Cezaevi ve insan hakkı ihlalleri…

19 Şubat 2018 Pazartesi | 12:00
Hüseyin Ekmekçi

531 mahkum ve tutuklu var cezaevinde…

500 erkek…

31 kadın…

Birçoğunun mahkûmiyeti kesinleşti…

Cezasının kesinleşmesini bekleyenler var.

172 kişiye göre dizayn edilmiş cezaevi.

Mutlu bir ülkeydik desenize…

172’yi geçmeyecekti mahkûm sayımız…

45- 50 gardiyan ve görevlimiz olacaktı.

Suç işleyenleri de eğitip, topluma geri kazandıracaktık.

200 gardiyan ve görevli var şimdi.

Tam beş katı…

Peki mahkum- tutuklu…

531…

Nasıl oldu bu?

Nasıl bu noktaya geldi bu ülke?

Mesela, geçmişte hiç, “çocuk tutuklu- mahkum” düşünülmemiş…

Şimdi 16 yaşında, “tecavüzden” içeride yatan herifçioğlu var…

“Tecavüzden” yatan kadın mahkum var…

6 aylık bebeğiyle yaşıyor bir anne…

Anne “çılgın…”

Sık sık hücre cezası alıyor…

Kadın gardiyanlar da olmasa, o çocuğun hali ne olacak?

“Revirde” 24 saat yanında refakatçı olması gereken bir tutuklu mahkum daha var…

Hastanede olması gerekirken, cezaevinde…

“Karısını öldürdü”, yargılanıyor.

Hukukçular tartışsın…

“İnsan hakkı” var mı bir katilin?

Ya cezaevindeki çocuklar…

21 yaş altı, 16 yaş arası 20 genç, çocuk…

Bir koğuşta toplandılar…

“Islah” olacak yerde, birbirlerine saldırıyorlar…

Cezaevinde müdür olsanız ne olur?

Gardiyan olanız ne olur?

Eziyet…

 

Son şans cezaevi…

Okulda eğitmiyoruz…

Suç ördü sokakların her yanını…

Cezaevi ise, “doldu” kısmını geçtim, taştı…

Cezaevinde eğit bari…

Gidip gördüm, gezdim.

Müzik grubu var…

Atölyeler kuruldu…

Ama yeter mi?

Yetmez.

Yetmez çünkü, sokaklar sürekli suç üretiyor.

İçeriye “uyuşturucu içti” diye düşen bir çocuk, “satıcı” olarak yeniden geliyorsa, o ülke yaptığı her işten utanmalıdır.

Maalesef, cezaevinin yapısı, “suçlunun eğitilmesine” değil, “evrilmesine” neden oluyor.

Bana sorarsanız, bu kadar suçlunun içeride ne işi var?

1900’lü yılların Teksas’ına döndü burası…

Hoş, Teksas’da suçun kökü kazındı, bizde suç işlemeyeni dövecekler neredeyse…

Cezaevi, ir çok insan için son şans…

 


1000 kişilik olsa ne olacak?

Şimdi, bin kişilik bir cezaevi yapılıyor.

Ne işe yarayacak?

Üç sene sonra o da yetmeyecek.

Sonra yanına bir inşaat daha, bin 500 kişilik.

10 sene sonra da 2 bin…

Sorun, cezaevi koşullarının da ötesinde.

Sokaklar suç üretiyor.

Sokaklar “çetelere” emanet…

Sokaklar sahipsiz…

“Uluslar arası hukukun dışında” olmamız bir yana…

Sokaklar, “çok kolay suç işleyebileceğini” düşünenlerle dolu…

Cezalar yetersiz…

Suç işleme eğiliminde olanlar korkusuz…

Sorunumuz “suça eğilim…”

Buna çare üretmedikçe…

3 bin kişilik dünyanın en modern cezaevine sahip olsak ne fayda…

 


Doğa öcünü alır…

 

Sen doğadan bir alırsan, o gelir, iki mislini senden alır…

Geçen yıl Girne’yi su bastığında…

Limasol örnek verilmişti…

Limasol da deniz dolgusu üzerine inşa ediliyor…

Özellikle de sahili…

Doldura doldura…

Dereleri yok ede hangi şehrin rahat- huzur gördüğüne şahit oldunuz?

Kural değişmedi…

Doğa, Limasol’dan da  öcünü aldı…

 


 

Müşavir yaratılmayacak

Hükümet, yeni bir yasa üzerinde çalışıyor.

Yeni atamalarla, müşavir yaratılmayacak.

Müşavir yaratmayacak atamalar başladı.

Şimdi de, halen görevde olan ve “ilk kez ataması” yapılan isimlerin eski görevlerine dönmesi ve müşavir olmaması için yasal düzenleme yapacak.

Yani, UBP- DP döneminde atanan bir isim…

Şimdi görevden alınırsa, müşavir olmayacak, eski görevine dönecek.

Bu adım, ciddi hukuksuzluklar da yaratacak.

Şimdi kamu koridorlarında bu konu ciddi ciddi tartışılıyor.

Hükümet, “müşavir yaratılmayacak” atamalara başladı.

Şimdi, yeni bir adım, yasa ile sağlanacak.

Yasa, anayasa mahkemesine gider mi?

Olasılık büyük.