Köşe Yazarları

Çok şey mi istedik?..











CTP/DP-UG koalisyon hükümetinin iktidar macerası bir yılını doldurdu. Geçen yıl bugünlerde bakanlar koltuklarına oturmuştu. 2013 genel seçimlerinde seçmenin yarıdan fazlasının oyunu alan iki parti, 3 yıllık UBP iktidarının ardından iktidar olmuşlardı. Memurun, işçinin, esnaf ve iş adamının yeni hükümetten beklentileri fazlaydı. Çünkü seçim öncesi hem DP-UG, hem de CTP vatandaşlara güzel şeyler vadetmişlerdi. İnsanlar İrsen Küçük hükümetinden öylesine bezmişti ki, vaatleri sorgulamadılar bile.




Genel anlamda istekler neydi; insanların parti rozetine göre değil, bilgi ve liyakatine göre değerlendirildiği, her bireyin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, çalışanların insanca yaşamasını ve onların güvencelerini sağlayan bir ülke yönetimi. Toplumun tüm bireylerini koruyan, kavga kültürünün yerine diyalog ve uzlaşının öne çıktığı bir düzen… Kişisel menfaat sağlamanın yarar değil, toplumsal bir yıkım olduğunun görülmesi, bir önceki dönem çokça yaşanan yap-bozların tekrar etmemesiydi beklentiler. Toplumun temel sorunlarına çözüm konusunda ne bekleyecek gücü, ne de toleransı kalmamıştı.
Bakın geçen yıl eylül ayı başlarında bu sayfadan koalisyon hükümeti ile ilgili neler yazmışım: “Vatandaşın yarıdan fazlasının desteğine sahip hükümetin, yapabileceği çok şey var. Hesap sorma ve hesap verebilirlilik hükümetin karnesine olumlu icraatlar olarak yansıyacaktır. Özellikle Sayın Yorgancıoğlu’nun hükümet programında kullandığı dil ve ayağı yere basan projeler, toplumun beklentilerini karşılar bir hava oluşturdu. CTP’nin yeni yüzü olarak görülen Yorgancıoğlu, toplumda yeniden güven ve istikrarı tesis edecek, bilgi ve tecrübeye sahip bir siyasetçidir. Bu durumda Başbakan’dan beklenen, bir an önce kolları sıvaması ve biriken sorunları, akılcı ve kabul edilebilir icraatlarla aşmasıdır…” Peki bu hükümetin, geçen bir yıl zarfında yaptıkları ve yapmadıklarıyla, yukarıdaki beklentilerin ne kadarına ulaşılmıştır?
Ya da şöyle soralım, hala umutlu musunuz?



*****

Sosyal sigortalılar hükümetlerin hiç aklına gelir mi?..

Tek sosyal güvenlik sistemine geçişi sorunsuz halleden Türkiye’de, şimdi de emekli olduğunda maaşının yüzde 50’sini alabilen çalışanlar için, “tamamlayıcı emeklilik” adı altında yeni bir fon yaratılıyor.
Amaç, maaş kayıplarını en aza indirgemek. Emeklinin gelir düzeyini yükseltmek. İsteyen çalışan, ek prim ödemesiyle ikinci emeklilik hakkı kazanacak. Bu primlere devlet de belli oranda katkıda bulunacak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 2011’den beri üzerinde çalıştıkları sistemi kısa sürede hayata geçireceklerini söylüyor. Ben yapacaklarına da inanıyorum. AKP’nin her şeyini eleştirebilirsiniz ancak, sosyal yaşama dair yaptıklarının da hakkını vermek lazım.
Bir de dönün ve bize bakın.
Sosyal güvence konusundaki adaletsizlik, aslında belki Anayasa’ya bile aykırı. Yani özel sektör çalışanı ile devlet çalışanı arasındaki uçurumdan bahsediyorum.
Şimdi sokaklarda “Ankara ne paranı, ne seni” diyenler, Ankara’nın yıllar yılı gönderdiği kaynakların çarçur edilmesinin hesabını hiç sordular mı?
Ya da özel sektörün durumu için herhangi bir eylem yapıldığını duydunuz mu?
O adaletsizlik orada öylece durur, o insanların emekli fonları günden güne erir, ama herkes seyreder.
Hatta Ferdi Sabit Soyer dostumun geçenlerde itiraf ettiği gibi, bu gruplar, dönüp de dönemin Başbakan’ına “Nereden bulursan bul, git Ankara’dan iste” bile demişler.
Eğer o kaynaklar tam 40 yıldır birilerinin çıkarına dağıtılmak yerine, öngörülen projelere gitmiş olsaydı, bizim bugün sosyal güvenlik diye bir sorunumuz kalır mıydı?
Sosyal sigortaların 83 milyon TL borcu olur muydu? Ya da devlet aldığı kredilerle İhtiyat Sandığı’nın içini boşaltır mıydı. Şu anda devletin İhtiyat Sandığı’na olan borcu yaklaşık 2 milyar TL. Yanlış okumadınız, milyon değil, milyar.
Üstelik de Ankara ile imzalanan birden fazla protokolde, bu fonların durumunu düzeltmek adına alınan paralar da var.
Yazık. Şu küçücük memlekette, her zaman için ürettiğimizin üzerinde bir kaynağa sahip olduk. Ürettiğimizden fazlasını harcadık. Hiç olmazsa, doğru yerlere harcansaydı.
Şimdi Türkiye’nin geldiği noktayı gıptayla izlerken, bizdeki özel sektör çalışanı, devlet emeklisinin aldığı maaşın yarısından daha az, hatta açlık sınırının altında bir para ile yaşamaya çalışıyor.
Anayasa’nın eşitlik ilkesine rağmen, devletin bu adaletsizliğe çare bulacak ne gücü var, ne de niyeti…

 

YERİN KULAĞI VAR
ABD’Lİ ARABULUCU GELSİN: Türkiye AB Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, ABD’nin müdahalesi sayesinde Kıbrıs’ta ilerleme kaydedilmeye başlandığını belirterek, “AB’nin yapamadığını, yapmak istemediğini ABD yapıyor” yorumunda bulunmuş. Durum böyle ise eğer, çözüm için bir ABD’li BM Temsilcisi atanmasını bekleyeceğiz.
KİMİ GETİRELİM: UBP Genel Sekreteri Sunat Atun, Meclis’te 32 milletvekili ile bulunan CTP-BG ile DP-UG koalisyon hükümetinin, bu çoğunluğa rağmen Meclis’i toplamayı başaramadığını, ülkenin kötü yönetildiğini savunarak, “hükümet bitmiştir” demiş. İyi de kim gelecek? Son hükümetinizdeki performansınıza baktığımızda, sizin de onlardan bir farkınızın olmadığı ortada…
BİR BİLDİĞİ VAR HERHALDE: Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun YDÜ Hastanesi’yle ilgili açıklamalarına karşın Sağlık Bakanı Gülle, Başsavcılık’tan kendilerine, henüz Türkiye’den ve Ukrayna’dan gerekli bilgilerin ve Interpol araştırmalarının gelmediğinin bildirildiğini söyledi. Acaba Başsavcılık hükümete vermediği bilgileri Cumhurbaşkanlığı’na mı göndermiş. Biraz net konuşsalar da herkes de anlasa.
HATALARA DESTEK OLMAYIN: Bir grup öğrenci ailesi çocuklarının “haksız” yere sınıfta bırakıldıklarını iddia ederek bakanlık önünde eylem yapmışlar ve 1-2 ders yüzünden çocukların bir yıl daha aynı sınıfı okumalarına tepki göstermişler. Yüzlerce çocuk arasından sadece 35 kişi. Ve bu çocukların aileleri, çocuklarının yanlışlarını, eksiklerini, hatalarını desteklemeyi tercih ediyorlar. Eğer başarısızsalar, bırakın bir yıl daha okusunlar…
HATIRLAYAN VAR MI: KTÖS emekli üyelerinden izinleri olamadan Soma’ya yardım için yapılan kesintilerin, gerekli kontrol ve çalışmalardan sonra Maliye tarafından iade edileceğini açıkladı. Bence yanlış bir talep ama bu haberi okuyunca aklıma Ersin Tatar’ın Maliye Bakanlığı döneminde, emeklilerden kestiği ve mahkemece iade edilmesi istenen paralar geldi. Devlette devamlılık esassa, şimdiki bakan ödesin. Zamanında emeklilerle birlikte sokaklara dökülmemişler miydi?
YENİDEN GÜNDEMDE: Birçok genci ve ailelerini ilgilendiren, hükümetin ilk aylarında gündeme getirdiği ancak daha sonra buzdolabına kaldırdığı Askerlik Yasası, yeniden gündeme geldi. Ancak sızan haberler, umudunu bu yasaya bağlayan gençleri pek de memnun edecek gibi gözükmüyor…

ZİRVEDEKİLER
KTTO: Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, ekonominin şu an adeta kontrolsüz bir gemi gibi sürüklendiğini savunarak, hükümetten iyi bir ekonomi yönetimi talep ettiklerini belirtti Toros ayrıca, “Kamu Reformu”nun sadece bir vaat olarak kaldığını, arzu edilen seviyede somut ilerleme kaydedilmediğini belirterek, “Bugün uygulanan elektrik fiyatları ile mal veya hizmet üretmeyi bırakın, yaşamak bile hayli zorlaşmıştır. Hükümet programı, elektrik arzını güvenceye alacak ve maliyetleri düşürecek önlemlerden söz etmekteydi” dedi… Anlaşılan bugünlerde herkes bir yıl önceki vaatleri gözden geçiriyor.

DİPTEKİLER
Domates: DPÖ’nün verilerinde dikkatinizi çekti mi bilmem; tarım ürünlerinin en bol olduğu bu mevsimde, domates yüzde 134,5 zam görmüş. Ayrıca çarşıda satılana domates demek de mümkün değil. Türkiye’de şu anda bir liranın altında domates var. Hem de domates. Fonlarla, teşviklerle, desteklerle, tazminatlarla üreticiyi koruyorsunuz anladık da, tüketiciyi kim koruyacak?..

Foto Gündem

Lefkoşa’da 23 yıl kirasında bulunan evden kira bedelini ödeyemediği için çıkarılan Gürcan Döner, 3 aydır Surlariçi’nde sokakta yaşıyor





Başa dön tuşu