Köşe Yazarları

Çokkültürlülük LGBT ve tüm sosyal grupları dikkate alır…

Kemal Akkan Batman yazdı






Dünya 1990’lı yılların toplumlarından çok farklı toplumlardan oluşmaktadır. Hemen hemen tüm toplumların demografik yapıları değişti. Monokültürel toplumlar tarihe karıştı. Monokültür tek bir ulustan oluşan ve tek bir kültürü içinde barındıran toplumlardır. Örneğin Avusturalya yerlileri olan Aborjinler (ki onların da farklı klanlardan gelen farklı toplulukları var) monokültüre sahip topluluk olarak kabul edilebilir.

Kıbrıslılar 1974 öncesi Rum, Yunan, Türk, Maronit, İngiliz ve daha başka topluluklardan gelen kültürlerin yoğrularak oluşturdukları bir toplumdu. Sonrasında KKTC kendi toplumunu kuzeyde oluşturmaya başladı. Geçmişten gelen çokkültürlü toplum şimdilerde çok farklı kültürden gelen bireylerin bir arada yaşadığı bir toplumdur.

Demografik yapı içerisinde farklı etnisite, cinsiyet, cinsel yönelim, engelli olma durumu, din, dil özelliklerine sahip bireyler mevcut. Bu farklı alt grupların farklı kültürel özellikleri var. Sınıflara gelen öğrenciler de farklı kültürleri sınıfa taşır.

Öğrencilerin eğitim ortamına getirdikleri bu farklı kültürel özellikler onların okul başarılarını etkiler. Banks (2008)’ın da belirttiği gibi çokkültürlü eğitim literatüründe yapılan birçok araştırma sonucuna göre, öğretmenlerin kültüre uygun öğretim teknikleri kullanmaları halinde, farklı gruplardaki öğrencilerin başarısının arttığını kanıtlamıştır (Akt Çiftçi ve Aydın 2014).

            Araştırma sonuçlarına uyarak öğretmenlerin ve genel olarak okul sosyal yapısının tamamı, öğrencilerin kültürlerine uygun öğretim teknik, yöntem ve stratejilerini işe koşmalı. Böylece öğrenci farklılıklarına uygun bir eğitim sistemi yapılandırılmalı.

Farklılıkları ciddiye alan bir eğitim sistemi için öncelikli şart eğitim programları ve öğretim programlarına farklılıkları adapte etmektir. Farklı kültüre sahip öğrenci ihtiyaçlarını programlara yerleştirmektir. Çünkü programların hedefleri/kazanımları öğrencilere kazandırılır. Diğer bir deyişle toplum ‘istendik’ davranışları, programların temeli olarak saptayıp, öğrencilere öğrenme yaşantıları aracılığı ile öğretir.

Çokkültürlü eğitimde ‘istendik davranışlar’ değişti. Bizlerin lisans döneminde Hacettepe Üniversitesi’nde hocalarımızla tartıştığımız ‘monokültürel’ ve heteronormatif yapı artık yok. O nedenle çokkültürlü programları hazırlamak şart oldu.

Örneğin Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler dersinde ‘aile’ kavramı yeniden çokkültürlü anlayış ile ele alınmalı. Hayat Bilgisi dersinde aile sembol olarak tartışılırken anne-baba değil anne-anne, baba-babadan oluşan evlilikler de davranışlar arasına alınmalıdır.

Sosyal Bilgiler dersinde aile kavramı için ‘iki ebeveyn ve çocuklardan oluşan en küçük topluluktur’ benzeri tanımların yapılması çokkültürlülük gereği elzemdir. Çünkü ‘anne ve baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan’ aile kavramı, çokkültürlü anlayışta daha da gelişmiştir; eşcinsel evlilikleri de dışlanmamalı.

Ramsey (2018)’in de vurguladığı gibi çocuklar toplumsal cinsiyet rolleri, cinsel kimlikler ve yönelimlerle ilgili uyarıcıların olduğu bir dünyada yaşamaktadırlar*. Ancak bu mesajlar çeşitlenerek artmaktadır. Bu nedenle heteronormatif anlayışın hakim olduğu eğitim ve öğretim programları artık farklı cinsel yönelimleri de kapsamalı, onları dışlamamalıdır.

Benzer şekilde Kürtçe, Arapça, Yunanca, Rusça, Pakistan dili Urduca, Çince gibi KKTC’de konuşulan diller ve bu dillerin konuşulduğu toplumların kültürleri de programlara adapte edilmeli.

Kültürleri kendi içinde değerlendirip, her kültürün açık ve örtük kısımları olduğu ve kültürel olarak farklı grupların davranışlarını yargılayıp, yanlış ve gülünç olarak görmemek için istenilir davranışların da eğitim ve öğretim programlarına dahil edilmesi zaruridir.

Çünkü KKTC’de sınıflar farklı kültürel davranışları içselleştirip gelmiş öğrencilerden oluşmaktadır. Giyim tarzından, konuşma biçimine, aksanına, eski ya da yeni kıyafetler giyinmeye, okula getirilen yiyeceklere kadar farklılıklar mevcuttur. Bu nedenle öğrencilerin farklı sosyal sınıf ve kültürlerden gelen diğer öğrencilerle uyum içerisinde olacakları davranışların kazandırılmasına özen gösterilmelidir.

Her türlü farklılığın giderilerek ‘uyum’ ve ‘barış’ içinde bir toplum yaratmaya odaklanmak için çokkültürlü eğitim sistemine geçiş, çağdaş toplum gereğidir. Bu nedenle eskimiş monokültür temelli eğitim ve öğretim programları artık terk edilmelidir. Çağdaş ve tüm farklılıkları ‘gerçekten’ ciddiye alan çokkültürlü eğitim ve öğretim programları okul öncesinden başlanarak, yükseköğretim kademesine kadar yeniden düzenlenmelidir. Çokkültürlü eğitim anlayışını bunu sunar.

*Ramsey, P. G. (2018). Çocuklar için çok kültürlü eğitim (Çev. Edi. Prof. Dr. Tülin Güler Yıldız). Ankara: Anı Yayıncılık.

 

 

 







Başa dön tuşu