Köşe Yazarları

Daha çok senaryo yazacağız, çok…


200 milyona yakın hali hazırda 2013- 2015 Protokolü’nden kaynaklı kullanılmayan bir para var.

Reform olarak öngörülen adımlar atılmadı diye, bekliyor.
Maaşlar ödendi.
13’üncü maaşların ödenmesi ise bir belirsizlik içerisinde…
Aynen üretici ödemeleri gibi.
Bekleyecek…
Neyi?
KKTC ve TC devletleri arasındaki uzlaşıyı.
“Reform kaleminden” faydalanmak için TC- KKTC arasında imzalanan anlaşmalara bakmak gerekir.
Kamu görevliler yasası…
Çalışma saatleri…
Yerel yönetimler reformu…
Su…
Bu konularda adım atılması kaçınılmaz, eğer reform kaleminden bir beklenti varsa…
Su en ciddi kaynak yaratacak konuydu.

Hükümet, bunu dikkate alarak, “Aralık sendromu” ile hareket etti.
“Su” kurtarıcı olarak görüldü.
2015 Nisan’ında Türkiye hükümetinin KKTC hükümetine yazdığı ve KKTC’in de yazılı cevap vermediği metin dikkate alındı, “masaya gelin” diyerek, Türkiye’den bir heyetin adaya gelmesi sağlandı.
Özkan Yorgancıoğlu hükümeti döneminde siyasi teamüllere de aykırı bir şekilde cevap verilmemişti… Eski defter açıldı.
Resmi yazışmalarla sürecin başlaması kararlaştırıldı.
Kıbrıslı Türklerin hassasiyeti de gözetilerek, Türkiye ile müzakerelere başlandı.
Önerilerin büyük bölümü de Türkiye tarafından kabul edildi.
Geçtiğimiz hafta Türkiye'den bir ekip KKTC'ye geldi ve resmi müzakereler, elçilikte devam etti.
Maliye Bakanı ve CTP genel sekreteri elçilikte yer alan toplantılara katıldı. Erhürman toplantıda hukuki katkılar yaptı.
Türkiye kanadı, "yönetimin tamamen Kıbrıslı Türk'lere bırakılmasını" kabul etti ve ortaya bir metin çıktı.
Suyu yönetme görevi Su İşleri Dairesi'ne verilecek kararı alındı.

Kıbrıslı Türklerin su idaresi ile ilgili düzenleme yapması halinde, yeni bir kurum da gündeme geldi, ki bu da özerk su kurumu…
İhale Lefkoşa'da açılacak… MİK süreci yönetecek…
Türkiye ihale sürece müdahil olmayacak şekilde uzlaşıldı.
Bu kez belediyelerin su üzerinden mülkleri gündeme geldi.
Yerel yönetimler dışlanamazdı.
Çözüm önerisi şu: Su Kurumu'nun yönetiminde belediyeler yer alacak ve belediyelerin yereldeki su sorumluluğu ülke geneli düzeyine çıkacak…
Bu da kabul edildi…
Ardından da gündeme sudan elde edilen yerel gelir geldi.
Mevcut su gelirlerinin üzerinde olacak şekilde bir düzenleme yapıldı, "cirodan katkı" formülü geliştirildi.
Belediyelerin su konusundaki uzman personelinin kullanılması, su ile birlikte tahsil edilen kanalizasyon, aydınlatma gibi vergilerin sekteye uğramaması gibi konular da gözetildi.
İhale bir yılda bitecek…

Bu sürede DSİ suyu belediyelerin depolarına aktaracak…
Bu sayede elde edilecek gelir belediyelerin borçlarını ödemesinde kullanılacak.
Belediyelerin bu sürece onay vermesi ve sisteme dahil olması ise şart olarak kondu.
Teknik şartname hazırlanmadan önce, belediyelerin pozisyonlarını belirlemesi de şartlar arasında yer aldı.
Öngörülen yatırımlar dikkate alınarak, su fiyatı belirlenmesi ve en uygun su fiyatını verecek şirkete ihalenin verilmesi karara bağlandı.
Hükümet bu konuda Türkiye teknik ekipleri ile uzlaştı.
Hükümetin uzlaşısı CTP PM'ye götürüldü.

Türkiye  versin mi? Mecbur mu?
Şimdi gelinen nokta bu…
“Nasıl olsa Türkiye suyu getirdi, parayı da verecek, yat8ırımı da yapacak, biz de yöneteceğiz…”
Böyle olmaması gerektiği muhakkak.
Yöneteceksek, gereğini de yapacağız.

Ne olacak?
Masada hükümet adına varılan uzlaşı, 200 milyon TL’lik krizi de çözecek nitelikteydi.
Hem maaşlar, hem 13’üncü maaşlar hem de üretici ödemeleri için gereken kaynak, hemen sağlanacaktı.
13'üncü maaşlar bugün içim riskte.
Hükümet bugün ancak da maaş ödeyebildi.

Türkiye esner mi?
Türkiye hükümetinin muhatabı, KKTC hükümeti.
CTP PM’nin “hayır” demesinin Türkiye hükümeti için bir hükmü yok.
Masada uzlaşıldı ve kalkıldı…
Şimdi CTP- UBP hükümeti bir cevap verecek.
Türkiye de bu cevabı muhatap alacak.
Öyle ki, UBP ve CTP başkanları dün itibarı inisiyatif üstlendi.
“Krizi siyasi risklerimiz çözecek” konusunda uzlaşıldı.
Türkiye'nin tavrı henüz belli değil.
Türkiye esnemezse, erken seçimli ya da erken seçimsiz bir değişim süreci olacak.
Eğer Türkiye esnerse…

İşletmede belediyelere ortaklık gündeme gelecek…
Ortaklık oranına göre kar payı alacaklar, bu da gelirlerinde ciddi bir gerileme olacak, şirket kar edene kadar belediyeler kar payı alamayacak.
Türkiye mevcut durumu kabul ederse…
Yeni programa alt yapı yatırımlarını da koyacak.
Kıbrıslı Türkler kendi kendilerine yeten, gerekli yapısal sorunlarını düzelten, alt yapı yatırımlarını yapabilen bir noktaya gelmediği sürece, biz daha çok senaryo yazacağız…




Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı