Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çıngıraklı orak ve sinsi yılanlar

Orakların ucuna zil takılır ve yılanlar kaçırılırmış…


O zaman o oraklar çıngıraklı orak olurdu…

1700’lü yılarda bir yabancı yazar Kıbrıs’ı anlatırken, Girne Kapısından çıkıldığında boylu boyunca mezarlık alanlarına değinir.
Aslında o dönemlerde Lefkoşa’ya dışarıdan gelenler mezarların mermer sütün başlıklarını anlata anlata bitiremezler.
Şimdiki mezar başlıklarına benzemezdi onlar…

O yıllarda Girne istikameti Dikomo üzerindendi anlaşılan.
Ki bu güzergahta gidilirken birkaç taş köprünün güzelliği anlatılır.
O köprülerden biri ayaktadır.
Göçmenköy’deki taş köprü…

Dikomo (Dicomos) bölgesine gelindiğinde, burada bir Türk ağaya ait bir evin bulunduğundan, etrafında alabildiğine dut ağaçları ile dolu olduğundan söz edilir…

Çıngıraklı orak.
Yılanlar bu zil seslerinden korkardı demek…

Dikoma’dan sonra Boğaz geçidi görünür ve oradan ver elini Girne’ye.
O dönemler Boğaz geçidi ancak da bir araba genişliğinde imiş.
Öte yandan Girne dediğin ne ki?
Bugünkü limanda birkaç Fransız gemisi sefer düzenler,
Ama dalgakıran olmadığı için uygun havalar beklenir ve o liman iletişimin can damarını oluştururmuş.
1700’lü yıllarda iki cami bir de kilise bulunuyormuş ki, anlaşılan Türk nüfus daha fazlaydı o yıllarda.

Yılanlar bu adada hep baş ağrısı olmuştur.
Yılın birçok ayı kuraklıkla geçen coğrafyamızda yılanların cirit atması normaldir.
Bir de yerleşim alanlarının çok az olduğu o dönemleri düşünün.
Yılanlar her tarafta dans eder olmalıydılar.

Çiftçilerin ekinlerini biçerken, oraklarının ucuna zil takmaları yılanları kaçırmak içindi demiştik.
Düşünün,
Orak zamanı,
Gelip geçenler o zil seslerine herhalde bir anlam veremezlerdi.
Tarlada oynanan yerel bir dans olamazdı ama neydi?
Mesele sonradan anlaşılırdı…

Aslında yılan uysal hayvandır.
İncitilmezse, incitmez.
Lakin sinsi olduğu bir gerçek.
Avını bu sinsilik içinde halleder.
Bu yüzden sinsi insanlara da yılan yakıştırması yapılır.

Dikoma’da sadece dut ağaçları yokmuş.
Alabildiğine pamuk tarlaları ile çevrili imiş.
Hani şimdi içine beton binalar kondurulan o tarlalar olmalı…

Kanlı Dere’nin iki yakasını bağlayan iki köprüden biri ayaktadır.
Göçmenköy’de.
Etrafından asfalt yol geçmekte.
Köprü’nün albenisi tamamen kaybolmuş.
Neredeyse görünmez…

Tabii sinsi yılanlar da görünmez.
Özellikle insan olanı…