Köşe Yazarları

CTP oy verenleri aldattı mı?


Yeni hükümet hayırlı olsun. Ancak ortaya çıkan oy dağılımı ile hükümet oluşumu pek çok kişide olduğu gibi bizde de hayret uyandırdı. 21 milletvekili ile birinci parti olan CTP’nin Eğitim Bakanlığı’nı DP-UG’ye vermesi sosyal, ekonomik ve en önemlisi siyasi açıdan doğru değildir.
Halkın çoğunluğu, içinde bulunulan durum nedeniyle CTP’ye büyük oranda güvenip oy vermiştir. Sonuçta da meclisin 21 vekili CTP’den olsun demiştir. Oy verenler CTP’nin ideolojisine yaklaşmıştır. Bunun çok iyi okunması gerekirdi ancak bakanlık dağılımında öyle olmadı. Bu yalnızca bu satırların yazarının görüşü değildir, çevredeki pek çok kişinin ortak kanısı.
Kapalı kapılar ardında nasıl pazarlık yapıldığı, hangi güçlerin bu şekilde bir dağılım yapılmasını istediği de hiç önemli değildir (eğer böyle bir baskı yapılmışsa). Politik ilkeler temele alınmalıydı ama olmadı.
Halkın büyük çoğunluğu CTP’ye bu oy oranını verirken onun bağlı olduğu ilkeleri de dikkate almıştır. Yani CTP’nin halkın yanında yer alması, sol ideolojiyi benimsemiş olması, çevreci bir bakış açısını benimsemesi, her türlü eşitlik, adalet ve özgürlük anlayışına sahip olması, uluslararası hukuku benimsemiş olması, ırk, cinsiyet ve her türlü ayrımcılığa karşı duruşta olması gibi. 
Halkın yarısının oyunu alamadı belki ama yarıya yakın bir oy oranı almıştır. Eğer yarıyı almış olsaydı hükümeti yalnız başına kuracaktı. Halk bunu istemedi ama büyük ortak yaptı. Halk kendisini yönetmesi için CTP’ye yetki verdi.
Bu yetki geleceği planlamayı içermekte ve büyük bir sorumluluk gerektirmektedir. Geleceği planlamak da ‘eğitim’le olacak bir iş. Büyük oy oranı almış bir siyasi parti kendi bakış açısını toplumun eğitimine yansıtmalıydı. Yani ülkenin eğitim felsefesini belirlemeliydi. Yeni nesilleri bu felsefeyi referans alarak kültürlemeliydi. Halk oylarıyla bu mesajı verdi çünkü.
Eğitimin uzak hedefinden genel ve özel hedeflerine kadar CTP’nin ilkeleriyle yoğrulacak bir eğitim sistemi yapılandırılmalıydı. Gelecek nesillerin davranış ve tutumlarının bu çerçevede oluşması için yeni bir eğitim sistemi kurgulanmalıydı.
Nasıl bir insan yetiştirilmeli? Sorusunun cevabını halk vermişti. O yüzden CTP’ye 21 vekili uygun gördü. Halk bu noktada yanıltıldı (nazik ifadeyle).
• Ben değil biz diyebilen
• Adam kayırmacılık zihniyetinden uzak, herkesi kucaklayabilen
• Kendi çıkarları için her şeyi mubah gören değil, tüm halkı bir gören
• Dini değil bilimi referans alan
• Barışı temel değer kabul eden
• İnsan haklarını en üstün değer kabul eden
• ‘Halka rağmen’ hiçbir uygulamanın doğru olmadığını kabullenen
• Aldatılmayı asla kabul etmeyen
• Haklarını koruyabilen
• Demokrasinin her alanda en doğru ve geçerli değer olduğunu içselleştiren
• Her türlü ayrımcılığa karşı duran
• Çocuk ve kadın haklarını savunan
• Hayvan haklarını temel alan
• Çevreye saygılı

Bireyler yetiştirmesi için halk, birinci parti olarak CTP ve onun ilkelerini onaylamıştı.
Gelin görün ki halkın isteği doğru okunmadı ve eğitim bakanlığı küçük ortağa verildi. Halkın oylarıyla tutarlı bir uygulama da sergilenmiş olmadı.
Öte yandan sayın eğitim bakanının doktor olmasına sevinmeli. Belki eğitime vuracağı neşter yukarıda değinilen ilkelerle tutarlı olur. Tıp doktorluğu da müthiş bir alan doğrusu! Kanımca üniversitelerin tıp doktorluğu dışındaki diğer bütün alanları artık kapatılmalı. Nasıl olsa tıp doktorluğu mesleği eğitim, ekonomi, tarım, hayvancılık, mühendislik, bayındırlık, imar, kamu, çevre, doğal kaynaklar ve bilimum alanları da kapsıyor. Diğer alanlarda dirsek çürütmek boş ve bir işe yaramıyor. Varsa yoksa tıp, gerisi hikaye.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı