke olup olmaması ha keza… Madem talep var, birileri para kazanacak, varsın doğa katledilsin, varsın varolan kaos daha da artsın… Bunu söyleyen bir Kıbrıslı Türk, inanamıyorum…