Eğer görevine veda ederken hazinesinde “fazlalık” bile bıraktığını söyleyen hazinedarımız Mungan vazifesi ve yetkisi olmadığı halde “çözüm olursa adanın her iki tarafındaki maliyenin birleşmesinde sıkıntılar olmayacaktır” yollarında açıklamalar yapmasaydı aklımıza gelmeyecekti. Sahi! Çözüm olması halinde “federal Devletin Maliyesi nasıl olacak?”
Bakın bu konu basit değil çünkü adı üstünde söz konusu olan “paradır.” Üstelik “Euro”dur! Hem para hem “Euro” olduğunda derdi davası katmerlenmekte ehemmiyeti bir o kadar artmaktadır! Çünkü her bir şeyle oynanır fakat parra ile asla! Üstelik bu parra dediğiniz mesela çözüm sonrasında aramızdan ayrılacak TC’liler de çıktıktan sonra 200 binlere düşecek nüfusumuzla 800 binleri orsa etmiş Güney arasında paylaştırılacak! Amma ve lâkin “paylaşım” elbette ki nüfusu aşacak, Kuzey ve Güney Coğrafyasının Devlet yapıları içinde sosyo ekonomik kalkınma ve büyümelerini, ötesi tüm giderlerini falan kapsama alanına sokacak! Ki olay Nüfus orantısızlığını aşıp “yatırımlar” hanesine kazınacak!
SAHİ BU PARA İŞİ NASIL OLACAK? Her Zamanki gibi açtık Annan planını baktık. “Bağımsız Görevliler ve Kuruluşlar” bölümünde Merkez Bankası” başlığı altında şunlar yazıyor, kısaca aktarıyorum:
İşlevi: Merkez Bankası Birleşik Kıbrıs Cumhuriyetinin parasal konularda yetkili makamı olacak. Para basacak. Para politikalarını uygulayacak.
Yapısı: MB’ı bağımsız olacak, AB kurallarına bağlı olacak.
Şubeler: MB’nin Kuzey’de ve Güney’de şubeleri olacak. Şube Müdürlerinin Yöneticiler kuruluna dahil edilmeleri yasa ile mümkün olacak.
MB’nin organları: “Başkan ve yardımcısı dahil 5 üyeden oluşacak. Her kurucu devletten en az 2 üye bulunacak. Üyelerden biri Kıbrıslı olmayabilir! (Neden böyle bir madde koydulardı bilemiyorum. Tarafların birbirlerine güvenleri olmamasından dolayı tarafsız ve uzman bir Başkan atamak için mi?)
Başkan ve Yardımcısı: Ayni Kurucu devletten olmayacak. Atamalarını Başkanlık Konseyi yapacak.
Yöneticiler Kurulu: Başkan ve yardımcısı dahil 5 üyeden oluşacak. Her kurucu Devletten en az iki üye olacak. Üyelerden biri Kıbrıslı olmayabilir.
Para Politikası Komisyonu: Başkan, Başkan yardımcısı Ve Yöneticiler Kurulunun Kıbrıslı olmayan üyesi dahil 7 üyeden oluşacak. Her Kurucu devletten en az 3 üye bulunacak!
VAZİYET BUYDU: Eğer Annan planı uygulansaydı Merkez Bankasının kuruluşu böyle olacaktı. Şimdilerde devam eden müzakerelerde “para olayını masaya hangi mali politika ile koyduklarını bilmiyoruz. Fakat doğrusu ya, “yuronun kokusunu duymaya başladık bile!”
********** İşte en büyük sorun (Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı!)
Eğer desek ki ülkedeki hiç hiçbir sorun “uyuşturucu, alkol, kumar” bağımlılığı kadar önemli değildir, abartmış olmayacağız çünkü gerçektir. Nitekim son polis raporlarında uyuşturucu kullanımının 14 yaşa kadar indiği vurgulanmaktadır. Bu veriler de gösteriyor ki artık ortaokullarda bile öğrenciler uyuşturucu kullanıyorlar!
“Köşemi” takip edenler hatırlayacaklardır. Bir süre önce gençleri saran “uyuşturucu ile alkol bağımlılığı” belasından kurtarılmaları için kentlerde “özel merkezler” oluşturulmasının zorunluluğundan söz etmiş ve eklemiştim. “Bu tip bağımlılar genellikle ya polisin eline düşmekte yahut hastanelere. Her iki halde de bağımlılıklarına çare bulunamaması bir yana agresif davranışları nedeniyle poliste dayak yemekte, hastanelere sevk edildiklerinde de “ziftin pekini içsin” muamelesinde horlanmaktadırlar!
TEDAVİ EDİLMELİLER: Soruna iki yönlü eğildiydim. Birisi “eğitim” diğeri “bağımlılar için tedavi merkezleri…” Neyse ki tedavi maksadıyla bir “Bakım ve Rehabilitasyon Ünitesi” kurulmasına karar verildi. Memnuniyet verici bir olay. Ancak bu “merkezleri” yaygınlığından dolayı üç büyük kentte de oluşturmak gerekir. Çünkü:
Gazete haberleri, polis raporları ortada. Nitekim geçen gün bir gencin feryadı gazete sayfalarından fırlayan kurşun gibi yüreğimizi deliyordu: “Yalvarırım beni uyuşturucudan kurtarın tedavi olup kurtulmak istiyorum” diyordu genç insanımız!
Öte yandan geçtiğimiz günlerde Havadis gazetesinin manşetine mertek kadar harflerle yapışmıştı: “Bonzai Yağıyor!” Çığlık çığlığa yaşanan bir felaketin haberiydi bu! Her gün daha yoğunluğunca uyuşturucudan dolayı hayatları sönen gençlerimizin vahim durumlarını seriyordu toplumun gözleri önüne…
ONLARIN BAZILARINI TANIYORUM. Hemen hepsinin uyuşturucu ve alkol bağımlısı olmalarının nedenleri ortak. İşsizlik bir, geçim derdi iki, aile sorunları üç! Zaten insanın hayatını saran bu temel sorunların dışında geriye hangi “yaşama cehdi” verecek olay kalır ki? Ve inanın önce “unutma güdüsü” ile başlayan bağımlılık sonrasında da “bağımlılığı unutmakla” devam eder! Bu öyle büyük bir felâkettir ki “pire ısırdı çık yukarı” kabilinden çivi çiviyi söker niyetine sürer! Gün gelir uyuşturucu ve alkol bağımlılığı katmerlenerek ve kendi içinde onlarca kez yinelenerek daha büyük bağımlılık haline gelir…
Artık Bonzai ve bira ile uyuşturulan gencecik bedenler daha çok gözlere çarpmaktadır. Çare “okuldur eğitimdir.” Ne yapıp etmeli İlkokullardan başlayarak ailelerin, okul yönetimleri ile öğretmenlerin tartışacağı sorunları deşeceği ortamlar yaratılmalıdır. Kısaca önce çocuklara eğitimle sahip çıkılmalıdır.
SORUN KORKUNÇTUR: Son günlerde izahı zor ölümler yaşandı. Genç insanlar ölü bulundu. Nedenlerini bilmiyoruz ama ortada toplumu saran bir psikolojik yıkımın, yıpranmışlığın olduğu muhakkak.
Ekleyelim. “Denetimli uyuşturucu kullanımı” tartışılıyor. Aman dikkat diyoruz! Olmaya ki “nasılsa destek göreceğim” düşüncesinde “kullanım özentisi” yaratır!
*********
Kısaca takıldıklarım: (Eide vatandaşımız oluyor ve Mağusa Belediyesi!)
Eide kararını verdi. “Müzakerelerde önemli ilerlemeler olana kadar adada kalacak!”
Müjde 1: Zamanlaması mükemmel bir karar. Bu mevsimde Kıbrıs’tan güzel turistik belde bulamaz. Tam kafayı dinleyecek yer. Her gün siesta!
Müjde 2: Eğer bu kararı “söz” ise, kim bilir kaç yıllar daha sürecek çözümsüzlük nedeniyle Kıbrıs beklemeye yatan Eide gibi önemli bir diplomat “vatandaş” kazanıyor! Yalnız KKTC’de ikamet edecekse 15 yıl misafirimiz olarak beklemesi gerekecek!

Önceki Haber
Sonraki Haber

























