Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çözüm Kazanımlarının Spekülasyonları

Önce maruzatımı ayazlatayım sonra Ketie Klerides’e döneriz.

       Başından beridir Sn. Akıncı’yı bazen tatlı sert, bazen överek, bazen yererek  köşemizin daim konuğu yapmaktayız çünkü  kendileri müzakereci olarak  “siyasi kaderimizi” saptamak yetkisinde çok önemli bir sorumluluk yüklenmiştir..

       Ancak müzakerelerde “sonun başına” gelindikçe ya yorgunluktan veya artık kaldıramayacağı büyük sorumluluğun baskısından olacak, hangi konularda bile  tam bir uzlaşma sağlandığını açıklayamaz (dünkü bazı açıklamaları şimdilik bu  serzenişimizin dışında tutuyoruz) ve bizi süreçle ilgili Rum medyasına muhtaç bırakırken demez mi? “Çözüm olursa olumlu sonuçları Kıbrıs’ın sınırlarını aşacaktır!

       Yani Sn. Akıncı Abra Kadabra olsaydı şapkadan ancak böyle bir tavşan çıkarırdı!  Bu ne hayal! Üstelik  bölgemizde ateşlerin yandığı her an Türkiye’yi de içine alacak bir büyük  savaşın artık hiç dur durak bilmeden çalan alarm sirenlerine karşın!

       Neymiş her iki bölgede işinsanları işbirliğine soyunmuşlar çözüm hedefinde birleşmişler! İnsaf ama Sn. Akıncı, Toros’un aldı başını gider hülyalarına karşın bir de iktidardaki siyasi partilerin, halkın ne söylediklerine bakmalısın.. Yahut Rum kilisesi ile medyasının veya geçtiğimiz hafta UKÜ’de konuşan Ketie Klerdis’in ne dediğine..

       KETİE KLERİDİS: Bir entelektüel ve siyasetin bam telinde çalan söz sahibi Ketie Kleridis elbet pek çok şeyler söylemiştir ama ben şu iki cümlesine takıldım çünkü “neyse dervişin fikri zikri de odur!”                                                                Diyor ki bayan Klerides “Çözüme ulaşmak için tavizlerin verilmesi gerekir. Bu da her iki tarafın taleplerinin yerine getirilemeyeceği anlamını taşır…”  “Denktaş konfederasyon istediği için çözüme ulaşılamadıydı…”  Ve ekliyor: “1960’da Cumhuriyetİ kuruldu ama kimse bağımsızlık istemiyordu!..”

       ÖDÜNLER SORUNU: Ketie “her iki tarafın ödün vermesi gerekir”  diyor ama “kazan kazan” demiyor. Aksine doğru ve dürüstçe bir ifadeyle “bir tarafın kaybedeceğini” hatırlatıyor! “Daha doğrusu “çözüme ulaşmak için Türk tarafının kaybetmek üzerine ödün vermesi gerektiğini” söylüyor.. Gerçekten de müzakereler bu rotada devam etmiyor mu? Rum tarafı eğer kaçtığı Cenevre’ye yeniden dönüyorsa, 5’lisi yetmedi “çoklusuyla” hatta BM’ler GK’nin daimi üyelerinin bile müzakerelere katılması gibi abuk isteklerde bulunuyorsa, tüm istediklerini elde etmek için değil mi?

       Ve bu nedenle  Sn. Akıncı’nın masada “kazanmak” için değil; bu son safhada “daha çok kaybetmemek” için mücadele ettiği de doğru değil mi?


         Kelli felli ve akıllı insanlarımızın   siyasi çözümü ekonomimizi kurtarma aracı olarak kullanmaya çalıştıkları, bunu da gizlemeden çözümün ana hedefi yaptıkları sır değil! Tüm propagandalar Kıbrıs Türk halkının çözümle birlikte uçacağıdır!

       Oysa “çözümle kurtarılacak” denen Kıbrıs Türk ekonomisi  daha dün Mağusa’da  bin kişinin çalışma olanağı bulduğu 20 milyon euroluk yatırımla devasa bir AVM’ye  (Cıty Mall Cyprus) kavuştu… Dün’ün Girne’si ile bugünün Girne’sine bakın.. Hele Lefkoşa!

       HAYIR! “Uçtuk” falan demiyorum.   “devletin fukaralığı” üzerinde gelişen bir ekonomiyi de sağlıklı bulmak mümkün değildir. Mesela yeni görüp öğrenmiyoruz çünkü geçmişte de dışımızda gelişen döviz vurgunu ile batan bankalarımızın tanığıyız, bu kez de felaket daha şimdiden kapımızda!

       Mesela ekonomistler 2016’nın “ekonomik yönden kalkınmasının”  yüzde 2.4 ile sınırlı kalacağını söylüyorlar! Öte yandan  1834 TL olan asgari ücret yürürlüğe girdiğinde  değeri 634.60 dolar iken bugün değeri  524 dolara düştü” diyorlar…

       Bunlar yaşanan sıkıntılardır ve her defasında toplumu  delip de geçmektedirler.. Fakat bir de şu ekonomik gerçeğe bakın.

       BÜYÜK YATIRIMLAR. Geçtiğimiz günlerde Ercan Hava alanının yeni terminal binasının yapımı için düğmeye basıldı. Bu konuda Hürriyet’ten  Ömer Bilge’ye açıklamalarda bulunan Taşyapı Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Turanlı (ki Ercan Havaalanı ihalesini yap işlet devret sistemi ile alalıberidir gelip giden hükümetler ve medyanın saldırılarını savmaya çalışmaktadır) özetle şu açıklamaları yaptı.

       Proje alanı 7 milyon 800 bin metre kare.. Yeni terminal 170 bin metre kare.. Her türlü uçağın ineceği 3 bin 200 metrelik pist.. 8 adet park 8 adet de körük alanı.. Projenin hedefi yılda 10 milyon yolcu..

       Ve Emrullah Turanlı iki büyük sorunun altını çiziyor. Birini şöyle izah ediyor: “Uluslararası uçuş yasağına karşı hukuk savaşı başlattık. Seyahat yasağı insanlık suçudur. Ercan’a uçuş yasağı uygulayan bir AB ülkesi aleyhine yakında AİHM’de dava açacağız…”

       İkincisi şöyle: “Bürokratik engelleri sürekli hukuk yoluyla aşmaya çalışıyoruz. (Ve TC’li yatırımcılara şu çağrıyı yapıyor.)  “KKTC bir hukuk devletidir. Bir sıkıntınız olduğunda hukuka başvurun. Hiç endişe etmeyin geç olsa bile hukuk hakkınızı veriyor, gelin Kuzey Kıbrıs’a yatırım yapın..”

       Bu söylemin altını çiziyorum. “KKTC bir hukuk devletidir..” Bu dünyasal imajı siyasete yansıtan  bir “özel şirket yatırımcısıdır.” Üstelik Ercan’a yönelik ambargoları kırmak hedefinde uğraşıyor.. (Denecek ki adam ensemizden para kazanıyor ama) Pekala kazanırken kazandırmıyor mu KKTC ekonomisine?)

       Ki 42 yıldır iki devlet, “KKTC ile TC bir Mersin gümrüğü sorununu bile  aşamadılar! Kıyı ticareti aslaşmasına karşın uygulama yok! TC’den akan suyun kullanımını bile hale yola sokamadılar! Ve ne yaptılar KKTC’yi? “Ekmek elden su gölden Cumhuriyeti!” Şimdi de müzakere masasında bu avantayı ilga edip Rum’a mı havale edecekler? Gidişat onu gösteriyor!


KISACA TAKILDIĞIM: (ŞÜKÜRLER OLSUN!)

       Pazar sabahı gazeteleri alacağım. Dükkânını erken açan tek gazete satıcısı bakkal  bir buçuk kilometre ötede. Arabam da arızalı. Çarnaçar sabahın köründe  yollara düştüm yaya.. Nasıl soğuk ama! Hafiften de serpiyor yağmur.

       Ve aklıma takıldı.. Göç yollarında binlercesiyle insan.. Kadın, çocuk, genç, yaşlı… Üstelik hâlâ üzerlerine roketler yağdırılıyor, keskin nişancılarla kuş avlar gibi Halep’ten tahliye edilen insanlara kurşun atılıyor… Gözlerim yaşarırken ellerimi kaldırdım havalara, “ey Tanrım dedim, şükür sana! 1974’lerden beridir bir daha yaşatmadığın için böylesi acılarlarla  felaketleri…” Şükür!