Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

”CTP’de kardeş kardeşi boğazlıyor”

BAŞKANLIĞA “HAYIR” DEMEDİ: CTP Genel Başkanlığı’nın ardından önce Başbakan, ardından Cumhurbaşkanı seçilen Mehmet Ali Talat yeniden partiye dönme kararı aldı. CTP’de “kardeşin kardeşi boğazladığını” söyleyen Talat, buna müdahale edeceğini belirtti. Talat “Başkanlığa aday mısınız” sorusuna, “Oraya da giderse, gider” diyerek niyetini ortaya koydu

“CTP TOPARLANMALI: Talat: CTP’nin derlenip toparlanması lazım. En yakın dostlar birbiri ile kavga eder noktaya geldi. Basına yansıdı, ayyuka çıktı. Hala birlik bütünlük sağlanmış değil. Bu birlik ve bütünlüğün sağlanamadığını her aşamada görüyorum. Bunun için çalışacağım

SORUNLARLA MÜCADELE EDECEK: CTP’deki zayıflıkları görerek, Cumhurbaşkanlığı adaylığından geri adım attığının altını çizen Talat, “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağımı partiye bildirirken, sorunlarla mücadele etme karı aldım. Bunu da partiye bildirdim” dedi

EROĞLU-HÜKÜMET İLİŞKİSİ: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun hükümetle olan ilişkisinin son derece yanlış bir noktada olduğunu söyleyen Talat, bu “Cumhurbaşkanı hükümeti hiç dikkate almıyor. Cumhurbaşkanı tek başına bir şey değildir. Ama hükümet tek başına bir şeydir. Hükümet isterse, Cumhurbaşkanı’nın bütün hayat damarlarını kesebilir” diye konuştu

ÇÖZÜM GÜÇLERİ ZAYIF: Çözüm güçlerinin Eroğlu’nu müzakere masasındaki isteksizliği nedeniyle baskı yaparak perişan etmesi gerekirdi diyen Talat, “Çözüm hareketleri yürürken biz Denktaş’a neler yapmıştık. Denktaş’ı Kıbrıs Türkü’nü temsil etmediği konusunda dünyanın her tarafına şikâyet etmiştik, eylemler yapmıştık” hatırlatmasında bulundu

Baykan GÜRSES ÖZDAĞ
2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs müzakere masasının dağılmasından CTP’ye kadar ülke sorunlarına ilişkin sorularımızı yanıtladı. Kıbrıs Rum tarafının müzakere masasının çekilmesini değerlendiren Talat, diplomaside bunun yapılabildiğini belli dönemlerde dikkat çekmek ya da bir duruma vesile olmak amacıyla yapılabildiğini anlattı. Ancak Talat, Kıbrıs Rum tarafının masadan çekilmesinde esas olanın verimsiz ve sürdürülemez bir tıkanıklığın olmasından kaynaklandığını ifade etti. “Müzakereler verimli olsaydı, kimse masadan çekilmeye cesaret edemezdi” diyen Talat, Kıbrıs Rum tarafının masayı terk etmesi müzakerelerin tıkandığı bir dönemde oldu diye konuştu.
Kıbrıs Rum tarafının Türk savaş gemilerini tehdit olarak görmesi ve müzakerelerden çekilmesini yorumlayan Talat, “Bugün verimsiz bir görüşme süreci olduğu için savaş gemilerinin varlığını gerekçe yapabildiler” dedi. 

CTP içinde yaşanan sürece ilişkin de alacağı tavrı anlatan Talat, daha aktif bir rol alacağına işaret etti. CTP içindeki kavgaların kendisini üzdüğünü ve bunun toparlanması ve düzeltilmesi gerektiğini söyleyen Talat, bu süreci gördükten sonra daha aktif rol almaya karar verdiğinin altını çizdi. Talat, “Kardeşler birbirini boğazlıyor, parti içi bütün ilişkilerde sorun var. O zaman daha aktif olmanın gereği bu olur” dedi.

“Eroğlu çözüm istemiyor”
Soru: Cumhurbaşkanlığı, çözüm için yeteri kadar bir çaba ortaya koyabiliyor mu?
Talat: Eroğlu, iki gün önce Rumların masadan çekilmesinden önce çekilirlerse itirazım olmaz demişti. Ondan sonra da gelirlerse görüşürüz dedi. Bu istemediğini gösterir. Çözümü elimden kaçırdım endişesi içinde olan bir adamın tavrı böyle mi olur. Gayet belli, her şey ortada, Eroğlu çözüm konusunda endişe duymuyor.

Soru: Kuzey Kıbrıs’taki çözüm güçlerinin bu olaylar karşısındaki sessizliğinin sebebi nedir?
Talat: Kıbrıs Rum tarafının masadan çekildim demesinden çok önce çözümsüzlüğün bu şekilde devam etmesi tepki çekmeliydi. Bu aşamada değil. Bu aşama onların sonucudur.
Yani tepkiler Eroğlu’na, gerekirse Rum tarafına da olmalıydı. Ama bizim tepkimiz Rum tarafına yönelik olduğunda bir etki yapmaz. Bizim tepkimiz Kıbrıs Türk tarafına olursa etki yaratır. Sivil toplum örgütleri ve sendikaları aradım, kaç defa, Eroğlu’nun çözüm istemediğini söyledim ‘farkındayız’ yanıtını aldım. Tepki gösterin dedim. Ben yaparsam siyasi olduğum için farklı algılanacaktı. İlk zamanlarda yaptığımda en yakın arkadaşlarımdan bile bana ‘seçimi kaybettin de ondan böle davranıyorsun’ diyenler oldu.
Eroğlu 5 ay çapraz oy konusunu görüştü. Arkasından polis diyerek 5-6 ay da öyle harcadı. Bir tek ilerleme kâğıdı hazırlamadı. Hiçbir konuda yakınlaşma olmadı. Kendisi ilgilenmiyor, her şeyi Özersay’a bıraktı. Özersay da akademik tartışma içinde oldu. Ciddi bir şey yapıldığı yok, her şey ortada… Müzakereler iyi şekilde olsaydı, Türk savaş gemileri gelip taciz yapmazdı, yapsaydı da büyük tepki çekerdi. Bakın şimdi ciddi bir tepki çekmiyor.

“Eroğlu’na baskı yapılmıyor”
Çözüm güçlerinin Eroğlu’nu baskı ile perişan etmesi lazımdı. Çözüm hareketleri yürürken biz Denktaş’a neler yapmıştık. Denktaş’ı Kıbrıs Türkü’nü temsil etmediği konusunda dünyanın her tarafına şikayet etmiştik, eylemler yapmıştık.

Soru: Bu anlattıklarınız bir liderlikle sağlanmıştı. Bugün bunun yapılmayışındaki eksikliğin bu olduğunu düşünür müsünüz?
Talat: Bu bir organizasyon işidir. Bu oluşacak bazı işbirlikleri ve ittifaklarla bir noktaya getirilebilir. Örgütlü gücün çabası ile olur. Buradaki örgütlü en büyük güç CTP’dir. Bir devinimi başlatacak olan CTP’dir. O da hükümettedir. Bazı noktalarda bu engel oluyor ama çünkü hem hükümette olmak, hem de Cumhurbaşkanı ile kavga etmek çok kolay değil. Ama yapılabilir.

Soru: CTP bu devinimi neden sağlayamadı sizce?
Talat: CTP bu süreci derleyip toparlayabilir. Buna konsantre olunursa yapılabilir.

“Dışişleri Bakanı dışlanıyor”
Soru: Hükümet, Eroğlu’nu zorlayıcı bir görev üstelendi mi sizce?
Talat: Bu konuda Rumların masaya dönmesini söyledi hükümet, doğru bir yaklaşım. Eroğlu, Dışişleri Bakanını Saraya bile yaklaştırmıyor. Dışişleri Bakanı, çözüm vizyonu olan biridir. Eğer Eroğlu, halkın iradesi ile seçilmişse hükümet de halkın iradesi ile oluşmuştur. Burada yetki paylaşımına ihtiyaç vardır.
Cumhurbaşkanı ve hükümet bu işi birlikte götürmek zorundadır. Cumhurbaşkanı kısa bir süre önce Dışişleri Bakanının kendi “hık” deyicisi olduğunu söyledi. Bizim masada yaptığımız önerileri savunmakla yükümlüdür dedi. Ona sorarız, görüşlerini alır ve birlikte yürürüz demedi.
Hükümet ve Cumhurbaşkanı ilişkilerini düşünürseniz son derece yanlış bir noktadadır. Cumhurbaşkanı hükümeti hiç dikkate almıyor. Cumhurbaşkanı tek başına bir şey değildir. Ama hükümet tek başına bir şeydir. Cumhurbaşkanı hükümete rest çekemez. Hükümet, cumhurbaşkanının bütün hayat damarlarını kontrol etme noktasındadır. Hükümet isterse bütün hayat damarlarını bir anda keser.
Bu nedenle cumhurbaşkanı hükümetle iyi geçinmeli. Hükümet, Dışişleri Bakanı’nı müzakere masasının mutfağında olmasını istedi, Eroğlu bunu bile kabul etmedi. Cumhurbaşkanı serbest bırakılmamalı, çünkü çözüm istemiyor.

“En yakın dostlar kavga halinde”
Mehmet Ali Talat, CTP’de en yakın dostların dahi bugün kavga eder noktaya geldiğini belirterek, bunun önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Partide birlik ve bütünlüğün sağlanamadığını anlatan Talat, “Buna el atmak gerekiyor” ifadesini kullandı.

Soru: Aktif görev alacağınızı açıkladınız. CTP Genel Başkanlığı’na aday olacak mısınız?
Talat: Bunu zaman gösterecek. Ama CTP’nin derlenip toparlanması lazım. En yakın dostlar birbiri ile kavga eder noktaya geldi. Basına yansıdır, ayyuka çıktı. Araştırma komisyonları kuruldu, bütün taraflar yapılan çalışmalardan şikayetçi. Hala birlik bütünlük sağlanmış değil. Bu birlik ve bütünlüğün sağlanamadığını her aşamada görüyorum.
O zaman buna el atmak gerekiyor. Bununla ilgili kaygısı olan insanların partinin bu zayıflıklarını görüp, tedbir alınması için çalışması lazım. Ben de bunu ifade ettim, daha aktif olacağım diyerek. Ama bu illa parti başkanlığı anlamında olmayabilir. Ama ona da giderse gider. Bunu süreç gösterecek.

Soru Böyle bir süreç ve talep var mı?
Talat: Talep çoktan beri var. İlk başlarda Cumhurbaşkanlığının hemen arkasından bunun doğru olmayacağını düşünerek kabul etmedim. Ama partinin bu hale geleceğini de doğrusu düşünmemiştim. Kardeşler birbirini boğazlıyor, parti içi bütün ilişkilerde sorun var. O zaman daha aktif olmanın gereği bu olur.

Soru: Bu açıklamayı neden şimdi yaptınız? Partinin sizi Cumhurbaşkanı adayı olarak göstermemesinden dolayı mı?
Talat: Cumhurbaşkanlığı adaylığından ben vazgeçerken, zaten daha aktif olacağımı bildirdim. Onu ifade etmiş oldum. Adaylık sürecinde partinin zayıflıklarını daha yakından gördüm. Onun üzerine bu kararı aldım.

Soru: Çok acı çektim dediniz, ne demek istediniz?
Talat: Partide bu kadar sıkıntı olduğunu bu dönemde gördüm. Bu dönemde adaylık konusunda benim hoşuma gitmeyen gelişmeler oldu ve ben böyle bir düşünceye kapıldım durumu değildir bu kastettiğim. Bu dönemde parti içi ilişkilerin ne kadar ciddi şekilde tamire ihtiyacı olduğunu gördüm.

Soru: İlk kez mi böyle tartışmalı dönemler yaşandı?
Talat: Hayır, daha önce de yaşandı. Ama ilk defa kamuoyu önünde bu denli tartışıldı. Bu kadarı da olmaz dedirtecek kadar…

Soru: Parti başkanı olsaydınız bunların yaşanmasına müsaade eder miydiniz?
Talat: Bilmem.

“Usulsüzlüklerin üstüne sünger çekildi”
Soru: Hükümetin performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? CTP size göre iyi bir hükümet yöneticiliği yapabiliyor mu?
Talat: Yapılması gerekenler var, sözler var, yapılamayanlar var. Örneğin hesap sorulacaktı. Olmadı. Yolsuzluğun, usulsüzlüğün üstüne sünger çekildi. Bilerek değil, yapılmayarak, hesap sorulmayarak.

Fotoğraflar: Ahmet Vamık