Köşe Yazarları

“Talifa Kumi”






Çarmıhtan indirilmiş İsa’nın bir tablosu.

Ressam, İsa’nın çektiği acıyı iyice verebilmiş.

Çilesi yüzünden okunuyor belli…

İnsanoğlu doğanın etkisi altındadır.

Belli ki bazı görüşlere göre İsa hem işkence görürken, hem de çarmıha gerilirken acı duymuyordu.

Dostoyevki “Budala” adlı romanında yarattığı bir karakterinin ağzından temsili İsa tablosunu yorumlayarak bu görüşü çürütmeye çalışıyor ve daha sonra,

Birinci yüzyılda Kilisenin de İsa’nın acı çektiğini kabul ettiğini söylüyor…

Sonara şunlar belirtilir:

“Madem ölüm böylesine korkunç, doğa yasaları bu derece güçlüydü bunlara karşı konulabilir miydi? Yaşadığı sırada doğaya üstün gelen, ‘Talifa kumi’ (Kalk kızım) deyince ölü bir kızı, ‘Lazar çık dışarı’ deyince de ölü bir adamı dirilterek ulu gücünü gösteren bu adam, sonunda kendisi yenik düşerse bizim elimizden ne gelir?”

Ve sonunda şunlar söylenir:

“Ulu varlık, idamından önce bu sahneyi görebilseydi, çarmıha böyle gerilmeyi kendine yakıştırır, şimdiki gibi mi ölürdü acaba? Tabloyu seyrederken bu soru birdenbire insanın aklına geliyordu…”

“Tanrı” sorgulaması birçok düşünürün kafasını kurcalamıştır…

Bitmedi!

Günümüzde de bu sorgulama devam ediyor ve üstünde yaşadığımız kürede azımsanmayacak kadar yol alınmıştır.

Papazların siyaseten de hüküm sürdüğü Engizisyon dönemini günümüze uyarlamak isteyen bir Avrupalı görüldü mü?

Ama öte yandan,

İnsanların saf inançlarının (bilinmezliğe olan inanç)  siyasete devşirilerek bunun ideolojik bir makine haline sokulmasının sonuçları bugün hâlâ acımasız bir şekilde yaşanıyor.

Ve bütün bunlar İslami ülkelerde oluyor.

Bırakınız bir tablonun anlamını yorumlamayı,

Bir siyasetçinin din konusunu pazarlamasını sorgulayamayan onca kitle var yeryüzünde.

Bunun bedeli de zaman zaman top yekun bir ülkenin geleceğine mal olabiliyor…

Günümüzde “Talifa kumi” dendiğinde hangi ölmüşün yaşama döndüğü görüldü?

Lazar’ın dışarı nasıl çıktığı da bilinmiyor!

Ama bir “sürü” geri zekalı,

Cennet pazarlayan imamlara inanabiliyor; canlı bomba olabiliyor, inandığı siyasi lidere cariye olmayı dini gereği içtenlikle arzu edebiliyor, küçük kız çocuklarının “Allah” tarafından kendilerine armağan edildiğine inanç getirebiliyor.

Ve daha neler…

İsa elbette çile çekti.

İşkence gördü,

Kırbaçlandı,

Çarmıhı kanlı bedeninde taşıttırıldı,

Ve canlı canlı çarmıha gerildi…

Günümüzde demir parmaklıklar ardında binlerce insanın işkence görmesi İsa’nın çilesinden daha mı az?

Polis copu ile polis kurşunları ile ölen genç insanların, idam sehpasında can verenlerin geride bıraktıkları yüreği ölmüş anacıklarının çilesi daha mı az?

Üstelik ömür boyu.

Ölü yüreklere “Talifa kumi” diyen mi var?

 







Başa dön tuşu