Kıbrıs Türk basını 1889’da Saded’in yayınlanmasından alırsak, 127 yıllık bir geçmişe sahip.
Rum basınında ise kayıtlara göre ilk yayınlanan gazete, Neos Kition. Tarih, 1879. Bizden oy yıl daha eski, 137 yıllık bir tarih…
Dönem, İngiliz dönemi. Ve iki toplum arasında ilk ayrılıkların başladığı dönem. Bir yanda Megali İdea, Enosis fikirlerinin yayılması, diğer yanda buna tepki olarak Kıbrıs Türklerinin birlik bütünlüğünü sağlama çabaları…
Taraflık var, karşıtlık var, hepsinden önemlisi, ön yargılar var. Ve bu durum bunca yıldır da aynı minvalde devam edip gidiyor. Çünkü, çözüm için bir noktada buluşsanız bile, kullandığınız kelimeler farklı anlamlar içeriyor. Biri diğerini rahatsız edebiliyor…
Arşive baktım, 2003’de uzlaşmanın en çok teşvik edildiği dönemde, Rum ve Türk Ticaret Odaları’nın “Cyprus Business Forum” adında İngilizce bir gazete deneyimi olmuşsa da, devam etmemiş. Bunun dışında, bir buçuk yüzyıla yakın zamandır, ortak gazete yayınlamak mümkün olmamış.
Nedenleri açık aslında. Toplumların hedefleri birleşmedi ki, gazeteleri birleşsin…
Oysa iki toplumu en kolay birbirine yaklaştıracak olan, birbirleri hakkında daha çok bilgi sahibi olmalarıydı. Düşünün kapılar açılalı 13 yıl oldu ama, hala birbirimize paralel hareket ediyoruz bu adada. Yollarımız, sosyal hayatımız çok az kesişiyor. Birbirimizi tanımak için fazla bir çabamız yok. Bu sade vatandaş için de böyle, iş çevreleri için de. Tabii istisnalar hariç…
Böyle bir ortamda, Fileleftheros’un Havadis’le işbirliği, diğer getirilerini bir yana bırakın, tanıma, anlama bakımından büyük bir görev üstleniyor…
Rum tarafında çok bilinen, sadece yabancıların değil, yerli halkın da itibar ettiği haftalık Cyprus Weekly içinde KKTC’den haberler, görüşler çıkacak olması önemli…
Bizler de bunca yıldır genelde, resmi kurumların yaptığı tercümeler kadarıyla takip ettiğimiz Kıbrıs Rum toplumunu her yönüyle izleyebileceğiz…
Liderlerin verdikleri mesajlar da bir o kadar önemli bence. Anastasiadis ve Akıncı, her ikisi de “doğru iletişim”den bahsetmişler ve bu iki büyük medya kuruluşunun girişimini kutlamışlar…
Ben de barış gazeteciliği adına bu cesur başlangıcın, ileride sağlanabilecek bir anlaşma, uzlaşma için konulan ilk tuğla olmasını, gelişip, yaygınlaşmasını diliyorum…
DİBİ BULMAK ÜZEREYİZ…
Ticaret Odası, bu yılın rekabet edebilirlik raporunu açıkladı. Bir yılda, rekabet konusunda 7 basamak gerilemişiz ve 141 ülke arasında 121. sırada yer almışız. Bütçe açıkları, büyüme rakamlarının düşüklüğü, sabit yatırımların azlığı, TL’nin değer kaybetmesi gibi etkenler yanında, kayıt dışılık, işsizlik gibi rakamlar bu sonucu getiriyor. Yavaş yavaş dibi vururken, bir yandan da dıştan gelen sermayeye direnç sürüyor. Hem siyasi nedenlerle, hem de hantal bürokrasiyle. Sanki kendimize bilerek, görünmez bir duvar örmüşüz de, çıkmak istemezmişiz gibi bir durum var.
Diğer yanda, Maliye Bakanı Birikim Özgür’ün açıklaması var. Özgür; “Türkiye ile imzalanan programlar bize müthiş imkanlar sunuyor” demekte…
Bakan’ın kastettiği, körü körüne reddedilen ekonomik protokollar. Protokoller aslında KKTC’ye sadece kaynak sunmuyor. Aynı zamanda, ekonomisinin çarpık yapılanmasına son verme, planlı ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçme ve sonuçta refah öngören planlamalar, programlar da sunuyor. AB uyum yasalarına sesini çıkartmayanlar, buna fena halde gıcık oluyorlar.
Biz burada, hep o parayı alalım, bugüne kadar olduğu gibi dağıtalım, ama taş üstüne taş koymayalım derdindeyiz. Oysa programlar şüphesiz acı reçetelerdir. Eğer bir düzensizlik varsa, düzeltmeye kalktığınızda bazı alışkanlıklar değişecektir. Kendi ayaklarınız üstünde durmaksa niyetiniz, yine fedakarlık yapacaksınız, başka yolu yok…
Gerçekte yaptığımız, sistemsizliğin rantından vazgeçmeye karşı bir direniştir.
Ama işte durum da ortada, Maliye Bakanı da “kral çıplak” dedikten sonra…
YERİN KULAĞI VAR
YARGIYA BIRAKILMALI:
Kürtaj skandalında gösterilen tepkiler doğal. Bu dönemde, haberlerde aşırıya kaçmadan, sadece yargıya destek vermemiz lazım. Su krizinde mühendis, siyasi krizde siyasetçi oldu tüm toplum… Şimdi de kalp damar cerrahı kesildik. Bence yargılama süreci sağlıklı yürümeli ve adalet zarar görmemeli…
GERİYE GİDİYORUZ:
Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın yayınladığı, "Kuzey Kıbrıs Ekonomisi Rekabet Edebilirlik Raporu”na göre, Kuzey Kıbrıs, rekabet edebilirlikte son bir yolda, 7 basamak gerileyerek 141 ülke arasında 121. sırada yer aldı. Birbirimizle didişip kavga edeceğimize, bunlara odaklansak daha iyi olmaz mı..?
İNANDIRAMADILAR:
Türkiye’den gelen suyun yönetiminin özele verilecek olmasına tepki koyanlar, imza atanları “ihanet ve vatanı satmakla” suçlayanlar, kendi halimize bir baksınlar. Onlara göre, belediyelerimiz bu işi pek ala yönetebilirlermiş. Peki ama, bu süreçte belediyelerin hiç mi suçu yok? Kusura bakmasınlar ama, bu süreci iyi yönetip de, “biz bu işi yapabiliriz” mesajına kimse inanmadı…
İYİ HABER:
Girne’de tam 6 inşaatın faaliyeti durdurulmuş. Hem iş güvenliği hem de kayıt dışı istihdam denetimi yapılmış. Son günlerde duyduğum en güzel haber bu. Ayrıca cezalar yazılmış, kaçaklar tespit edilmiş. Tam 76 kaçak işçi… Tek bir denetim için büyük rakam. Artık gerçek boyutlarını siz hesap edin. Neşter vurmak budur işte. Yeter ki niyet olsun, “denetim elemanı sıkıntısı” hikaye, istenirse oluyor… Dileyelim, aynı hızla devam etsin…
KEŞKE:
Bir grup hayvan üreticisi, fazlalık olduğu gerekçesi ile sütlerin geri gönderilmesinden dolayı Tarım Bakanlığı önünde eylem yaparak, yüzlerce litre sütü bakanlık binası önüne boşaltmış. Tepkilerini anlıyorum ama, keşke yerlere dökeceklerine bir okula bağışlasalardı veya ihtiyaçlılara dağıtsalardı, inanın bu eylemleri çok daha fazla destek bulacaktı…
İZAHA MUHTAÇ:
DPÖ’nün geçen ay açıkladığı yıllık enflasyon oranı Ocak’tan Ocağa yüzde 7,78’di. Bu ay Şubat’tan Şubat’a, yüzde 10,48 olarak açıklandı. Arada 3 puanlık bir artış var. Nasıl oluyor da bir ayda yüzde 3’lük bir fark oluşuyor anlayamadım. Ayrıca bu ay enflasyon bir önceki aya göre de yüzde 0.17 düşmüş görünüyor. Biri bize bunu izah etsin…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs Rum kesiminin Güzelyurt’la ilgili açıklamalarına yönelik yaptığı açıklamada Anastasiadis’in, konuyu bir sonraki toplantıya getirmesi halinde, verilecek cevabın bugünkü ifadeleri olacağını kaydederek, “Kimse bizden Kuzey Kıbrıs’ta yaşamı dondurmamızı beklemesin, Güzelyurt veya başka bir konuda suçlu arayacaklarsa dönüp aynaya baksınlar. 2004’te referandumu hatırlasınlar” dedi…
DİPTEKİLER
Skandallar Ülkesi Olduk: Tüm kurumlarımızla bir güvenlik sorunu yaşadığımız artık acı bir gerçek. Çek-senet mafyasından, kundaklamaya, adam öldürmeye kadar varan güvenlik sorunlarımıza, son olarak da sağlık mafyası el atmış durumda. Dr. Bülent Dizdarlı bile, “Ülke sağlık sistemi çökme aşamasını çoktan geçmiş, artık kokuşmuştur. Denetimsizlik hat safhadadır. Denetimsizlikten dolayı özel sağlık sektörüne mafya el atmıştır” diyorsa varın gerisini siz düşünün…
































