Poli

Çünkü Çok Değerlisiniz







Zaman zaman  sınırlarınızın zorlandığını, yapmak istemediğiniz şeyler için sıkıştırıldığınızı hissettiğiniz oluyor mu? Peki ya başkalarını, belki de en yakınlarınızı-aileniz ya da arkadaşlarınız, belki de patronunuzu- memnun etmek adına istemediğiniz şeyleri yaptığınız oldu mu ya da oluyor mu? Ya da tam tersi başkalarını mutsuz etmemek adına vazgeçmeyi seçtiğiniz şeyler, fedakarlıklarınız?




Paylaşmak, birileri için kendinizden bir şeyler vermek ya da almak güzel elbette. Ancak her zaman değil.



Kültürel olarak hayatlarımızı paylaşmayı seviyoruz, ancak ilişkiler söz konusu olduğunda nerede durmamız gerektiğini bilemiyoruz genelde. Başkalarının hayatlarına karışabiliyor, onlar adına kararlar alabiliyor, başkalarının bizim hayatlarımıza izinsizce giriş çıkışlarına- bir izleyici gibi müdahale edemeden- seyirci kalabiliyoruz.

Kişisel sınırlar hem sağlıklı ilişkiler hem de stresten uzak bir hayat için gerekli ve önemli. Sınırlarımızı belirlemek ve korumak bir beceri; ancak pek çoğumuz bu beceriyi öğrenememişiz hala, çünkü yaşam tarzımıza biraz yabancı. Aslına bakarsanız sınır belirleme pek çoğumuz için yeni bir kavram. Sadece uygulamaya kalkmak değil özellikle bizimki gibi iç içe geçmiş hayatlar sürülen toplumlarda başkalarının sınırlarıyla karşılaşmak da bizi zorlayabiliyor. Karşılaştığımız yeni duvarlar-kişisel setler- karşısında engellenmiş hissediyor, öfkeleniyor, sınırları zorlamaya yeltenebiliyoruz. Dolayısıyla ilişkilerin gidişatı da tehlikeye girebiliyor. Açık olmak gerekirse kişisel sınırlarınızın olması ve başkalarını bu sınırların dışında tutma çabanız bazı ilişkilerinizin sonlanmasına neden olabilir. Bu konuda endişelenmeniz gerektiğini söyleyemem, bu duruma yazının sonunda siz karar verebilirsiniz.

1cizgi

Sınırlarınızı belirlemek kısmen de olsa başlarda sizi zorlayabilir. Sağlıklı kişisel sınırlar demek kişinin kendini bilmesi, maddi ve manevi olarak alma-verme limitlerinin ne olduğunu anlaması demek. Başkalarını memnun etmek değil önceliği kendi huzuruna ve mutluluğuna vermek demek. Bunu kendi arzularınız için başkalarını incitmek, ötelemek anlamında yorumlamamalısınız. Zaten sınırlar söz konusu olduğunda bu durumun bencillik olarak yorumlanmasının, ya da başkalarının sınırlarını zorlama hakkını kendimizde görmemizin en önemli nedenlerinden biri de empatik farkındalıkla bu ayrımı yapamıyor olmamız maalesef. Kendi sınırlarımızı belirlemek, başkaları için ne kadar fedakarlık yapabileceğimizin limitlerini belirlemek dolayısıyla da başkalarından bizim için bir şeyler yapması konusunda da kendimize limitler koymak demek bir yerde.

“İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara.” demiş atalarımız. İstemekte sorun yok ama isteklerin -ne olduğu önemli değil- karşılanmaması olay! Verme konusunda sınırı olmayan bir toplumuz, durum böyle olunca talepkarlık konusunda da durmamız gereken yeri bilemiyoruz maalesef; belki de bu nedenle bu kadar fazla veriyoruz. Sınırlarımızla karşı karşıya kalanların bu durumu anlayışla değil öfke ile karşılaması da şaşırmamamız gereken bir durum. Maalesef bu kavrama kültür olarak yeni olduğumuz için başkalarının taleplerini geri çevirmek reddedildiğini düşünen kişi tarafından bencillik olarak yorumlanabiliryor.  cizgi

Toplumsal olarak başkaları ile işbirliği içinde olmak, yardımlaşmak ve paylaşmak her birey için kendini iyi hissettiren bir yandan da durumu kurtaran özelliklerimizden. Ancak bu özellikler bazen ilişkilerimizde bağımlılığa dönüşebiliyor ve sözkonusu olan al-ver etkileşimi sonucu sağlanan çıkarlar olunca sınırlarımız kolayca esneyebiliyor. Bu “vericiliğin” temelinde sadece maddi beklentiler değil sevilmek ve kabul görmek gibi duygusal beklentiler de olabiliyor. Masum gibi görünen çıkarlarımız ise ilişkilerimizi güçlendirmek yerine zayıflatabiliyor.  Diğer yandan kişisel sınırlarımızı korumaya çalışmanın karşı tarafı incitebileceği düşüncesi de bizim bu konuda ikilem yaşamamıza neden olabiliyor.

Eğer sağlıklı sınırlarınız olursa, kendiniz için en iyinin ve gerekli olanın farkında olursanız yani, suçluluk duymaz, karşı tarafı kaybetme kaygısı yaşamaz ve yapılması gerektiğini düşündüğünüz şeyi yapabilirsiniz. Peki nasıl sağlıklı sınırlar belirleyebilirsiniz?

  1. Kendi limitlerinizi belirleyin.

İyi sınırlar belirleyebilmek için önce nereye kadar ve neye dayanabileceğinizi belirlemelisiniz. Fiziksel, duygusal, zihinsel olarak limitlerinizi tanımlamalısınız. Tahammül ve kabul sınırlarınızı, sizi neyin rahatsız edeceğini netleştirmek size yardımcı olacaktır.

  1. Duygularınızın altında yatan nedenlere odaklanın.

Eğer birinin sizden talep ettiği şey rahatsız hissetmenize neden oluyorsa bu karşı tarafın sınırlarınızı geçtiğinin göstergesi olabilir. Peki bu durumda huzursuz mu hissediyorsunuz yoksa suçluluk mu?  Bu rahatsızlık aslında yapmak istemediğiniz bir şey karşılığında uzun vadade bu ilişkiden sağlayacağınız kişisel çıkarınızın engellenecek olmasından kaynaklanıyor olabilir. Bu huzursuzluğun altında yatan nedenlere odaklanın ve bir liste hazırlamayı deneyin.

Sınırlarınız konusunda diretmeniz kaygı ve korku hissetmenize neden olabilir. Direnciniz bazı ilişkilerinizin sonlanmasına ya da aranıza mesafe girmesine neden olabilir. İkili ilişkilerinizin zarar görececğini düşünüyor, kaygılanıyor ve sınırlarınız konusunda ikilem yaşıyor da olabilirsiniz. Endişeli ya da üzgün hissetmeniz normal ancak şunu belirtmeliyim ki sağlıklı ilişkilerde alıcı ve verici arasında mutlaka bir denge sağlanır.

Karşılaştığınız tepkiler huzursuz hissetmenize, kendinizi sorgulamanıza neden olabilir. Bunun normal olduğunu kendinize hatırlatın, bu duygular yeni duruma alışıncaya kadar sürecin bir parçası, endişelenmeyin. Eğer siz limitlerinizin arkasında durmak istediğiniz zaman ilişkilerinizde sorunlar başgösteriyorsa, bırakın göstersin. Eğer ilişkiniz sonlanıyorsa zaten çıkarlar üzerine kuruluymuş, bırakın gitsin. Derin bir nefes alın ve kendinizle gurur duyun, zamanla bu da geçecektir. Sınırlarınızı belirlemeniz ve aldığınız kararların ardında durmanız yanlış değil ve tutarlı bir şekilde devam ederseniz hem siz hem de çevreniz bu duruma uyum sağlayacaktır emin olun.

  1. Sınırlarınız konusunda açık ve net olun.

Çevrenizdeki insanlar da sizinle aynı düşünceye sahipseler sıkıntı yaşamazsınız belki ama hayat her zaman bu kadar kolay olmuyor. Özellikle romantik ilişkilerde sınırlar konusunu konuşmayı ertelerseniz bu durum ilerde sorunlara neden olabilir. Örneğin ne kadar kendinize ait zamana ihtiyacınız olduğunu ve ne kadar birlikte zaman geçireceğinizi fazla ertelemeden konuşmalısınız.

  1. Sınırlarınıza alışmak için kendinize zaman verin.

Yukarıda da bahsetmiştim. Sınırlar konusunda yeniyseniz bu durum sizi başlarda zorlayabilir. 40 yıllık ailenize, haber vermeden evinize gelmemesini, ya da ablanıza/abinize ilişkilerinizle ilgili yorum yapmamasını söylemeniz yadırganacaktır elbette. Bunun ardına suçluluk, korku ve endişe yakanıza yapışabilir. Başkalarının vereceği tepkilerden korkarak sınırlarınızın ardında duramaz ve diretemezsiniz. Genelde çoğumuz sırf iyi bir evlat/ kardeş/ eş/ arkadaş olabilmek için durumu idare etmemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu ikilemler sınırlarımızı ve gerekliliklerini sorgulamamıza neden olabiliyor.

Bu duruma alışmak için sizin de zamana ihtiyacınız var. Hemen geri adım atmamalısınız. Her seferinde neden bu sınırlara ihtiyaç duyduğunuzu kendinize hatırlatmanız sakinleşmenize yardımcı olacaktır. Sınırlar sadece sağlıklı ilişkilerin değil aynı zamanda, kendinize olan saygınızın da bir göstergesi. Ne kadar önemli ve değerli olduğunuzu fark etmeli, duygularınızı önemsemeli ve kendi iyiliğinizi ilk sıraya almalısınız. Böylece neden sınırlara ihtiyacınız olduğunu anımsamanız da onları korumanız da kolaylaşacak, motivasyonunuz artacaktır.  Bu konuya zaman ayırmalı ve limitlerinizi korumak için elinizden geleni yapmalısınız; çünkü siz çok değerlisiniz.









Başa dön tuşu