Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Çavuşoğlu’nun muhteşem bendi 2 yıl dayandı…

Geçtiğimiz günlerde yine sormuştuk…

Vatandaş olarak bilgi edinme hakkımızı kullanarak soruyoruz demiştik.
Konu Lefkoşa’da selin önlenmesi için yapılan bentler, kanallar v.s idi.
Önce derenin ıslahı için yapılan, dünya parası ödenen kanalların bir işe yaramadığı ortaya çıktı ve dere ısrarla yolunu buldu. Ortaköy, Göçmenköy, Kermiya yine sular altında kaldı.
Şimdi de sanayi bölgesine yapılan bent yıkıldı.
Aklımda ilk gelen, zamanın Kaymakamı Kemal Deniz Dana’nın “Bakanımız Nazım Çavuşoğlu’nun talimatıyla yapılan bent sayesinde, sanayi bölgesini asla bir daha su basmayacak” sözleri…
2010 ve 2011 sel baskınlarında kulaklarının üstüne yatanlar, 2012’de Meteoroloji sel uyarısı verince birdenbire bir proje üretmişlerdi. Nazım Çavuşoğlu, Cemal Bulutoğluları ve Kemal Deniz Dana kafa kafaya vermişler, önce 2700 metrelik bir dere yatağı yapmışlar, arkasından da 200 uzunluğunda 8 metre genişliğinde ve 4 metre yüksekliğinde bir bent inşa etmişlerdi.
Yapılan suni dere yatağında suyun aşağıdan yukarıya akmasının öngörüldüğü (!) yazılıp çizildiğinde, pek kızmışlardı ama ilk yağmurda, iddiaların doğruluğu ortaya çıkmış, sanayi bölgesi yine sular altında kalmıştı…
Ardından çok övündükleri bent olayı…
“Karayolları’nın kontrolünde laboratuvar testleri yapılarak, sıkıştırılmış kil kullanıldı, bunun için de asla yıkılmayacak” diye büyük büyük laflar edilmişti.
Bu aktörler de yine poz poz fotoğraflarla “Bir daha asla!” demişler, demelerine kalmamış, bir sel daha gelmişti.
Hatırlarım bu defa Kaymakam Dana ateş püskürmüş, “Bendi yapmasak, sular metropol yoluna kadar inerdi, bakın sadece sanayiyi bastı… Kasıtlı haber yaparsınız” gibilerinden laflar etmişti…
O muhteşem bendin de ömrü 2 yılmış.
Hop işte yıkıldı gitti.
İşin acı tarafı, o laboratuvar testlerini yapan Karayolları’nın şimdiki Müdürü, dün açıklama yaparak “Bent su sızdırdı, durduramadık” itirafında bulundu.
Daha bir kaç gün önce sorduğum sorumu tekrar ediyorum;
Bu projeler kime aittir?
İşçilerin o gün söylediği gibi Kaymakam’la, Belediye Başkanı’nın kafasına göre mi yapılmışlardır, yoksa bir sahibi var mıdır?
Devlet bu işlere ne kadar para harcamıştır?
Devletin kaynaklarını 2 yıl içinde yıkılacak bir sözde projeye kafasına göre harcayanlardan hesap sorulacak mıdır?
Sorulmayacak tabii. Ben de biliyorum.
Hesap sorma sistemi olsa, zaten bu insanlar bugün çoktan hesaplarını vermiş, cezalarını çekmiş olurlardı.
Hani diyorum ki, muhalif bir iktidar vardır ve o iktidarın da hesap sorma gibi de vaatleri vardır.
Acaba, o cesareti gösterebilirler mi?
Yani hiç olmazsa, alem ibret olsun diye…

YERİN KULAĞI VAR
BU KEZ YAĞMUR DEĞİL: Dün sanayi bölgesinde yaşanan sel baskını için gülelim mi ağlayalım mı bilmiyorum. Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nde su baskınlarına karşı yapılan set patlayarak bölgeyi su altında bırakmış. Sel felaketini yeni yeni atlatan bölge bu kez de insan hatasının kurbanı oldu. Yağmurun yapamadığını bu kez birkaç sivri akıllı becerdi…
DP-UG DURULMUYOR: DP-UG’de sular bir türlü durulmuyor. DP-UG’nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Derviş Eroğlu’nu destekleme kararı, parti içindeki bölünmeyi daha da artırdı. DP kökenlilerin partinin bu kararından rahatsız oldukları ve Eroğlu’na destek vermeyeceklerini söylemeleri, UG kanadında büyük rahatsızlık yaratıyor. Seçimlere yaklaştıkça parti içerisindeki bu ayrılığın, ciddi krizlere yol açacağı, hatta toplu istifaların dahi gündeme gelebileceği iddia ediliyor…
BU KEZ EDER Mİ: DP-UG’den istifa etmekten son anda vazgeçen Menteş Gündüz’ün bugünlerde yine oldukça düşünceli olduğu ve istifasını, yeniden gündeme getirebileceği iddia ediliyor. Ahmet Kaşif ve diğer iki vekille birlikte istifadan son anda vazgeçen Gündüz’ün, parti içinde yaşanan huzursuzluklardan oldukça rahatsız olduğu ve ertelediği istifasını yeniden gündeme koyacağı iddiaları bugünlerde yeniden alevlendi…
AMA NASIL: İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Kıbrıs Türkü’ne düşen görev Eroğlu’na güle güle demektir” diyerek, Derviş Eroğlu’nun birinci turdan eleneceği yönünde iddiada bulundu. İstemekle olsaydı bu ülkede şimdiye kadar çok şey değişirdi. Ama 40 yıldır ülkede kurulan bozuk düzenin baş temsilcisi olan Eroğlu bırakın gitmeyi, bugün en yüksek makamda oturuyor hala…
BELLAPAIS MANASTIR ÇÖPLÜĞÜ: Bellapais Manastırı son günlerde arıtma tesisiyle gündem olunca dikkatler oraya çevrildi. Sorun sadece arıtma değil. Manastırın arkasındaki park yerini birtakım kendini bilmezler mekan edinmiş. İçki şişeleri ve bilumum çöp, park yerini aşmış, duvardan aşağı uçuruma doğru yığılmış. Sözde koruma adına, turistlerin manzara seyrettiği banklar sökülmüş, ama alem berdevam. Çözüm, bir aydınlatma ve bir kamera sistemi. Bu kadar basit. Ha bir de otoparkı işleten arkadaşın uyarılması. Para kazandığı mekanın temizliğinden sorumlu o değil mi..?
ÖDEYELİM AMA: Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hakan Dinçyürek, elektrik fiyatlarında yapılması düşünülen indirimin bir ay süre ile ertelenmesini ve bu yolla oluşacak kaynağın Teknecik Elektrik Santrali’ne filtre takılması için kullanılmasını istedi . Sayın bakan diyor ki, “bizim filtre takacak paramız yok, vatandaş versin biz de takalım.” Tamam devlet fakir, parası yok ama, son dönemde Kıb-Tek’e alınan 100 civarındaki personele ödenecek maaşlar ile bu filtre alınamaz mıydı acaba..?

ZİRVEDEKİLER
GAÜ Girne Araştırmaları Enstitüsü: Üniversite, bulunduğu kentle ilgili bir enstitü kurmuş ve çok da reklam etmeden, ciddi çalışmalar yapmış. Belediyenin Kent Kurultayı’nda da, çalışmalarını rapor olarak sunmuş. Keşke diğer üniversiteler de aynı toplumsal sorumluluğu gösterseler ve yetkilileri uyarsalar… Sıra uyarıları dikkate almada. Sanırım sorun da burada başlıyor…

DİPTEKİLER
Eserinizle Övünün: Dün bir kez daha gördük ki, bu ülkede yaşamımız pamuk ipliğine bağlı. Nereye elinizi dokunsanız, elinizde kalıyor. Kimse kızmasın ama 2014 yılında hala daha taş devrini yaşayan bir ülkemiz var. Siyasilerimiz, yıllardır yarattıkları bu eserleriyle ne kadar gurur duysalar, övünseler azdır…