Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

“Canım, gülüm yazardık mektuplarda işte neydi olacağı”

Ali Atamer: Bize çocukluk ve gençlik yıllarınızdan bahseder misiniz?
M.K: 1931 Gönendere doğumluyum. Kulle soyismi dedelerimizden kalmadır. Aslen Gonetralıyım. Çok zorlu bir hayat mücadelesi geçirdik. 1949’da babam ölünca, 4 tane oğlan bir galbırın altında galdık. Zorluklar içinde geçindik gittik. Sabahdan akşama gadar buğday camilerinde geçti ömrümüz.
P.K: Ben 3 yaş büyüğüm Mustafa Bey’den. Gonetra doğumluyum. Eskiden çok muhabbetliydi insanlar. Bayramlarda ‘Dangala Bisto’ oynardık, cıncıraklar, salıncaklar vardı. Evin havlısında gurulurdu bu salıncaklar. Erkekler damlara çıkar kızları peylerlerdi. Çünkü erkekler aramıza giremezdi. Hatta o salıncaklar vesile olurdu da evlenirdi insanlar.
M.K: Bütün hayatımız ovada geçti. Zahre, buğday, ekin, arpa ekerdik.
P.K: Biz hem ovada hem evde çalışırdık. Ben çulfaydım da. Tezgah bez dokurduk. Anacığım onları boyacılara verirdi, karşılığında un alırdık. Oya yapardım, tente örtü işlerdim. Hala daha canım sıkıldığında yaparım. Gara lambada nakış işlerdik. Hiç durmazdık. Ama gene da çok mutluyduk yüzümüz gülerdi.
M.K: Bu ağır işlerde yüzün gülmezsaydı işleyemezdin. Bir yere çarşaf yazardın olan kirliyi atardın bir de çapıt örterdin üstüne. Ondan sonra odundan elde ettiğin kömürü ezerdin o çarşafın üstüne ve 3 gün beklerdin da köhün olurdu. Temizlik ilacı olarak kullanırdın. Onuynan yıkanacan, çamaşırını yıkaycan hep aynı köhünle.


Ali Atamer: Genelde çiftlerimizin tanışma anları eski Türk filmlerdeki aşk sahnelerini andırmakta. Siz bu benzetmeye katılır mısınız?
M.K: Dünürcülük olmasına rağmen kapının önünden geçemezdin gızı göresin. Ama çocuklukta yazıldı bizim aşkımız. Sevgi ve aşk devam etti bugünlere gadar.
P.K: Biri söyledi işte kafamıza girdi. Çocuk yaşta ne bilirdin oğlum.
M.K: Kestirdiydim gözüme biraz dilber hanımdı. Gayrı da atmadım gendini hayatımdan. 18 yaşına gadar köşe bucak mektuplaşma vardı. Aracı vasıtasıyla duygularımızı taşırdık. Canım gülüm yazardık işte neydi olacağı.
P.K: Babama Türk Hasan derlerdi yağmamıydı geçsin evin önünden. Bizim aşkımız filmlerdeki gibi oldu. Annem çok zor verdi beni Mustafa’ya. Deden çok gezdi en son dalgalandı da bende duruldu.
Ali Atamer: Nişanlılık-nikahlılık dönemleriniz nasıl geçti?
M.K: Benim gençlik zamanlarım, durur muyum Pembe’yi görmeden amma da ha. Ben gene bir yolunu bulur, kapının önünden geçerken el göz işareti yapardım. Ama mümkün mü kapı da pencere de göresin. Sokuluydu bunlar içerde.
P.K: Zaten pencere mi vardı şimdiki gibi da çıkacan dışarı.
M.K: Mektuplarınan idare ettik. Eyi dayandım yani. O mektupların içine Pembe teyzeniz karanfil yaprağı gordu. Sevdalıydı bana teyzeniz.
P.K: Az galdıydı şu evleneceyik yavaş yavaş gelmeye başladıydı. Geldiğinde de zannetme ki gonuşurduk böyle yan yana otururduk. Uzaktan uzağa.
M.K: Başka konular mahana ederdik ama bir gözüm da Pempe’deydi.
P.K: Eskiden herkes sabırlıydı. Hasret Eylül 1952’de bitti.


Ali Atamer: Bildiğimiz kadarıyla eski örf-adetlere göre yapılan çeyiz hazırlıkları eğlenceli geçermiş.
M.K: Zenginlerin 50 lira ağırlığı, 50 lira da nikahı vardı. Eğer boşanırsaydın gene 50 lira vereceydin. Adetler öyleydi. Ama biz daha fakir olduğumuz için 30 lira verdik. 30 lira çok paraydı. Borçlandık da bulduk. Teyzeniz da o paraynan zamana göre çeyiz yapacaydı. Gızı alamazdın parayı vermeseydin.
P.K: Eskiden oğlum hep gendin dikeceydin. İç çamaşır olsun göynekleri olsun. Tenteler, 6 tane yorgan, 1 tane da çocuk yorganı dikeceydin. Ganeppamızı, dolabıı, aynamızı, yemek masası, tumardan 2 tane iskemle aldıydık.
Ali Atamer: Eskiden 1 hafta olan düğünlerde neler yaşanır ve yaşatılırdı?
M.K: Mum dağıtmaynan düğün başladı.
P.K: Pazar başladı perşembeye gadar düğün olurdu.
M.K: Perşembe gecesi da maşallah çevirirlerdi. Davul-zurna gelinin kapısına gelir, erkekler çalar kızlarda damlardan bakardı. Sabaha garşı da kına yakılırdı. Gelenek-görenek öyleydi.
P.K: Gelini ağladırlardı kına gecesi. Çatoz’dan Ayşe Hanım gelin ettiydi beni. Hamam da başka kına da başka, evlendiğin gün ise başka Alafranga gelinlik geydim. Gelinliklerin üstüne gül goyarlardı. 7 kere havlıda dönerdin Hamam dönmesi derlerdi ona. Genç kızlarda şarkı söylerdi. Düğünlerde karşılıklı maniler söylenirdi. Perşembe akşamüstü damat camiye ondan sonra gelinin önünde namaz gılardı. Hısım akrabada gelirdi o akşam. Bakla, böğrülce, magarına tavuk birazcık da et vardı. Sabahtan da yumurtacık çaycık ağırlardık.
M.K: İskele’den geldiydi çalgıcılar. Buralardan da erkek çalgıcısı Nafi dayımız ve Kemaneci Hasan Dayı geldiydi. Sirto, Deftero, Brodolar, Dirido ve Deterdo havaları çalardı biz da epeyi oynardık. Düğün resmini çekmek için Geçitkale’ye yayan koşturan birine 2 şilin verdiydim gitsin taksi çağırsın ve gelsin alsın bizi da gidelim fotoğrafçıya diye.


Ali Atamer: Bir yastığa 59 yıl baş koydunuz. Acısıyla-tatlısıyla, hüzünleriyle-sevinçleriyle geçen koskoca bir ömür. Bu mutlu evliliğin sırrı nerde saklı Mustafa dayıcığım?
M.K: 59 yıldır beraberik. Dile kolay. Eksik gedik soğana yumruğu vurur zeytini yerdik. Ama paranın bolluğu bozdu her şeyi.
P.K: Bizim evliliğimizin sırrı saygı sevgi güven. O zaman ki yaşam şartlarıdır ki bizi bu günlere getiren. Her türlü imkansızlığa rağmen mutluyduk. Ama bu dayın bazen mızırlık yapardı. İş yoğunluğundan sinirlenirdi. En çok bir konuya mızırlığı vardı ama ekranların önünde söylemem. Sırdır. Eşimden hep memnundum. Sabah kahvaltısını sen goyacan önüne, sen geydirecen. Ben çok meraklıyım. Onun umru değildir.
M.K: Başka kızlar bakmasın diye geymezdim anlamaz bu nenen.
P.K: Yoksa da bakacak oyardım bakanın gözünü. Biraz kıskançtım. Seven kıskanır. Aşırı da olursa yaramaz. Biz hoşgörülüyük. Geyim guşam takı dedenin hoşuna gider ama ben yapmam. Sevgililer gününde bile hediye alır. Ben da garşılığında yemek yaparım çiçek keserim veririm.
M.K: Çok gezdik evlendikten sonra. Nerde bulsak resim çektik. 1966’da araba aldık. İmkanımız dahilinde teyzeciğin da yanımda gezdik.
P.K: İskele panayırına gittik.
M.K: El ele gola gola gezerdik. O zaman gelmezdi yanıma ayıptır derdi. Şimdi koşarak gelir yanıma girer goluma. Gitti hayatı galdı bayatı Aliciğim.