Haber Üst

Çocuklarınızı şer güçlere karşı koruyun!

Çocuklarınızı şer güçlere karşı koruyun!
Haber İçi Üst
Haber Yazı İçi

Siyasi sorunu sürekli gündemde tutmak da bir siyasettir. Ancak bu siyasete soyunurken “kişisel fantaziyalarla” akşamdan sabaha görülen “rüyaları” anlatmaya başlarsanız,  faydalı değil zararlı olursunuz..

BU düşünceyle vurgulamak istediğim şudur: Son zamanlarda siyasi sorunun içine küçücük ilkokul öğrencilerini bile katacak bir işgüzarlık hezeyanı sardı bazı STÖ’leriyle sendikacıları.. “İki toplumlu etkinlik” diyerek öğrencileri Güney’e taşıyorlar, Rum öğrencilerle birbirlerini tanımaları, empati kurmaları için ortamlar hazırlıyorlar.

(VE hatırıma geliyor: Bundan 30 yıl önce trafik canavarı yavaştan dişlerini gösterip kan dökmeye başladığında, “cezalandırmalarla değil, sorunlar eğitimle çözülür” dedikti ve okul müfredatlarına  “trafik eğitimini” de soktuktu! Durum meydanda, trafik sorunu kanlı bir savaşa dönüştü!.. Keza, dedik ki “çevre pisliği de eğitimle giderilir! Bu konuda ne kadar eğitim verdik bilmiyorum ama mesela artık ilkokullarda “çam ile selvi ağacını tanıyıp birbirinden ayıracak  öğrenci de kalmadı   ki doğanın neden kirletilmemesinin bilincine varsın!)

       DEMEK istediğim şudur: Nasıl ki çocuklara trafik felâketini görebilmeleri için  “al şu arabayı çık trafiğe” diyemiyorsak küçük çocukları da Güney’e taşıyıp işte Rumlar bunlardır” diyemezsiniz! Hazırlığı iyi yapılmamış, psikolojik ve pedagojik yönden tartışılmamış,  dahası Rum çocuklarının okulları ile evlerinde Türklere karşı nasıl yetiştirildiklerini, küçücük beyinlerine  nelerin enjekte edildiğini, tarihleri ve kültürel gelişimlerinin nasıl bir maya ile yoğrulduğunu…                                              BİLMEDEN, bilip de aldırmadan eğer “geleceğin Türk ve Rum kardeşliği ile barışını tesis etme” efkârında   küçücük Türk öğrencileri “kendi kafanızla misyonunuzu tatmin etmek.. Dahası belki Rum siyasilere yaranırken bu arada AB’nin avrolarını da ceplemek.. Yada fantastik barış  gösterilerinde farkındalık yaratmak için Güney’e taşıyor hatta Rum çocuklarına lanse ediyorsanız.. (Günahtan ne kadar korkarsınız bilmem ama) büyük günah işliyorsunuz!

ÇÜNKÜ  çok temel bir kuraldır. Çocuk önce kendi kültür ve tarihi menafiyi içinde yetişir. Önce kendini ulusunu vatanını tanıyarak varlık bilincine sahip olur. Sonra bu bilinçle kurar barışı da dostluğu da..

HADDİM olmayarak (ki bazıları ikili ilişkilerde hadlerini çok aştılar) ailelerin dikkatini çekerim. Çocuklarınızı “şer güçlere” karşı koruyun!

 


MEMLEKET SEÇİM SİSTEMİYLE KURTULMAZ!

Geçen gün bir doktor arkadaşla konuşuyorum.. Seçim sisteminin karmaşıklığı üzerinde duruyor ve artık değiştirilmesi mümkün olmayan fakat gelecekte mutlaka değiştirilecek olan bu sistemin hangi akla hizmet bu kadar çapraşık hale getirildiğini anlamadığımızın görüş birliğini çakıyoruz.

NİTEKİM doktor arkadaş,  “hayret ediyorum ama unutma ki meclisten oy birliği  ile geçti! Hatta ayni meclis sonradan değişikliklerini de yaptı!.. Pekala nerden çıktı böylesi bir seçim sistemi değişikliği yahut ihtiyacı?

ARKADAŞIN  fikrine göre “bölgeciliğin kaldırılması için!” İnsanın “Allah Allah” diyesi geliyor! Yani Girne “bölgecilik” politikası nedeniyle çarpık yapılaşmayla göçtü gitti de Mağusa ile Lefkoşa mı kurtardı kendini bu çarpık yapılaşmadan?

Ya da Lefkoşa alt yapı yönünden bir tamamdır da  diğer yörelerin alt yapısı mı dökülüyor?

Veya  akşamları Lefkoşa ışıklar içinde parlıyor da Mağusa, Güzelyurt mu karanlık?

Yahu kardeşim, “neyse anası danası da o değil mi?” Keşke olsaydı bölgecilik,  en az yöreler arası “imar, iskân, sanayileşme, turizm alanlarında rekabet olurdu!”

İŞİN kısası şudur ama: Memleketin kurumsal yapısından  alt yapılarına, doğasından öteki tüm imar iskân olaylarına  kadar bozuk düzenler içinde heyamalo çeken hükümetler, kendi yarattıkları sorunlarla töhmet ve şaibe altında  kalırlarken;  artık “saçma sapan” kararlarla zevahiri kurtarma telaşına düştüler! Yeni seçim sistemi bu işgüzarlığın  bir sonucudur!

TABİ artık geriye dönüşü yoktur ama olayın felsefesi iyi yapılmalı! Çünkü yeni sistem arayanlar aslında ülkedeki tüm sistemleri batırdıkları için aramaktadırlar! Ne var ki deniz bitti, gemi karaya oturdu, seçim sistemleri değişiklikleriyle değil, “adam gibi iş yapılırsa” kurtulur memleket!

 


KISACA TAKILDIĞIM: (GENÇLERİ NEDEN SAHAYA SÜRDÜLER?)         

7 Ocak’a ne kaldı? Memleket seçim sathı mailine girdi. Ki siyasi partilerimizin adayları külliyen  KKTC’nin  adayları haline  gelirlerken, seçmenler de seçicileri olacak! Olacak da!

Adaylar  ortada!  Önce “üstler” var, sonra “astlar” ardından da “fellikler!”

“Üstler” belli: “Siyasi parti başkanları!” Özgürgün de çıkacak partisi ile sandıktan, Erhürman da.. Özyiğit de Özersay da.. Belki Denktaş da..

Sonra “astlar” girecek potaya. Artık kimin önüne geçmiş, kim kimi yemiş, kim kimi kesmişse! Yani Allah kime nasip kısmet görmüşse onlar! (Bakın seçim sandıklarının kapanma saatine kadar partiler ve adaylar arasında kıran kırana mücadele devam eder, tecrübelerle sabittir, son dakikada kimler gider kimler!)

Ve geriye kalır “fellikler!” Ah be gençler! Bir kez daha aldattılar sizi! Ne var ki bu badireden geçecektiniz.. Fakat nasihatım olsun. Şımdilerde o sandıklardan “adu” çıkacak “baş”lar var ya! Önce eskileri temizledilerdi çünkü biliyorlardı ki “o eskiler yerlerinde kaldıkça” başa güreşemeyeceklerdi!                                                 Sonra “siz gençlere” yer açtılar.  Biliyorlar ki kampanya boyunca  can’ı gönülden ve yalansız riyasız, sahtekârlık yapmadan çalışacak olan sizlersiniz. Fakat yine biliyorlar ki sayenizde  sandıktan çıkacak olan yine kendileridir!                                               Öğreneceksiniz ama. O kadar ki günü geldiğinde ayni partilinin yanındaki aday arkadaşınıza nasıl madik attığını da!  Yolunuz açık olsun…

Yazar Hakkında

Haber İçi Alt
canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis danışman canlı bahis, maç tahmini, yeni giriş adresleri, bahis kritik, bahis