Ne yazık ki CTP-UBP hükümet programının, eğitim sistemiyle ilgili anlayışı gelecek için umut verici değil. KKTC eğitim sisteminin problemlerine çözüm getirecek anlayışı barındırmıyor. Eski programlar gibi yuvarlak cümleler ile geçiştirilmiş. Büyük olasılıkla hükümet programı bugün (27 Temmuz) Meclis’te kabul edilecek. Eğitim problemlerinin çözüme kavuşması ise bir başka bahara…
Program, kültürü sanat olarak görüyor. Bu hata da KKTC eğitim sisteminin yıllardan beridir süregelen en büyük problemidir. Halbuki kültür en genel anlamıyla “bilgi” demektir. Bilginin araştırılıp sistemleştirilmesi ve her kademedeki öğrencilerin gelişim düzeylerine göre aktarılması için “kültür” araç olarak görülmeli. Bu nedenle de eğitim ile kültür yapışık ikizleri oynamalı. Ancak program bu anlayışı barındırmıyor. Program ve CTP-UBP hükümetinin kültürü eğitim bakanlığı bünyesi içine almaması da bu açıdan umut verici değil. Yılların hatası programda tekrarlanmış oldu.
Program, yönetim ve siyasi felsefe açısından merkeziyetçi eğitim sistemi ile çelişkiler de barındırmaktadır. En ilginci her okulun misyon ve vizyonunu kendisinin belirleyeceğidir. Eğitim yasasında her kademedeki okulun amaçlarının yani misyon ve vizyonunun ne olacağı belirlenmiştir. Kısacası yasa ile program çelişki içerisindedir. Yasaya rağmen misyon ve vizyonu her okul nasıl belirleyecek?
Diğer taraftan siyaset, her okulun kendisinin belirleyeceği misyon ve vizyona nasıl katlanacak? Misyon ve vizyon siyasete ters bir anlayışta olursa uygulanmasına izin verecek mi?
Okullardaki kadroların iyileştirilmesi açısından da yenilik yok. İlkokullara Psikolojik Danışman ve Rehber uzmanların da atanması için neler yapılacağının ipuçları yok.
Umut verici bir amaç olarak “özel eğitim yasası”nın 18 ay içerisinde çıkarılacağıdır. Özel eğitim yasası daha önce iki yıl çalışılmış ancak daha sonra rafa kaldırılmıştı. Bazı eller özel eğitim yasasına çok uzanmaktadır. Yasanın programa alınması sevindirici ancak 18 ay sonra takipçisi olacağız. Gizli eller yasanın çıkmasını yine engelleyecek korkumuz var çünkü. Bu nedenle çıkmayacağına doğru ibre daha yakın, izleyip göreceğiz.
Programda en çarpıcı, zihinleri darmadağın eden konu ise kolej olgusudur. Aileleri para olarak sömüren dershaneler ve özel dersçiler 3 yıl daha sömürüye devam edecek. Bazıları da bundan rant elde edecek anlaşılan. Program kolejlerin orta kısmının devam edeceğini, süreç içerisindeki değerlendirme ile kolejlere girişin, ilkokul sonrası devam edeceği belirtilmektedir.
CTP sol felsefede, sosyalist bir parti. Sayın Başkan Mehmet Ali Talat’ın eğitim bakanı olduğu dönemde kolejler herkese açılmıştı. Tam bir fırsat eşitliğine doğru yol alınmaya başlanmıştı. UBP iktidara gelince sağ felsefenin anlayışına uygun olarak fırsat eşitliği ortadan kaldırmıştı. Sadece “zengin çocukları”nın kolejlere girmesi ve daha iyi eğitim alıp, sosyal yaşamda daha iyi meslekleri kapmaları için, eski uygulamaya geri dönmüştü.
CTP kolejleri zengin çocukları dışında kalan çocuklara da açmalı; siyasi felsefesi nedeniyle. Toplumsal sınıf ayrımı yaratan, vatandaşın vergileri ile farklı bir sınıf yaratma yanlışından vazgeçecek uygulamalara imza atmalıdır. Politik felsefesi bunu gerektirmektedir çünkü. Yok eğer politik felsefe değişmişse durum farklı tabi.
Hükümet programını daha detaylı bir şekilde, ilgili kesimler tarafından izleneceği gibi biz de takip edeceğiz. Ancak programdan önce herkesi şaşkına çeviren bir olguyu da aktarmakta fayda var. Eğitim sistemi gelecek için yapılan maddi ve manevi pahalı bir yatırımdır. Gelecekte toplumun nasıl görülmek istenildiğiyle alakalı. İnsan haklarına saygılı, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı duyarlı, hayvan haklarına, çevreye, barışa duyarlı insan profili mi isteniyor yoksa tam tersi insan profili mi?
İnsan profili belirlendikten sonra da adım adım eğitim işe konulur. CTP büyük ortak ve toplumun büyük oranının oyunu, olurunu almış bir siyasi parti olarak, gelecekteki insan profilini oluşturmayı neden istemedi? Kendi felsefesinin zıttı siyasi felsefeye, gelecekteki toplumsal insan profilini oluşturmayı teslim etmeye neden uygun gördü? Esas merak konusu bu. Programın içeriği ikinci öncelikli. Filler ve çimenler olgusu yeniden ve her zamanki gibi hayat buluyor anlaşılan.

Önceki Haber
Sonraki Haber

























