Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

ÇEVRE EĞİTİMİ VE ÇOCUK-2

Çevre eğitimi toplumsal yaşam alanları farkındalığı, doğa eğitimi, geri dönüşüm, trafik, deprem gibi pek çok konuyu içine alan geniş bir alandır. Doğa ile uyumlu davranan insanlar yetiştirmek için ne yapmalıyız? Dünyada pek çok ülke kendi doğasına, yaşayış biçime uygun eğitim ve öğretim programları düzenlemektedir. Bir yandan toplum bilincini artırıyor bir yandan da doğa ile uyum içinde yaşayıp, ülkesinde yaşamsal sürdürülebilirliğini artıracak bireyler yetiştiriyor. Bu eğitimlere en erken yaşta başlıyor ve ömür boyu devamını sağlayacak tüm olanakları sağlıyor.

Bir önceki yazımda şöyle bir cümle kullanmıştım: “Çocuğunuzun akıl tarlasına ne ekiyorsanız, onu biçiyorsunuz”. Peki ekeceğimiz ve muazzam bir orman haline gelmesini istediğimiz tohumları bize kim verecek. Ya da hangi tohumu seçmeliyiz? Bunu ancak ülkede hizmet eden çevre eğitimcileriyle istişare ederek sağlayabiliriz. Dünyanın her yerinde baki olan tohumun zamanı ve evreleridir. Bitkinin yaşamını anlatırken: Tohum, filiz, fidan, ağaç, meyve ve meyvenin içindeki tohum diye sıralayabileceğimiz bir döngüden bahsedebiliriz. Çevre eğitimi verirken insanın gelişimsel döngüsünü nasıl sırlayabiliriz? Şöyle: Farkındalık (tohum)- Bilgi(filiz)-tutum(fidan)-beceri(ağaç)- katılım(meyve)(Çevre sorunlarının çözümü için her düzeyde çalışan ve sosyal gruplara katılan bireylerin yetiştirilmesidir). Peki ya meyvenin içinde ki tohum: İşte çevre eğitiminin son evresini tamamlamış insanın yetiştireceği insanlar demektir.

Kitaplarıyla eğitimin nasıl olması gerektiğini öğrendiğim profesörlerden biri Lefkoşa’ da bir konferansta:“Benim asaletim, benimle başlar” demişti. Bundan 50 yıl önce yanlış yola girdiği için kendi kendine ceza yazan polislerimiz vardı. Dağdaki ağacı yerinden alıp tarlasına eken birine dava okunurdu. Hatta aldığı arabasını unutup otobüse binip köye dönen insanlarımız vardı. Herkesçe biliniyor ki ada uzun zaman pek çok medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Belli ki bu döngü süreklilik arz ediyor. İşte bir dönem de İngiliz kolonisi haline gelen adada İngiliz Kraliyeti Kıbrıs’ta çevre eğitimini mecburi tutmuştur. Bu konuda toplumun yetişmesi için pek çok çaba sarf edilmiştir. Eğitim en küçük yaşta başlaması ile ilgili bir malumatım olmamakla beraber, verilen eğitimi bir şekilde alan toplum, tohum bilimine vakıf olmuş, kara yılanı öldürmeyen, ağacı koruyan, toplumsal normlara uyan, eşyalarını tekrar tekrar kullanıp yaşamsal sürdürülebilirliğine katkı koyan insanlar yetiştirdi. “Bir ülkeyi eğitmek istiyorsan dedesinden başla” diyor aydınlar. O zaman diliminde eğitim alan çocuklar şu an bizim dedelerimizdir. Şanslıyız bir yerde ve bu şansı savaşla, değişen nüfus çoğunluğumuzla, artan ambalaj atıklarıyla nasıl mücadele edeceğimizi bilmememizle ve eğitimin bu kısmına daha az değer verir oluşumuzla tarumar etmiş durumdayız. Biz bu şansı tarumar ederken dünya da neler oldu?

Almanya, orman okulları kurdu ki ülke vatandaşları ormanları sevip korusun diye,

Avusturalya,  çocukları atıkların az kullanıldığı öğünlere yöneltti,

Amerika,  betonlaşan okul parklarını çocukların inceleme yapabileceği doğal yaşam alanlarına dönüştürdü.

Avrupa ülkeleri,  insanlarına çöpü geri dönüştürme merkezlerinde toplayıp yeniden kullanılabilecekleri konusunda eğitti.

Japonya, tüm bu eğitimlerin yanı sıra havayı daha az kirleten elektrik üretim tesislerine önem veren bir nesil yetiştirme çabasına girdi.

Biz nerden başlayabiliriz diye araştırırken: Kanada eğitim programlarında öğretmenlere sınıftaki ışık ekipmanlarını kapatırken öğrencilere “Lambayı kapatıyorum çünkü şu anda güneş ışığı sınıfı gerektiği kadar aydınlatabilir.” demelerini ve israf kelimesinin anlamını her seferinde vurgulamaları istiyor. Mutlaka her bireyin yaşam döngülerini bilmesi gerekiyor diyorlar. Başka bir eğitim programı haftanın belirli günlerinin derslerini bir müzede geçirebilirsiniz diyor. Bir ülkede 3 günlüğüne okulu susuz bırakıp çocukların bu konuda baş edebilme yeteneklerinin gelişimleri sağlanabiliyor. Nebraska’ da bir anaokulunda yapılan araştırma programında bir grup öğrencinin düzenli olarak bahçede vakit geçirmeleri sağlanmıştır ve çocukların: Dünya hakkındaki bilgilerini başkalarına aktarmak, duygularını iletmek ve yönlendirip kontrol etmeyi öğrenmek; girişkenlik, özgüven, edebiyat, matematik ve teknik beceri gibi önemli beceriler geliştirdikleri bilgisine ulaşılmıştır. Tüm bu yazdıklarımı doğrudan ve dolaylı olarak eğitim verdiğim sınıflarımda denemiş biri olarak sizinle şöyle bir anımı paylaşabilirim: Kızlarımdan biri sınıf arkadaşını çeke çeke sınıfa getirdi bir teneffüs ve şöyle dedi: “Şikayetçiyim öğretmenim, arkadaşım ağacın yapraklarını koparıyordu. Canını acıttı ağacın.”. Sonra arkadaşına döndü ve şöyle dedi: “Senin saçlarını tek tek yolsalar hoşuna gider miydi?”. Okurken gülümsediğinizi hisseder gibiyim. O an dedim ki hedefe bir adım daha yaklaştım. Temeli attım. Bu erken çocukluk döneminde verdiğim eğitimle bitmeyip çevre eğitimi yaşam boyu devam ederse, işte sana yaşanabilir bir ülke.

Şu an bu ülkede yaşayan veya dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan, çalışan ve çevremizle kopan bu bağlantıyı yeniden inşa edecek pek çok yol deneyen bilim insanlarımız ve uzmanlarımız var. Birlikte çalışılırsa bu bağı tamir edebileceğiz. Biz bu bağlamda dünyayı paylaştığımız diğer tüm medeniyetler gibi uğraşırken, siz çocuğunuzla doğada gezmeyi ve incelemeyi ihmal etmeyin.

Çiçeği koparmadan sevmeyi,

Girne kalesindeki “Amfora”yı neden kullandığımızı ve yaşamış medeniyetleri, kültürümüzü anlatmayı bırakmayın.

İsrafın kötü bir şey olduğunu, ışığı ve suyu gerektiğinden fazla kullanmamak gerektiğini, hareketleriniz ve ifadenizle tekrar etmeyi unutmayın.

Yürüyerek gideceğiniz mesafeleri yürümeyi ihmal etmeyin. (Keşke gereken değer verilse de toplu taşıma araçlarını daha çok kullansak J.)

Tiyatro izleyip, Senfoni dinlemeyi,

Komşunuza “Günaydın” demeyi, emek veren insanlara “teşekkür etmeyi” ve gülümsemeyi,

Bir de yaşam alanınızı hem manevi hem de maddesel anlamda kirletmemeyi sakın unutmayın.

Çok şey mi istiyorum? Belki de bunları yapıyorsunuzdur. O zaman Aferin size. Doğru yoldasınız. Eksikler mi var? O zaman rehber olabilir bu yazı size J. Çocuklarınız izinizden giden geleceğin dedeleri ve neneleri olarak bu toplumu eğitmeye devam ederken, biz eğitimcilerin de desteğimizi ve bilgimizi eksik etmeyeceğimizi söyleyerek sözlerimi sonlandırıyorum. Sağlıkla geçireceğimiz nice yıllarımız olmasını dilerim.