Güney KıbrısKıbrısManşet

CTP Genel Başkanı Erhürman, BM Genel Sekreterine mektup gönderdi


Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, Berlin’de gerçekleştirilecek 3’lü zirve öncesinde BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e iletilmek üzere mektup gönderdi.

Erhürman, mektubu Birleşmiş Milletler (BM) Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spehar’a verdi.

CTP Basın Bürosundan verilen bilgiye göre, Erhürman’a ziyaretinde CTP Girne Milletvekili ve Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros eşlik etti.

CTP Genel Başkanı Erhürman’ın Guterres’e iletilmek üzere verdiği mektup şöyle:

“Ekselansları Sayın Antonio Guterres, Genel Sekreter, Birleşmiş Milletler.

Ekselansları,

1970 yılında kurulmuş olan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Kıbrıs Türk Toplumunun en eski siyasi partisidir. Kuruluşundan bu yana CTP, Kıbrıs adasının bütününde Barış, Demokrasi ve Adalete olan bağlılığıyla bilinmektedir. Ada için sahip olduğumuz vizyon, uzun süredir devam etmekte olan müzakerelerin de temelini oluşturan BM karar ve parametreleri ile uyumlu, sürdürülebilir bir federasyondur. CTP Başkanı olarak, bu mektubu yazmaktaki amacım 25 Kasım 2019 tarihinde sizin ve iki Liderin bir araya gelmesine vesile olan girişiminiz ve mevcut duruma ilişkin bakış açımızı sizinle paylaşmaktır.

2017 yılında Crans-Montana Konferansı sonrası yaşanılan düş kırıklığı ve bunu takip eden süreçte özel danışmanınız Sn Jane Holle Lute tarafından gerçekleştirilen istişarelere rağmen ‘Referans Şartları’ üzerinde bir anlaşma hala mevcut değildir. Bu durum, kapsamlı bir siyasi anlaşmaya yönelik anlamlı müzakerelerin yeniden başlamasını geciktirirken, Doğu Akdeniz’deki gerginliği artırmakta ve süregelen çıkmazı derinleştirmektedir. Sorunun kapsamlı çözümüne ulaşılana kadar işbirliği araçları geliştirilmesi yönünde yaptığımız sayısız girişime rağmen, ada etrafında bulunan ve ortak sahibi olduğumuz hidrokarbon rezervlerinin keşif ve işletilmesi amacıyla Kıbrıs Rum tarafı tek taraflı olarak uluslararası firmalara izin vermektedir. Öncelikle bu sebepten dolayı bölgede artmakta olan dengesizliğe dair derin endişelerimizi sizinle paylaşmak zorunluluğu hissediyorum.

Tüm BM kararlarında siyasi eşitlik ilkesi şunları içermektedir: Siyasi eşitlik federal devletin tüm kısımları ve idaresinde sayısal olarak eşit katılım anlamına gelmemekle birlikte, diğerlerinin yanında her iki toplumun tüm organlara ve federal Hükümetin tüm kararlarına etkin katılımı, federal Hükümetin herhangi bir toplumun çıkarlarına karşı hareket etmesini engelleyecek güvencelerin varlığı; iki federal Devletin eşit ve tıpatıp aynı güç ve yetkilere sahip olması şeklinde düşünülmelidir. (BMGS S/21183, 8 Mart 1990 Raporu ve BMGK 716(1991) ve 750(1992) sayılı kararlarında belirtildiği gibi). Dolayısıyla iki toplumun siyasi eşitliği, dönüşümlü başkanlığı ve sadece bakanlar kurulunda değil tüm federal organlarda bir olumlu oy aranması gerekli kılar. Başka bir deyişle, siyasi eşitlik sadece toplumların yaşamsal çıkarlarının söz konusu olduğu konularda değil, federal devletin tüm kararlarında geçerli olan bir ilkedir.

Crans-Montana’dan bu yana, Kıbrıslı Rum Lider yukarıda belirtilen belgelerde, 11 Şubat 2014 ortak açıklamasında ve Crans-Montana’ya kadar olan tüm yakınlaşma ve anlaşmalarda tanımlanmış olan siyasi eşitliğe dair belirsiz bir tavır içinde olmuştur. Kıbrıslı Rum Liderin bu tavrı, yakın bir gelecekte açık uçlu müzakere olasılığını önleyebilecek sonuç odaklı bir sürece bağlılığa dair çekimser tutumu ile birlikte Sn. Lute’un ‘Referans Şartları’na dair istişarelerinin engellenmesinin ana sebeplerini oluşturmaktadır.

Ekselansları,

Lütfen bölgede gerginliğin artmaya devam etmesinin süregelen çıkmazı daha da derinleştirdiğine ve bunun da şüphesiz kapsamlı bir çözüm sürecine zarar vermekte olduğuna dair güçlü inancımı belirtmeme izin verin. Bu kritik dönemeçte, ‘Referans Şartları’na ilişkin tüm konuların tartışılmasına eşsiz bir olanak sağlayacak beşli bir konferansın gerçekleşebilmesi için, yaklaşan üçlü toplantının başarılı bir sonuca ulaşması hayati önem arz etmektedir. Tüm BM parametrelerine tam anlamıyla uyumun sağlanmasında ve böylece müzakerelerin yeniden başlaması öncesi herhangi bir kafa karışıklığına mahal verilmemesi hususunda saygın liderliğinize güveniyoruz. Her iki Lider de iki bölgeli ve iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federal çözüme ulaşılması konusunda kayıtsız şartsız kararlılık göstermelidir. Bu deklare edildikten sonra ise, takip edilecek yol ucu açık olmayan bir müzakere şeklinde tasarlanmalı, sizin Liderliğiniz himayelerinde ve aciliyet gözeten bir zaman çerçevesine bağlı, kesin kapsamlı bir siyasal anlaşmayı hedeflemelidir. Tüm bunların ışığında, Sizin kişisel angajmanınızdan cesaret alarak kapsamlı bir siyasi anlaşmaya doğru gidilecek yolun açılmasında etkin katkınızı rica ediyorum.

Ekselansları, lütfen en derin saygılarımı kabul ediniz.”



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı