Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

CTP’deki çok seslilik devlet işlerine de sıçradı…

Hem hükümetin, hem CTP’nin içindeki çok seslilik, artık kafa karıştırmaya başladı.

Dün Zorlu Töre’nin Özdil Nami’yi istifaya davet etmesi, tuhaflığın zirvesiydi.
CTP’nin içinde ise son örnek, Başbakan’la Erkut Şahali çelişkisi oldu.
Başbakan’a Bakanlar Kurulu öncesinde Türkiye’de askerlik süresinin kısaltılması konusu hatırlatıldı ve hükümetin bu konuda bir düşüncesi olup olmadığı soruldu.
Başbakan yanıtında, KKTC’nin ölçeğinden, çağ nüfusunun azlığından söz etti ve “dolayısıyla bu konuda rahat davranılma şansı bulunmadığını” söyledi.
Askerlik süresinin kısaltılmasını bile tartışmayan Başbakan’ın, şu an için zorunlu askerliğin tümden kaldırılması gibi bir düşüncesi ya da planı olduğu söylenebilir mi? Bence söylenemez. Eminim Başbakan’ın da başındaki bunca derdin yanına bir de böyle bir tartışma ekleme niyeti yok.
Ancak diğer yandan CTP Milletvekili Erkut Şahali, aynı konuyu değerlendirirken, parti olarak bu konudaki duruşlarının net olduğunu vurguladı ve “CTP askerliğin tamamen kalkmasından yanadır” dedi. Şahali bununla da kalmadı, CTP’nin zorunlu askerlik karşıtı tutumunun ileri götürüleceğini de şu sözlerle vurguladı; “Biz geçmişten beri askerliğin mümkün mertebe azalması ve ortadan kaldırılması, bu süreç içerisinde de profesyonel askerliğin olmasından yanayız. Nitekim gençlik örgütümüz bir önceki hükümete bunu vermişti. Şu anda o öneri kadük olmuş durumda ama arkadaşlarımız yeni bir öneriyi parlamentonun gündemine taşıma aşamasındadır”…
Şimdi bu iki değerlendirme iktidar-muhalefet ya da ideolojik farklara sahip gruplar arasında yapılsa, amenna. Ancak söz konusu olan tek bir parti ve o parti şu anda iktidar partisi.
CTP üst yönetimi ile bazı grupların arasında tartışmalar olduğunu biliyoruz. Zaten tartışmalar kamuoyu önünde aleni yapılıyor. Ancak onlar parti içi grupların tartışması. Benim burada söz ettiğim, izlenen politikalardaki ayrılık. Doğuş Derya’nın yemin olayı, daha sonra TOMA konusunda Başbakan’ın “Halka karşı kullanılmayacak” açıklamasının kendi partisince eleştirilmesi bunun örnekleri. Bu kez de partinin başkanı ve bir milletvekili devletin en ciddi işlerinden biri olan savunma konusunda farklı tellerden çaldılar. İşte orada durmak lazım…
Bu çelişkili açıklamalardan CTP’nin her konuda gizli gündemleri olduğunu, ancak bunları konjonktüre uygun olarak erteleyebildiklerini mi anlayalım. Herhalde öyledir. CTP’nin zorunlu askerliğe karşı tavrını bizler de biliyoruz. Ama görünen o ki, uygulama öyle olmayacak. Bu da demektir ki, Eroğlu’nu verdiği vaatlerin tersini yapmakla suçlayan CTP, şimdi kendisi aynı duruma düşecek. Alın size yeni bir güvensizlik vesilesi.
Muhalefetteki bir CTP’nin iktidarda çizgisinden epeyce tavizler verdiğini, duruma uyum sağladığını bilenlerdeniz. Bunu geçmiş iktidarları döneminde de gördük ve yaşadık. Ancak bu durum devletin işleyişinde bazı tereddütlere yol açma tehlikesini de beraberinde getirmekte. Kendi içinde, izlenecek siyasi yolla ilgili görüş birliğini sağlayamayan bir iktidar partisinin devletin işleyişinde kararlı, istikrarlı politikalar ortaya koyması ne kadar mümkündür ki..?
Bence Sayın Yorgancıoğlu hiç olmazsa grubunu daha sık toplamalı ve hükümet çalışmalarıyla ilgili bilgilendirmeli. Aksi, zaten yerlerde sürünen güven duygusunu hepten yok edecek…

 

YERİN KULAĞI VAR
BASKILARA KARŞI HALKTAN DESTEK:                                                                                                                 
    Serdar Denktaş dün Meclis’te, 2013 bütçesini bitmiş bir şekilde devraldıklarını, iyileştirmelerinse 2014’ten sonra düşünülebileceğini söyledi. Yalnız bunu söylerken “Sivil toplumdan ve Türkiye’den gelecek baskıları aşmak için halkımızdan destek bekliyoruz” ifadesini de kullandı. Denktaş’ın bu sözleri hükümetin içinde bulunduğu ruh halini yansıtır gibiydi…
İKTİDAR MİLLETVEKİLİ, BAKAN’IN İSTİFASINI İSTEDİ: Zorlu Töre, dün Meclis kürsüsünden partisinin ortağı olduğu hükümetin Dışişleri Bakanı’nı istifaya çağırdı. Gerekçesi ise, Rumlara verileceği iddia eden toprakları içeren bir haritaydı. Töre Bakan’ın hükümet ortağıyla ve Cumhurbaşkanı’yla uyumlu olmadığını da savundu. Böylesi bir durumu sanırım tarih ilk defa yazdı. Serdar Denktaş için yeni bir baş ağrısı. İdeolojik temeli bulunmayan DP-UG evliliğinde daha neler göreceğiz bakalım…
DEĞİŞTİRİN YASAYI İNANALIM:  Maliye Bakanı Zeren Mungan, bundan böyle kamuya geçici personel alınmayacağını söylemiş. Sayın bakan, bizim siyasete güvenimiz kalmadı. Hele bir seçim dönemi gelsin, nice sözler unutulur, “yapılamaz” denilenler yapılır… O güveni sağlamanın bir yolu var; geçici istihdamına imkan veren yasayı ortadan kaldırmak… Niyet tamamsa, hiç zor değil… 
BİR DEFADA YANALIM: Ferdi Sabit Soyer, “Böyle olacaksa özelleştirilsin daha iyi” sözüme karşın, “Elektrik özelleşirse Mehmet Moreket gardaşım ızgara kebap olacak. Soruna odaklanalım ve tabulara bağlanmayalım. Özveri ile bu sorunu çözmeliyiz” demiş. Özveriyi sadece vatandaştan bekleyen anlayış sürdükçe, her gün yanmaktansa, bir defada ızgara kebap olmayı tercih ederim…
ÇARESİNİ SİZ BULACAKSINIZ: Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, dünkü Meclis birleşiminde elektrik zamlarıyla ilgili olarak, “olmayan elektrik mi, pahalı elektrik mi?” diye sordu. Biz vatandaş olarak, pahalı olmayan elektrik isteriz. Bunun yolunu bulmak da sizlere düşer. Sizi o koltuklara oturtan millet  zam yapmak için oy vermedi size…
YAPMA ZAROĞLU: Yıllardır bu ülkede var olan vatandaşlık sorununu bahane ederek, hükümeti tehdit eder bir konuşma içine giren Bertan Zaroğlu, UBP döneminde vatandaşlıkların para ile dağıtıldığını ne çabuk unuttu. Bırakın yeni yasa hazırlansın, beğenmezseniz ondan sonra eleştirinizi yaparsınız…
AHKAM KESİYORLAR: Dünkü Meclis toplantısında KTHY konusunda vekiller yine ahkam kesmekten öte bir şey yapmadılar. Herkes birbirini suçlarken, kimin sorumlu olduğu, suçluların kim olduğu konusundaki muamma sürüyor. 3 yıl önce göz göre göre batırılan şirketle ilgili konuşan çok, ancak sorumluluk üstlenen yok… Yoksa sorumlu Meclis’in dışında mıydı?
NİYE İLLE DE YDÜ: Asmaaltı ve Arasta Esnafı Derneği Başkanı Tanju Müezzinoğlu, eski polis binasının Hukuk Fakültesi olarak kullanılmak üzere Yakın Doğu Üniversitesi’ne uzun vadeli olarak kiralanmasını isteyerek, YDÜ’nün binanın restorasyonunu yapabileceğini ve öğrenciler vasıtasıyla bölgenin canlanacağını kaydetti. İyi güzel de niye ille de YDÜ, bu ülkede öğrencisi olan başka üniversite yok mu? Yoksa YDÜ’yü  öne çıkarmanızın başka bir nedeni mi var..?

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                               
Ferdi Sabit Soyer: “Hasan Sertoğlu ve ekibini kutlarım. İsteyen sövsün isteyen saysın. Bu konuda siyasi oyuna gelmesinler, yılmasınlar. İlerlesinler. Sertoğlu’nu eleştirenlerden beklerdim ki Larnaka Havaalanı’nda Fenerbahçe uçağının altına yatsın ve indirmesin. Boşuna kimse ahkam kesmesin. Gençlerimiz yeteri kadar mağdur oldu”…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                         
    Erkan Okandan: Kıb-Tek günün konusu. Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Okandan, yapmayı öngördükleri zammı, Kıb-Tek Yasası’ndaki “tüketim bedeli, maliyetin altında olamaz” maddesine dayandırıyor ve “yasayı ihlal edip, suç işlemeyeceğim” diyor. Yani zamda kararlı. Peki ya o yasada her abonenin tükettiği akımın bedelini ödemesi, yani tahsilat şartı da yok mu? Tahsilatları bir tamam yapmamak, ödemeyenleri dava etmemek de suç değil mi? Kurumun tüm alacağını kuruşuna kadar tahsil edemezse, yine suç işlemiş olacak. Aynen kendinden öncekiler gibi…

Mandıradaki bekçi köpeği, meçhul kişi veya kişiler tarafından vurularak öldürülen Lefkeli Halil Fellahoğlu bu duruma isyan etti