Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Daha Güçlü Geleceğiz

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün, bir buçuk yılda yaptıkları icraatları beş yıla yaymak adına halktan izin istedi. Özgürgün, “Birinci partiyiz, kesin, ama yetmez, tek başına iktidar istiyoruz” mesajı verdi. Özgürgün:

5 YILA YAYMAK İSTİYORUZ:

Hükümetin 20 aylık performansını “başarılı” bulan Başbakan Hüseyin Özgürgün, halktan, “tek başına beş yıl ülkeyi yönetme yetkisi” istedi. Özgürgün, “Hayatın her alanına dokunduk. Sosyal ve sportif projeleri hayata geçirdik. Şimdi daha fazlası için onay istiyoruz” dedi

UBP İNANIYOR:

Başbakan Özgürgün, diğer partilerin, “muhalefette yer alırım- almam” tartışmaları içerisinde, kendilerinin ise tek başına iktidar hedefinde olduklarını söyledi. Özgürgün, “Birinci partiyiz ve başkan olurken bunu vaat etmiştim. Şimdi, ben de taban da, adaylar da tek başına iktidara inanıyor” dedi

NÜKTEDAN BİR YAKLAŞIM:

Özgürgün: Tufan bey televizyona çağırıyor. Ben de yok diyorum. Benim de onun da görüşlerini herkes biliyor. Bunun televizyonda yapılması tekrardan başka bir şey değil. . Televizyonda bunları bunları yaptım deme niyetinde değilim. Brifing konusu biraz da nüktedan bir yaklaşımdı. O da bana cevap verdi. Siyasetin güzelliği

 Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün, bir buçuk yıllık kısa Ulusal Birlik Partisi Demokrat Parti hükümetinin ülkede önemli icraatlar yaptığını ifade ederek halktan bu bir buçuk yılı beş yıla yaymak adına izin istediklerini belirtti. Ulusal Birlik Partisi olarak Meclis yapısının kendilerini zorladığını ifade eden Özgürgün, melis yapısı içerisinde daha güçlü yer almak adına 9 aylık hükümetten vazgeçtiklerini belirtti.

Özgürgün, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman ile son günlerde yaşadığı “brifing” atışması ile ilgili olarak ise “Tufan bey televizyona çağırıyor. Ben de yok diyorum. Benim de onun da görüşlerini herkes biliyor. Bunun televizyonda yapılması tekrar olur. Televizyonda bunları bunları yaptım deme niyetinde değilim. Brifing konusu biraz da nüktedan bir yaklaşımdı. O da bana cevap verdi. Bu güzel bir şey” ifadelerini kullandı.

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Hüseyin Özgürgün, Havadis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Başaran Düzgün ve Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi ve Haber Editörü Bertuğ Topal’ın sorularını yanıtladı.

özgürgün1

 Soru: Genel bir değerlendirme ile başlayalım. Seçim için son 23 gün kaldı. Ulusal Birlik Partisi’nin seçim kampanyası nasıl ilerliyor?

Özgürgün: Genel olarak seçim kampanyamız memnuniyet vericidir. Seçimin genel gidişatı ile ilgili de durum iyi. Bir ülkede başbakansanız seçimin tümünün düzgün gitmesini sağlamak, sağlıklı ilerlemesi önemlidir. Herkes kampanyasını yapsın, istediğini söylesin, herkes eleştirisini yapsın. Bu ortamın sağlıklı bir ortamda yapılmalı. Daha önce de olduğu gibi bu dönemde de KKTC’de seçimler çok olgun ve demokratik ilerliyor.

Bizim açımızdan da seçim süreci iyi gidiyor. Beklediğimin de üzerinde bir iyi gidişat var. Parti içerisinde birlik beraberlik sağlanmış durumda. Çok yüksek katılımla yapılan aday yoklamasının en ufak sorun yaşamadan tamamlanması partiye de bir güven ve istikrar getirdi. Üzüldüğümüz bazı kayıplar olmasına rağmen sağlıklı bir düzgün bir ortamda geçirmeye çalıştık. Arkasından kampanya başladı. Doğal olarak görsel bir yönü vardır. Afişler, reklamlar, toplantılar ve nutuklar başlamış oldu. Bu noktada da ilgi ve alaka iyi düzeydedir. Bir yıllık süreçte bir çok yere gittik çünkü bu süreç bir anda oluşmaz. Seçime 3 gün kala ölçemezsiniz tansiyonu, bunu 1 yıl önceden ölçmeye başlarsınız. Memnuniyetsizlik görmedik, memnunluk derecesini de seçim sandığında göreceğiz.

Soru: Ulusal Birlik Partisi olarak 7 Ocak’ta kurulacak seçim sandığından beklentiniz nedir?

Özgürgün: UBP bu seçimde birinci parti olma hedefiyle yola çıktı. Her ne kadar de tek başına iktidar hedefini koymuşsa da aslında birinci parti olma ilk hedefini gerçekleştirmek üzere biz çalışmalara başladık. 2013 kurultayında verdiğim sözde arkadaşlara şunu söylemiştim: ‘Tek aday olursam başkanlığa aday olurum.’ Onlar da bana ‘peki tek adayı destekleyelim ama genel başkan olarak da hedef koymanız lazım’ demişti.

Hedef olarak o dönemde ilk seçimlerden birinci parti olarak çıkmayı koymuştuk. Çünkü o gün yaklaşık üçüncü duruma düşmek üzere olan bir partiyi devralmış durumdaydık. 2013 Ağustos’ta verdiğim sözü gerçekleştirmek için ben birinci parti olma hedefini koydum. Ama bugün gelinen noktada tek başına iktidar hedefini koyacak bir pozisyonun oluştuğunu görebiliyorum. Bu seçim sisteminde bölünmelerden dolayı ciddi oylar almak gerekiyorsa da bugün sokağa çıkıp birisine deseniz ‘x’ parti tek başına gelecek güler. Ama Ulusal Birlik Partisi tek başına gelebilir deseniz olabilir diyecek durumdadır.

Soru: Ulusal Birlik Partisi’nde taban ve milletvekili adayları tek başına iktidara gelebilecek motivasyona sahip mi?

Özgürgün: Gün geçtik sonra bu motivasyonu daha fazla yakaladıklarını görüyorum. Çünkü halk arasında da konuşulur duruma geldi bu durum. Normal olarak siz parti içerisinde konuşmazsınız genel ortamlarda da konuşursunuz. Hangi ortam konuşursanız konuşun sizi etkiler. Ulusal Birlik Partisi’nin tek başına iktidara gelebileceği konuşulduğuna göre demek ki oraya doğru bir inanış da başlamıştır.

Soru: Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Tufan Erhürman ile bir ‘brifing’ atışmanız oldu. Aynı kürsüden cevap verdi o da size. Neden böyle bir ifade kullanma ihtiyacı duydunuz?

Özgürgün: Tufan bey karşılıklı toplantılara davet ediyor. Ben de diyorum ‘yok’. Çünkü benim söylediğimi de Tufan beyin söylediğini de herkes biliyor. Orada Meclis kürsüsünde de yapıyoruz. Bunun televizyonda tekrarladığımızda bu tekrara girer. Çıkıp televizyonda bunları bunları yaptım deme niyetinde değilim. Biraz da nüktedan bir yaklaşımdı bu. O da bana cevap verdi. Bu güzel bir şey. Siyasetin bir yerde biraz böyle nükte yapılarak bir şekilde parti başkanları karşılıklı konuşabilir. Ama bunun hoşgörü içerisinde olmalı ve yaralayıcı olmamalı. Benim saygı duyduğum bir parti başkanıdır Tufan bey.

Soru: Genel olarak seçim kampanyalarını nasıl görüyorsunuz? Düzey olarak kötü ya da iyi olarak değerlendirmek gerekirse nedir durum?

Özgürgün: Düzeyin en çok bu kadar olmalı. Ne yapacağımızı ne yaptığımızı anlatmak daha doğru olur. Siyasetin üst düzeyinde bu düzeyin tamam olduğunu düşünüyorum. Sorumlu pozisyonda olanların üslubu düzgün olmalı. Şu anki üslubun seviyeli olduğunu düşünüyorum.

 Soru: Hükümette olan bir başbakan olarak bundan sonraki süre için halka ne vadediyorsunuz?

Özgürgün: Baktığınız zaman bir buçuk yılda bir şeyler yaptık. Herşeyi yaptık diyemem çünkü herşeyi yaptık dersek megaloman oluruz. Ama bir buçuk yılda hükümet bir çok yere ve sektöre dokundu. Başbakanlığı devraldığım zaman sıkıntılar belliydi. CTP-UBP hükümeti bozulurken o sıkıntıların varlığından biz hükümeti götüremedik. Bir önceki hükümetin içerisinde genel başkanların bulunmaması yapının sürdürülebilirliğinin zorlanmasına neden oldu. Olağan üstü bir hükümetti ve ilk defa ülkede böyle bir hükümet kurulmuştu. Alınacak kararların gecikmesi genel başkanların hükümette olmamasından dolayıydı. Sonuçta mali protokolün imzalanmaması ile mali sıkıntı da ortaya çıkınca hükümet devam edemedi. Arkasından başbakanlığı devraldıktan sonra ne yapabileceğimize baktık. Bir maliye yapıyı düzeltmek gerekiyordu bir de piyasanın rahatlatılması için devletin borçlarının ortadan kaldırılması gerekirdi. Buralara parmak bastık. Çiftçinin hayvancının bütün alacaklarını fazlasıyla ödedi. Geriye dönük borçları tamamen ödedik. Bunun içerisinde emeklilerin ödenmesini bir tarafa bırakın reel sektörün borçları da kapatıldı. Hükümet siyasal sosyal yapıya da ciddi şekilde dokundu. Lefke’nin ilçe olması 40 yılı geçmiş bir sürede Lefkeliler için önemli bir dokunuştu.

Yargıya yaptığımız dokunuş önemliydi. 40 yılın ilk defasıydı bu da. Oradaki sorunlara ilk kez bu kadar üst düzey dokunduk. Özlük hakları ile birlikte yargıçlar kendisini bu kadar rahat hissediyordur.

Devlette iki tane çok önemli nokta var. Biri yargıdır ki burada bir iyileştirme yaptık, ikincisi de sosyal güvenliktir. Sosyal güvenliği sağlam basmayan bir ülkede insanlar kendilerini güvende hissetmez. Şu anda sosyal güvenlikte sağlam basan bir sosyal güvenlik sistemi yarattık. Geleceğin en az 25 yılını rahat geçirebilecek ve çevirecek bir duruma geldi.

Bunu yaparken eksikler yok mudur vardır. Onların da yapılması gerek. Bir buçuk yıl içerisindeki bir hükümetten bahsediyoruz. Bir buçuk yılda o sıkıntıları alıp buraya getirebilmek, denk bütçeyi sağlamak önemlidir. Asgari ücrete hükümet döneminde yüzde 30 zam yaptık. Bunu eleştiren Ticaret Odası başkanı şimdi CTP’den adaydır.Ki onların bunu desteklemesi gerekirken. İlk defa bu kadar rahatlatıldı çalışan. Aynı şekilde memur, öğretmen ve emekliler tüm artışlarını zamanında aldı. Tarihinde ilk defa öğretmen hazırlık ödeneğini zamanında aldı. Denk bütçe yaparken kimseyi geri bırakmadık. Halktan tepki olarak kötü bir tavır görmüyoruz. Halk bize bir buçuk yıldan sonra 5 yıl için de bir zaman verilsin başka projelerimiz var. Daha iyi bir ekonomi yaratmalıyız. Bütçede harcamalarımızı çok kıstık. Devlet harcamaları kısıldı vatandaşa verildi. Çalışana ve bütün kesimlere dokunmak suretiyle bir ortam yarattık. Bu dönemde sadece spora yapılan yatırımlar 10 kat arttı. Diğer alanlarda da böyledir, ancak bir çoğu seçim sonrasında görülebilecek yatırımlardır. Projelerin bazıları başladı, bazıları da başlamak üzeredir. 9 ay daha kalıp sıkıntı çekmek yerine daha güçlü daha etkili projelere imza atacak bir meclis yapısı yaratmak istiyoruz. Meclis yapısı da bizi bu dönemde çok zorladı. O yapı içerisinde devam etmektense daha güçlü gelmek adına 9 ay daha oturabileceğimiz koltuktan vazgeçtik.