Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Cenevre’den sonuç isteniyorsa…

Cenevre’de Kıbrıs konusundaki müzakerelerin son safhası gerçekleşecek.

12 Ocak’ta garantörlerin de katılımı ile beşli konferans oluşacak.

Cenevre’deki görüşmelerin başarısı orada yapılacak müzakerelerin yönteminin şimdiden doğru kurgulanmasına bağlıdır.

Gelinen aşamada taraflar daha Cenevre’ye gitmeden yaşanmaya başlanan tartışmalar, Cenevre’ye dönük beklentileri olumsuz etkileyecek niteliktedir.

Rum tarafından Cenevre’deki görüşmelere Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin de katılacağı ya da katılması gerektiğine ilişkin açıklamalar yapılması, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ Dışişleri Bakanı’nın bu görüşmelere katılmasından söz edilmesi, daha işin başında varılan uzlaşıyı bozmaya dönük girişimlerden başka bir şey değildir.

Rumlar Cenevre’ye gidilmeden oyunun kurallarını değiştirmeye çalışıyorlar.

Bu girişimlerin önüne şimdiden bir set çekilmemesi halinde Cenevre’deki görüşmelerden kimse bir başarı beklemesin.

Cenevre’deki müzakerelerden başarı isteniyorsa şimdiden bunun hazırlıkları yapılmalı, herşey netleştirilmelidir.

Perde arkasında Cenevre’den sonuç çıkması için neler yapılacağına ilişkin yoğun bir diploması yürütülmelidir.

Bu noktada Kıbrıs Türk tarafı daha aktif ve etkin olmalı, Cenevre’deki müzakerelerin sonuç alıcı bir ortamda gerçekleşmesi için çalışmalarını yoğunlaştırmalıdır.

Burgenstock modelinin Cenevre’de de uygulanması başarıyı getirir.

Burgenstock’ta ne olmuştu bir anımsayalım: Orada Kıbrıslı taraflar görüşmüş, garantörlerin katılımı ile beşli toplantı yapılmış, AB ise gözlemci statüsünde sürece destek vermişti. Doğrudan ve dolaylı olacak şekilde çok yoğun ve kapsamlı müzakerelere sahne olan Burgenstock’ta BM de çok aktif bir şekilde yeni fikir ve öneriler üzerinde çalışmış ve taraflara yardımcı olmuştu. O sayede örneğin Annan Planı’nın  dördüncü versiyonu ile başlayan toplantı beşinci Annan Planı ile sonuçlanmıştı. Orataya bir ürün çıkmıştı.

Cenevre’ye hiç bir hazırlık yapılmadan ve sonuç alınabilecek bir modalite belirlenmeden gidilirse oradan Burgenstock’ta olduğu gibi bir sonuç ya da ürün çıkmasını kimse beklemsin.

Çünkü Burgenstock’ta olduğu gibi BM’nin hazırladığı bir plan Cenevre’de olmayacak.

Taraflar siyasi bir çözüme orada ulaştıktan sonra anayasa ve kapsamlı bir çözüm planını gibi unsurları hazırlamak için adaya dönmeleri gerekecek.

Şartlar uygun olmazsa bu siyasi uzlaşıya ulaşmak çok zor olabilir.

Dolayısıyla liderler Cenevre’ye son pazarlıkları yapmaya gitmelidirler.

Bunun için Cenevre’de nasıl sonuç alınabileceğine ilişkin ön müzakereler sonuç alıcı ve yapıcı bir anlayış içerisinde ilgili tüm taraflarca şimdi yapılmalıdır.

İngiltere üçüncü garantör ülke olarak Burgenstock’ta yaptığı gibi diğer iki garantör arasında yapıcı ve orta yol bulucu bir anlayışla meseleye yaklaşmalıdır.

Cenevre’deki son pazarlığın sonuç alıcı olması için Rum tarafının Suriye’de yaşananları göz önünde bulundurup modaliteleri değiştirme girişimlerinden, varılan uzlaşılara farklı anlamlar katma peşinde koşmaktan vazgeçmesi de önemlidir.
AB gözlemci ötesi bir rol ile orada bulunmamalı, ihtiyaç duyulduğu noktalarda destek vermelidir.

Gerginlikler olmaması için taraflar dikkatli olmalıdırlar.

Kısacası Cenevre’de başarı isteniyorsa bunun hazırlıkları şimdiden yapılmalıdır.

2017 yılı Rum tarafında yaklaşmakta olan seçimler,  değişmekte olan ABD yönetimi, değişecek olan BM Genel Sekreteri nedeni ile  riskler barındırsa da tüm taraflar Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın da dediği gibi makuliyet ve gerçekçilik çizgisinde hareket ederlerse Cenevre’deki zirveden sonuç çıkabilir.

Tabii ki Cenevre’deki görüşmelerin doğru kurgulanması şartıyla…