Köşe Yazarları

Çocuklara pahalı ödüller vermemeli…






Kendimiz olmayı yitiriyoruz; toplumsallaşma yolunu seçiyoruz. Toplumsallaşırken insanoğlu ‘doğal yanını’ elinin tersiyle itiyor. Çağdaşlaşmanın peşinden giderken toplumsallaşma sayesinde bireyler kendi biricikliğini yitiriyor.




Toplumsal kültürün esiri oluyor. Kendi doğrularının yerine toplumsal doğruları koyuyor. Toplumun değer ve normlarını önce içselleştiriyor sonra kendi doğruları olarak onları kullanıyor. Hayatta neyin doğru-yanlış, ahlaklı-ahlaksız, güzel-çirkin, değerli-değersiz olduğuna karar verirken ‘toplumun doğruları’nı kullanıyor. Toplumun geçmişten, birlikte yaşamaktan gelen ‘değer’ ve ‘norm’larını kriter olarak kullanıyor.



Söz konusu değer ve normları kullanmakla kalmıyor, çocuklara da önce evde sonra örgün eğitim aracılığıyla aktarıyor, onları da toplumsallaştırıyor.

Toplumsallaşmada ne yazık popüler kültür galip. Hiçbir niteliği olmayan popüler kültürü çocuklara da evdeki informal ve okuldaki formal eğitimle aktarıyor. Popüler kültür hızla yükselen ama bir anda da yok olandır. Ancak çok uluslu şirketlerin körüklediği alış-veriş çılgınlığı ile de ifade edilebilecek popüler kültür, toplumların ve dolayısıyla bireylerin gerçekleri oluyor. Eğitim sistemleri bu açıdan önlem almak zorunda ve pek çoğu da önlemini almış durumda.

Çevreci eğitim, doğa eğitimi bunlardan bazılarıdır. Çocuklara aktarılan değer ve normlar insanlığın doğal yanını içerenlerdir. Popüler kültürün yanlışlığı okullarda öğrenciler ile tartışılıyor.

Buralarda da ne yazık ki popüler kültür çocuklarımıza aktarılıyor. Popüler kültürü içselleştirmelerine yardım ediliyor. Çok uluslu şirketlerin körüklediği alış-veriş çılgınlığı olan popüler kültür çocuklarımızın benliğine işliyor.

Bu açıdan ailelere büyük görevler düşüyor. Biraz oturup düşünmenin zamanı geldi. Çocuklarımız insanın doğal niteliklerinin farkında değil, bunda da aileler suçlu.

Az ile yetinme insanın doğasında var. İlkel toplumda ilkel insan karnını doyuracak kadar avlanıyordu. Daha fazlasını avlamıyordu. Doğal kaynakları sorumsuzca yok etmiyordu. İnsan ihtiyacının farkında olmalıdır.

Oysaki popüler kültür ‘daha çok tüketme’yi körüklüyor. Hatta gelecek yılın maaşını da tüketmelerinin yolunu da buldu. Bu amaçla kredi kartını yarattı. Örneğin bir yıl sonraki aralık ayının maaşı da şimdiden kullanılıyor. Gereklilik ve ihtiyaç dışında hem de.

Aileler önce kendileri için düşünmeden geleceğin gelirini harcamaya başlamış durumda. Sonrasında da çocuğu alıştırıyor. Ne isterse ne kadar isterse ‘satın’ alınıyor. Alınan malın fiyatı çok önemli. Çocuğa da öğretilmiş. Çakması, kalitesizi çocuk tarafından hediye olarak kabul edilmiyor.

Üstelik çocuklar alınan bir objeyi korumaya, uzun süre kullanmaya özen göstermiyor. Nasıl olsa bozulsa, kırılsa, yenisi çıksa zaten alınacak düşüncesinde.

Halbuki insanın doğal yanında maddi malların hiç önemi yok; doğada ne varsa onları kullanma var. Oyunlar ve oyuncakların da doğadan gelmesi, oradan elde edilmesi ve yaratılması insanın doğal yanında olandır. Örneğin ağaca tırmanmaktır oyun. Kopan bir daldır oyuncak ama koparılan değil.

Doğadaki kumdur oyun, çamurdur. Odunu yontup yapılan ‘topaç’tır oyuncak. Hatta natüralizmde de vurgulandığı gibi ödül ve ceza da doğada vardır. Doğru yapıldığında alınan ‘haz’zın ödül, yanlış yapıldığında ‘hasta’ olmanın ceza olduğu gibi.

Çocuklara ‘az ile yetinmeyi’ öğretmek gerek. Ancak bunun için önce ailenin örnek olması lazım. Kendisi çok uluslu şirketlerin oyununa gelip, geleceğini kredi kartları, borçlanma ile tüketmeyip, örnek olmalı.

Az ile yetinmektir insanın doğal ve ilkel yanı. Örneğin paylaşmaktır doğadaki yemişleri. Tıpkı ilkel insanın şeker ihtiyacını giderirken bütün incirleri koparmayıp, başkalarının da daha sonra yiyebilmesi için ihtiyacından fazlasını dalında bırakması gibi.

Günümüzde de ilkel yaşamdaki gibi doğal ve atık malzemelerden oyuncaklar yapıp, kendi oyunlarını kurması için çocuklara model olunmalıdır. Kartonlar, tahta parçaları, ağaç yaprakları, kozalaklar ve daha pek çok materyal bu amaçla kullanılmalı.

Çocuklara ödül olarak pahalı hediyeler almak popüler kültüre esir olmaktır. Çocuklarımızın psikolojisini düzeltmez aksine daha büyük beklentiler içerisine girmelerine neden olmaktır. İlerde daha pahalı objelere sahip olamadıklarındaysa psikolojilerinde yaralar açılacaktır. O nedenle artık popüler kültüre alet olmamak için önce kendimizden başlamalı. Sadece ihtiyaçlarımıza ve elde olanlar ile yetinmeye başlamalı. Çocukların modeli de anne-babalar olduğundan, bu tür değer yargılarını içselleştirmelerine yardımcı olunacaktır.

 





Başa dön tuşu