Türkiye Cumhuriyeti Cuma akşamı çok ama çok önemli bir sınavdan geçti.
Sınavın sonucunda Türkiye’de darbelere geçit verilmeyeceği ortaya çıktı.
Darbeciler kaybetti.
Demokrasi kazandı.
Halk kazandı.
Tüm ayrılıkları bir yana bırakarak darbeye karşı demokrasiyi savunan siyasi partiler kazandı.
Üzerine bomba yağan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni terk etmeyerek ulusal egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu savunanlar kazandı.
Eline silahı alıp sokağa çıkanın artık kimseye istediğini dayatamayacağı oraya çıktı.
Zorbalığa geçit verilmeyeceği tüm dünyaya gösterildi.
Herkesin Cuma akşamı yaşanan gelişmeler ve Cumartesi sabahına uyanırken gördüklerinden alacağı çok büyük dersler var.
Türkiye Cuma akşamı sırat köprüsünden geçti.
Siyasi partiler, medya, sivil toplum herkes demokrasi safında yerini aldı.
‘Demokrasiye dokundurmam’ dedi.
Cuntaya geçit vermedi…
Kısacası Cuma akşamı Türkiye demokrasisini bedel ödeyerek korudu.
Ve artık Türkiye’de demokrasinin yeri ve anlamı Cuma akşamı öncesinden çok ama çok farklıdır.
Cumartesi sabahı farklı bir Türkiye’ye uyanıldı.
Kavga eden, bir biri ile aynı çatı altına dahi girmeyen siyasilerin kenetlendiği bir Türkiye’ye…
Birbiri ile kavga eden medyanın demokrasi etrafında kenetlendiği ve birbirine sarıldığı bir Türkiye’ye…
Cumhurbaşkanı ile muhalefet partilerinin bitmek bilmeyen kavgalarının buzdolabına kaldırıldığı bir Türkiye’ye…
Ancak daha bitmedi.
Şimdi demokrasinin daha da kurumsallaştırılması, ileriye taşınması zamanıdır.
Bunun için siyasi partiler birlikte hareket etmeye devam etmelidirler.
Cuma akşamı Türkiye’de yaşananlar Türkiye’de darbe dönemini artık sonsuza kadar kapatacak bir yolu açtı.
Türkiye’nin Orta Doğu’daki, Güney Amerika’daki ülkelerden farkını ortaya koydu.
Daha çok demokrasi için bir sinerji yarattı.
Umalım bu sinerji doğru bir şekilde kullanılarak demokrasi ortak paydası altında bir araya gelen farklı görüşler Türkiye’yi daha da ileriye taşıyacak adımları atmaya devam etsinler.
Buzdolabına konulan kavgalar ve kutuplaşmaların yerini, Türkiye’yi uluslararası alanda hak ettiği yere getirecek dayanışma ve işbirlikleri alsın…
Demokrasi ortak paydası ülkedeki iç barışın yeniden yaratılmasının itici gücü olsun…
Türkiye’nin buna çok fazla ihtiyacı var.
Yaşanan başarısız darbe girişimi bir musibet olarak görülsün ve bundan çıkarılacak derslerle birlikte daha aydınlık yarınlar yaratılması için birlikte çalışılsın…
Demokrasi, insan hakları, iç barış, empati, hoşgörü, saygı önemlidir.
Türkiye’nin bunlara bir bütün olarak ileriye gidebilmek için ihtiyacı vardır.
Türkiye’nin önüne şimdi yeni bir fırsat çıkmıştır.
Demokrasi darbe karşısında galip gelmiştir…
Şimdi iç barışın tam anlamıyla sağlanması zamandır…
Türkiye’nin buna fazlası ile ihtiyacı vardır…
































