Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CUMHURBAŞKANLIĞINA TATAR NEDEN TALİPTİR?

Küçük ülkemizde Cumhurbaşkanı adaylarımızın hiç birinin kendini seçmene tanıtmaya ihtiyacı yoktur çünkü halkın içinde ayan beyandırlar..

Örneğin parmaklarını bile oynatmadan seçim kampanyasını açıklamaları, bildirileriyle götürebilecek kadar.

Tabi o zaman da seçimin tadı tuzu kalmaz. Ama her zaman olduğu gibi böylesi seçimler arifelerinde ve sayelerinde nemalananların, voleyi vuranların, ihale vaadi alanların, kredi koparanların, “işi” bitirenlerin  at oynattığı bir arena kurulur ki zaten hemen her seçimde görüp ellediğimiz de bu arenanın koşucularıyla oyuncularıdır!

HAYIR yanlış anlaşılmaya! Seçmenin iradesini yada seçimleri hafife almıyorum. Sadece diyorum ki şu yukarıda vurguladığım olumsuzluklar nedeniyle her seçim döneminde “KKTC’nin bünyesinde onulmaz yaralar açılır!..”

***

…DÜN yıllar sonra “kadro hareketini” hatırlattığı için CTP Başkanı Tufan Erhürman’dan söz ettimdi. “Tek adamlığa yada tek bir lidere değil, liderliğe ihtiyacımız vardır” diyordu..

Bugün Sn. Başbakan Tatar’a dönüyorum. Henüz siyasi partiler sloganlarını belirlemediler ama Sn. Tatar “bu seçimi kazanmak zorundayız” deyişini adeta sloganlaştırdı..

Seçmene de şu mesajı veriyor: Eğer geleceklerinizi kurtarmak, kalkınma ve istikrar istiyorsanız beni seçin.”

VE ardından Sn. Akıncı’ya yönelik de şunu söylüyor:

“Beş yıldır hiçbir konuda başarılı olmadın!”

ŞİMDİ “hadi bir örnek veriniz” desek mi? Çünkü Sn. Tatar bu çıkışıyla Cumhurbaşkanlığı makamını “icranın başı olarak” nitelendiriyor! Oysa bizatihi görev ve yetki sorumluluğuyla “icranın başı” Sn. Tatar’ın da başında olduğu “Koalisyon Hükümetidir!” Açın Anayasa’yı “Dördüncü Kısmın Birinci Bölümünde Cumhurbaşkanı” yazar okuyun. Mesela Devletin başıdır devamlılığını sağlar” yazıyor ama örneğin bugüne kadar hiçbir Cumhurbaşkanı her yıl bir genel seçim yapılarak devletin canına okunmasını önlemeyi başaramadı! Artı Hükümetin kararlarına bile şerh koyacak yetkide olmadığını görün. Hatta direnç gösterse bile…

Fakat işte bu “yetkisizlik makamına” “mutlaka bu seçimi kazanmalıyız” diyen icranın başındaki Başbakan Sn. Tatar yine de taliptir. Niçin? “Yetkisiz ve sorumsuz olmak için mi?” Görevi süresince ulusal günlerde seramonilere katılmak için mi? Yılda üç dört kez Bayrak Tv. ve Radyosundan ulusa seslenmek için mi?

Yada “Ekonomiyi kurtarmak için mi Cumhurbaşkanı olmak istemektedir? Veya Kooperatifçiliği yaymak!  Üretimi artırmak…

…Nerde Cumhurbaşkanlığı yetkileri nerede bu saydığım sektörler! Dam başında saksağan vur beline kazmayı…

***

UZUN süredir “Başkanlık Sistemini” savunan bir “Köşeci” olarak” düşünüyorum: Düşünüyorum ki Devletin “başı” olarak “Cumhurbaşkanı” Devletin gidişatına, kalkınmasına katkı bile koyamayacak kadar yetkisizdir! Yetkisi ise Anastasiadis’in keyfi oranında müzakerelerden müzakerelere taşınmaktır ki artık o “müzakereleri” sürdürmek bile bölgedeki “çatışma sürtüşme” ortamlarından dolayı mümkün görülmemektedir! Ve Sn. Tatar işte böyle bir makam için aday olarak seçime katılıyor! O halde soralım:Seçilirseniz: Tanınmamış KKTC Devletini mi tanıtacaksınız?

KKTC’i AB’e üye mi yazacaksınız?

Kıbrıs’ın garantör ülke Dışişleri Bakanlarını bir araya getirerek yeni bir çözüm formülü için çalışmalar mı başlatacaksınız?

Yada oluşturacağınız bir referandumla KKTC’i Türkiye’ye mi bağlayacaksınız? Ve ilahi…

YANi diyorum Hükümeti kuramayacak, Bakanları seçip görevlendiremeyecek, kalkınma plan ve programları yapamayacaksanız ama  eğer Cumhurbaşkanı seçilirseniz sizi bekleyen görevler başta “çözümü sağlamak” olmak üzere bunlardır! Uluslar arası ilişkileri sürdürecek , BM’lere koşturacak, AB’de cirit atacak, ayni zamanda KKTC’nin “başkomutanı olmanız hasebiyle Doğu Akdeniz’deki hareket ve hârekâtlardan da sorumlu olacaksınız. Ki artık olay Libya’ya kadar uzanıyor!

…Lafın kısası şu: Sn. Tatar bir iş yapmadığını söylediğiniz Sn. Akıncı’ya karşın “şu yukarıda yazıp vurguladıklarımı” Maraş’ı da kapsamına alarak “ben çözecek, gerçekleştirecek, oluşturacağım” diyorsanız tek oyum var sizindir..