Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Büyükelçi’nin sözleri anlamlı…

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın tespiti, ne kadar bizimle birlikte yaşıyor olsa da, dıştan bir bakış olarak değerlendirilmeli.
Büyükelçi, Sanayi Odası’nın Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Hükümet kararlı adımlar atmalı” diyor. Bunu da ne için söylüyor; maliyetlerin düşürülmesi konusunda…
Yani, hayatı ucuzlatmak bakımından, gelirleri arttırmak bakımından…
Hükümetin iki ortağı da seçimler öncesi vaatlerinde  “hayatı ucuzlatacağız” dememişler miydi?
Türkiye Büyükelçisi’nin ekonomik konularda yaptığı değerlendirmelere uzun zamandan beri “Ekonomik protokol-baskı-zorlama-dayatma” yaftası yapıştırıldığından, ne dediğine bakılmaksızın eleştiriliyor. Bu bir alışkanlık haline geldi.
Oysa Büyükelçi’nin sözleri, sadece onun görüşü değil.. Düşünün, sizler de aynı görüşte değil misiniz? Halk da, ekonomi de hükümetten kararlılık beklemiyor mu zaten…
“Ürettiğiniz ürünlerin maliyetini düşürün, standardını yukarı çekin” diyor.
Bu hükümet kurulduğu günden beri bir tek şey söyledik: “Biz sizden büyük projeler beklemiyoruz, sadece küçük dokunuşlar da yapsanız, canımız feda” dedik.  Pratik olun, ya bir yol bulun, ya bir yol açın dedik, cesur olun dedik.
Ama ne oldu, bu hükümet de kendinden öncekiler gibi, önce uzun süre parti içi ya da hükümet içi siyaset kavgalarında boğuldu, arkasından da bürokrasinin… Ne pratik olabildi, ne cesur. Hala 8 aydır yasalarla uğraşmakta.
Beklenen adımlar bir türlü atılamadı, dolayısıyla da hayata geçemedi. Sonuçta ne yalan söyleyeyim, çoğu insanlarda bir hayal kırıklığı oldu.
Bir baktım da, o birkaç aylık Sibel Siber hükümeti bile, hayatımıza donumuştu. Takdirleri kazanmıştı. Yaptığı neydi? Yolsuzlukları, usulsüzlükleri deşifre etmişti, küçük aksaklıklara neşter vurmuştu. Örnek mi; bir önceki İrsen Küçük hükümetinin partizanca arazi kiralamaları ve yine partizanca verilen izinler iptal edilmişti; Tüzüklere uygun olmayan nemalandırmalar durdurulmuştu; Başbakanlık Denetleme Kurulu’nun çalışmalarına hız verilmişti; izaz ikram kalemlerinde ciddi tasarruf yapılmıştı…
Bir de Sayın Başbakan’ın aynı Genel Kurul konuşmasına baktım; hala AB uyum yasalarıyla sorun çözmekten bahsediyor. Maliye Bakanı, sektör temsilcileriyle yakın çalıştıklarını söylüyor. Ama Sanayi Odası Başkanı da “Hükümetin kayıtsızlığına tahammülümüz kalmadı” diyor.
Konu sanayi… Konu üretim… Konu artı değer… İşte yarın öbür gün su geliyor. Eğer maliyetler aşağı çekilmezse, standartlar yükseltilmezse, ne kadar üretirseniz üretin, elde kalmaya mahkum.
Diğer üretim alanları için de aynı şey söz konusu. AB’nin KKTC’ye uygulanan ekonomik ambargoyu aralayacağı işaretleri geliyor. Oyalanacak vakit yok… Ayrıca kimsenin mazeret üretme lüksü de yok…
Küçücük bir örnek ama, Sanayi Odası Genel Kurul’unda konuşulanlar, hükümetin ağır, hantal, fazlaca bürokratik ama bir türlü ivme kazanmayan icraat anlayışının görüntüsüdür. Bir parça hızlanmaları için daha ne kadar bekleyeceğiz acaba?

 

YERİN KULAĞI VAR
İNANAN YOK:
UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün Kıbrıs’ta olası bir anlaşma için 2020 tarihini öngörürken, Başbakan Yardımcısı ve DPUG Genel Başkanı Serdar Denktaş ise, anlaşmaya hiç de yakın olmadığımızı söylüyor. Cumhurbaşkanı Eroğlu “Çözüme en yakın noktadayız” derken, kendisini destekleyenlerden gelen bu sesler ne anlama geliyor? Gerçekten anlamak zor…

HALA AKIL KOYMADILAR:
Güney’de yapılan bir ankette, Kıbrıslı Rumların yüzde 60’ı, Annan Planı’nın reddedilmesinin doğru bir karar olduğu yönünde oy kullanmış. Bu da gösteriyor ki, aradan geçen 10 yılda hiç bir şey değişmemiş. Bizim çözüm anlayışımızla, onlarınki arasında, dağlar kadar fark varmış demek ki…

KİMSEYİ İNANDIRAMADI:
Mağusa’da önce ittifak, ardından DP-UG adayı olan İsmail Arter, “U” dönüş yaparak bağımsız aday olduğunu açıkladı. Ancak kimseyi, “bağımsız” aday olduğu konusunda ikna edememiş. Mağusa’da Arter’in bu manevrasını, özellikle UBP’li seçmenlerin oylarını almak adına yaptığı konusunda ciddi iddialar var…

SERTOĞLU KARDEŞİM:
Arter’in Mağusa’da yaptığı manevraya karşılık, UBP’nin Lefkoşa Belediye Başkan adayı Kemal Deniz Dana’da boş durmadı. Katıldığı bir TV programında, adaylıktan çekilen Hasan Sertoğlu’nun kardeşi gibi olduğunu söyleyerek, Sertoğlu taraftarlarının oylarını almaya çalıştı…

KİM KAZANIR:
Haftalarca evlerde, kahvelerde kimin hangi partiden aday olacağını konuştuk durduk. Ardından aday adayları, aday olmak için diğer rakipleriyle nasıl yarıştıklarını okuduk. Şimdi ise adaylıkları kesinleşenlerin, “Ben kazanacağım” söylemlerini dinlemeye başlayacağız… Seçim süreci başladı ama, ortada boş sözlerden başka somut hiç bir şey yok gibi…

GEÇMİŞ OLSUN:
Anayasa değişikliği çalışmalarının, yerel seçimler öncesine yetiştirmek için aceleye getirildiği düşüncemizi daha önce yazmıştık. Nitekim kendileri de tepkilerden rahatsız oldular ki, Tasarı’yı Meclis’e gönderdikten sonra temaslara başladılar. Taa başından birlikte çalışmaları gereken Yüksek Mahkeme Başkanı’na gittiler, şimdi de CTP örgütlerinde tasarıyı tartışmaya açtılar. Keşke şu işleri baştan yapsaydılar da, herkes de yapılan çalışmayı gerçekten ciddiye alabilseydi.

ZİRVEDEKİLER
Festivaller: Özellikle yazın gelmesiyle birlikte ülkenin dört bir yanındaki festivaller hafta sonu için vatandaşlara farklı alternatifler sunuyor. Gafgarıttan Enginara, lalede harnıpa temalı festivaller, hatta av ve doğa şenlikleri bile yapılıyor. Bu vesileyle de durgun ekonomiye biraz olsun hareket geliyor… Yalnız biraz daha özenli, hazırlıklı olsa çok daha güzel olacak…

DİPTEKİLER
Hasan Taçoy: DPUG Milletvekili Hasan Taçoy Ankara’da. AKP ziyaretinin partisiyle Türkiye’nin iktidar partisinin arasını düzeltme amaçlı olduğu anlaşıldı da, KKTC’nin “Tapu ve Kadastro Yenilemesi’ ihalesini alan firmayı ziyareti, anlaşılamadı. Ne zamandan beri milletvekilleri ihale alan şirketi ziyaret ediyor? Yoksa hep mi böyleydi..?