Köşe Yazarları

CTP VE TDP’YE







Eğer Cumhurbaşkanlığı’nda bir kazaya uğramazsa yerel seçimlerle birlikte referanduma sunulacak Anayasa değişiklikleri yerel seçim heyecanına paralel bir heyecan yarattı ölü toprağı serpilmiş toplumsal tartışmalarımızın üstüne.




Özellikle UBP ve DP’nin oluşan kamuoyu baskısından dolayı Anayasa’nın değiştirilmesi gerektiği gerçeğine son dakika kanalize olmaları ve Anayasa’nın değiştirilmesine gidecek referandum için üçte iki çoğunluk aranması gerçeğini kendi görüşleri doğrultusunda kullanmaları sonucu Meclis’teki partilerin tümünün değişikliğe onay verdiği bir referanduma gidileceği pratiğini önümüze koydu.
Bu da halk deyimi ile “kırpıla kırpıla kuşa dönmüş” bir Anayasa olacağı imasını yarattı.
Toplumun tartıştığı temel sorunlar UBP ile DP milletvekillerinin oylarıyla referandum dışı bırakıldı.
Burada meselenin öznesi UBP ile DP’dir.
Buna karşın CTP ile TDP milletvekilleri değişimin başlaması için ta başından gerekli olan komitenin kurulması ve bu komitenin belirli bir disiplin altında çalışıp da değişikliklerin meclis genel kurulu gündemine getirilmesi noktasında başarılı bir şekilde çalıştılar.
Üstüne geçici onuncu madde gibi konuları da ısrarla savundular.
Önlerimdeki seçenek UBP ve DP’ye şunu söylemek olurdu; “Bizim istediğimiz değişiklikleri kabul edersiniz yoksa Anaysa değişmez.”
Böylesi bir tavır takınmaları ciddi bir miktarda absürt olurdu.
Çünkü değişimi isteyen onlardı.
Birkaç maddeyi bahane göstererek retçi tutum sergilemeleri UBP ile DP’ye benzemelerini sağlayacaktı.
Bu da Kıbrıs Türkü’nü ilanihaye bu anayasaya mahkum etmekten başka bir şey olmayacaktı.
Bu açıdan bakıldığında CTP ve TDP milletvekillerini tebrik etmek gerekir.
Eğer Kıbrıs Türkü’ne “Anayasa’yı değiştirebilirim” inancı aşılayacaklarsa ve statükoda bir delik açılmasını sağlayacaklarsa bunu hak ediyorlar.
Acımasızca eleştirilmeyi ve bazı çevrelerin yapmaya yeltendiği aşağılanmayı değil.











Başa dön tuşu