Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çözüm için “iki empati” şart

Şaka değil…

Kıbrıs sorununda bir çözüm olacaksa, “yaşayabilir” bir çözüm olması lazım.

Nedir bu “yaşayabilir” çözüm…

Sayın Akıncı Havadis TV yayınında özetledi aslında:

“Referandumda iki evet çıkacak bir çözüm için uğraşıyoruz…”

Toplumların içerisinde kuşku yaratacak adımlar, “yaşayabilir” bir çözüm yaratmaz.

Hırslarınız olabilir…

Endişeleriniz olmayabilir…

Ama “endişeleri” olanlara da hak vermek gerekiyor.

Bana sorarsanız, “Artık bu adada Rum Türk’ü, Türk de Rum’u öldürmek için adım atmaz…”

Ama yaşanmışlıklar var.

Benim için en önemli unsur “siyasi eşitlik, karar alma mekanizmalarında eşit yetkiler…”

Ama kimisi “toprak” diyor başka bir şey demiyor…

Kimisi de “garantiler” diyor…

“Can güvenliğim yoksa, malı ne yapayım” diyor bir çok insan.

Bunu anlamayalım mı?

Mesela ben tavrımı defa defa söyledim.

Gene söylerim…

“Dönüşümlü başkanlık” olmazsa olmazdır benim için…

Ne yani?

Bir Kıbrıslı Türk, bu adayı yönetmeyecek mi?

1960’da “cumhurbaşkan muavini” makamı vardı.

O, o devrin dünyasında geçerliydi.

Bugünün dünyasında değil.

“Makul bir süre” Kıbrıslı Türkleri “sandıkta koruyan” ayrıcalıklar olacak elbette.

Bunun neresi tuhaf.

Kenya’dan gelen Obama, ABD’yi yönetiyor.

Mustafa Akıncı, ortak cumhuriyeti yönetemeyecek.

Mantığı var mı?

“Efendim nüfus…”

Ne nüfusu…?

Kıbrıslı Rumlar da “oy verecek” Kıbrıslı Türk cumhurbaşkanı için.

Onlar da, “eşitliği adaleti “ düşünerek oy verecek.

Gözünü “kan” bürümüş, faşist kafalı birisi hiçbir zaman bu adada cumhurbaşkanı olamayacak…

Fena mı?

 

“Gelecek nesiller”

Anastasiades ciddi bir “açmaz” yaşıyor.

“Bir kez daha cumhurbaşkanlığına aday olma hevesi” belli ki sağlıklı düşünmesini engelliyor.

Soru basit, Akıncı da sordu:

“Birleşik bir Kıbrıs’ın cumhurbaşkan adayı mı olmak mı istersin, yoksa, bölünmüş bir Kıbrıs’ta siyasete devam etmek mi?”

Anastasiades, “ya çözüm olmazsa” endişesi taşıyor.

70 yaşındaki bir Kıbrıslı’nın “gene seçim” hastalığı var ve Türk- Rum fark etmiyor.

Anastasşades, sorunun çözümüne odaklanmalı ve “iki evet” için empati yapmalı…

Ayrı karede

Sürece “garantiler” freni

Kamuoyuna yansımasa da, süreci yakından takip edenler, “ya ne oluyor?” diye soruyor.

Kıbrıs Türk tarafı, “sadece toprağın” görüşüleceği İsviçre’de “beşli konferansın” da garanti altına alınmasını istiyor.

Bu “Akıncı sürece fren oldu” diye yansısa da…

Şu açıdan bakmak gerekiyor.

Akıncı, “garantiler konusunda ne olacağını bilmek” istiyor.

İstiyor ki, buna göre de toprak konusunu görüşsün.

Rum tarafı da…

Yunanistan da “Tek bir Türk askeri kalmasın” diyor.

Hatta…

“Adana’da Kıbrıs’a özel bir üs kursun,bir şey olursa, gelip müdahale eder” deniyor.

Belki sonra…

Ama şimdi, böyle bir Kıbrıs Türkü yok.

Yaşanmışlıklar var, dediğim gibi.

Akıncı da…

“Toprakta taviz verip, garantiler konusunda yenilen” bir lider olmak istemiyor.

Akıncı, “evet” isteyeceği Kıbrıs Türk halkının eğilimini de iyi analiz etti.

Tespitim budur.

Toprakta ilerleme olacaksa, garantilerde ne olacağını bilmek istiyor.

İsviçre “sadece toprak” konuşulacak bir kamptan, “özlü konuların görüşüleceği, toprakta prensiplerin ele alınacağı” bir noktaya  evrildi.

Oradan da, “bizden buraya kadar” açıklamasın uzanırsa…

 Şaşırmam…

Anahtar liderlerde…

“İki evet için empati” yaparak, referandumun önünü açsınlar…

Görevlerini tamamlasınlar…

Gerisi halka kalmış…

Yine “hayır” çıkarsa…

Dünyanın sonu değil…