Köşe Yazarları

DAHA NEDİR AMA BEKLEDİĞİNİZ…






Ersan Saner’in derdi, kurultaya başbakan olarak gitmek değil miydi?



Evet, bunu sağladılar… Daha ne sallarlar, anlamadık.



Yetmedi mi memlekete çektirilen çile? Meclis’i kapatamadığı gün istifa edecekti, Kurultay belasına yapmadı…

Önce 1 Temmuz-2 Ekim arası 3 ay zorla koltukta oturdu, herkese zaman kaybettirdi, ülkeyi kaostan kaosa sürükledi, en sonunda bir plan çerçevesinde UBP kurultayına 2 hafta kala istifa etti ki, arada başbakanlık da gitmesin.

Tamam anladık. Peki hala bu ayak sürüme nedir?

Sokakta Ocak sonunu işaret edip, Meclis Danışma Kurulu’nda seçim tarihi yerine başka şartlar öne sürmenin mantığı nedir?

Bunun başka izah tarzı yoktur; seçime giderken ne kadar uzun süre orada kalırsa, o kadar daha partizanlık yapacak.

İstisnai vatandaşlıklar verecek, devlet arazilerini dağıtacak, Kalkınma Bankasından krediler dağıtacak ve istihdam yapacak. Diğer bütün partiler de vatandaş da bunu sineye çekecek.

Geçen hafta seçim tarihinde anlaşıldığında da yan çizdi, yine mesele buydu. Bunu hiç çekinmeden de söylemişti. Yeter ki seçim yasakları hemen başlamasın.

Şimdi Anayasa ‘önce Meclis dener, olmazsa cumhurbaşkanı 60 gün sonra seçim ilan eder’ dediği için dün Danışma Kurulu’nu yine göstermelik topladılar.

Ardından Cumhurbaşkanlığında yine göstermelik bir nafile tur daha başlattılar ki, en sonunda akıllarındakini gerçekleştirsinler.

Göstermelik olduğu o kadar belliydi ki, Ersan Saner Cumhurbaşkanlığındaki toplantıya katılmaya bile gerek duymadı. O kadar göstermelikti ki, Ersin Tatar “Birine git 15 gün içinde hükümet kur diyecek durumum yok” dedi. Niye diyemedi? Elini bağlayan neydi? Nasıl olmuşsa, kimsenin kuramayacağına karar vermiş…

İki senedir halkla alay ettiler yetmedi, devletin kurallarını, makamlarını partisel ve kişisel hesaplarına alet ediyorlar.

Yani bu kadar kendilerinden geçtiler.

Acil yasalar varmış, çiftçinin kuraklık parası, muhaceret affı, BRT’nin ve batık TÜK’ün bütçeleri onaylanacakmış.

E, o zaman gir nisabı sağla, yasalarını geçir. Yok. Onu da yapamaz.

Muhalefet, “tamam hepsini geçireceğiz” diyor, o hala seçim tarihini net olarak söyleyemiyor. İlla ki Ersin Tatar açıklayacak. Ne kadar daha zaman kazanırsa o kadar karlı olduğunu düşünür.

Dur bakalım, kurultay sonucunu ne zaman garanti ettin ki, bütün devletin mekanizmasıyla dalga geçiyorsun, ülkeyi kilitliyorsun? Kim verdi sana bu garantiyi? Belki de önümüzdeki hafta basit bir milletvekilisin.

Eğer ülkeyi, halkı, en azından partisini düşürdüğü durumu dert edinseydi, bunların hiç birini yapmazdı.

Gailesi tek… Bir şekilde devlet olanaklarını elinde tutarak Kurultayı kazanacak.

UBP tabanının da söyleyeceği bir söz olacak elbette. Saner’le birlikte üyelerin de bu kadar kendilerinden geçtiğini sanmıyorum…

 

YERİN KULAĞI VAR

TATAR SONUÇTAN EMİN DEĞİL:

Ersin Tatar dün “60 günlük süreyi bekleyecek misiniz” sorusuna, gayet açık bir şekilde “Kurultay sonucunu bekleyeceğim” yanıtını verdi. Böyle bir şey olamaz ama oldu. Yalnız dikkatimi çeken, kurultay sonucu konusunda anlaşılan Tatar’ın kafası da net değil. Ya kimin kazanacağını göremiyor ya da kurultay sonrasında seçimi erteleme düşüncesi var. Sadece 10 gün kaldı, göreceğiz…

 

ÖLÜ GÖZÜNDEN YAŞ BEKLEMEK:

Hükümetin seçim diye bir derdi olmadığını kaç kez yazdığımı unuttum artık. Dün bir kez daha gördük ki özellikle UBP kanadı seçim tarihini belirleme konusunda ayak sürümeye devam ederken, seçim tarihi konusunda bazı taleplerinin kabulünü şart koşuyor. Hele bir kurultayı atlatalım, seçimi sonra düşünürüz diyor UBP. Gerçek olan UBP’nin erken bir seçime sıcak bakmadığıdır. Kurultay sonrası seçim yerine, yeni bir hükümet formülü ile iktidarlarını sürdürmek isteyeceklerdir…

 

HADE O ZAMAN:

UBP’nin Genel Sekreteri Hasipoğlu, ülkede bir erken genel seçime gidilmesinin elzem olduğunu, psikolojik olarak da siyasi olarak da UBP’nin buna hazır olduğunu söylemiş söylemesine de başkanı seçim tarihini belirleme konusunda yan çiziyor. Bence erken seçimin elzem olduğunu bize değil, ustasına söylesin. Eğer niyetleri varsa ilk adres Meclis’tir. Her konuda olduğu gibi bu konuda da dürüst değiller ve demagoji yapıyorlar…

 

HEPSİ OLUR:

“Ne oldu Sayın Tatar? Kosova, Singapur, Dubai olacaktık, ne oldu? ‘25 bin dolar yıllık milli gelir’ der, havaya uçardınız ne oldu?” diye Tatar’a soruyor CTP milletvekili Asım Akansoy. Ne olduğu ortada değil mi? Hele dünya şu, “iki ayrı egemen eşit devlet” formülünü bir kabul etsin önce. Sonrası kolay. Singapur da Dubai de oluruz, Las Vegas da. Ama şimdilik Teksas’la idare edeceğiz…

 

BİR HAREKET VAR:

Son günlerde polisin faaliyetlerini dikkatle izliyorum. Ciddi operasyonlar yapıyorlar. Çok zamandır duymadığımız bir şey duyduk önceki gün. Uyuşturucu ile yakalanan bir Afrikalı’nın sorgusunda, aracının da asıl satıcının da adına ulaşılmış, hepsi tutuklanmış. Zor değil aslında. Son model arabalarla gezen bu tipleri takip ettiklerinde kaynak da ortaya çıkacak. Yine de bu hareketlilik güzel…

 

HALKINI ADAYA HAPSEDEN BİR HÜKÜMET:

AB’nin Türkiye’nin verdiği aşı sertifikalarını tanımasında bu yana 2 ay geçti. Kıbrıs Türkü? Hapis… Şimdi Güney Kıbrıs kendi vatandaşı olan Kıbrıs Türklerine ek bir aşı ile safepass vermeye başladı, diğer KKTC vatandaşları hepsinden mahrum. En azından Türkiye’nin HES kodu üzerinden KKTC’de yapılan aşıları da yasal hale getirebilirlerdi. Ama vakitleri yok işte. Kurultay çalışmalarından zaman bulamadılar. Zaten halkın dertleri gündemlerinde olmadığı için akıllarına bile gelmedi…





Başa dön tuşu