Artık genel bir kabulde ve evvel emirde toplumca şu mutabakata vardık: “Bundan sonrası öncesi gibi olmayacak!”
Çünkü taş üzerine taş koyarak ve yıllar boyu uğraşarak yarattığımız, yaptığımız, oluşturduğumuz, biriktirdiğimiz ne varsa…
Ölümcül Koronavirüs salgını nedeniyle alınması gereken tedbirler sonucunda sadece “dondurulup durağanlaşmadılar!” Gerekli olan devinimi de yitirdiler ki geriye doğru bir gidişi de tetiklediler!
Bu nedenle yıllar itibarıyla oluşan “çalışma düzeni ile sistemi” bozulurken… Yanı sıra hem sermaye birikimlerinin kaybına neden oldu… Hem de “öncesi” sosyoekonomik düzenden sonrası “yeni” fakat “tasarrufla kısıtlamaları” gerektiren sosyoekonomik duruma adapte olmak için ödenmesi gereken bedeli ödemek zorunda bırakıldı!..
Üstelik oluşan zararları nedeniyle de “iş hacimleri” daraltılırken, bundan sonra daha çok daraltılacakların sinyalini verdi! Ve tabi bu gelişme de memleket ekonomisi için “darlık ve sıkıntılarla, işsizlik olarak yansıyacaktır..
Çok kısaca “hiçbir şey bundan sonra ayni olmayacak” derken daha iyi anlaşılması için şunu söyleyebiliriz:
KKTC daha çok fakirleşecek!
****
NİTEKİM ilk belirtileri; aldığı tedbirlerle koronavirüsün yayılmasını önlemede başarılı olan Hükümet, şimdilerde aldığı tedbirlerle bundan sonrasında ayni başarıyı gösteremeyeceğinin işaretlerini veriyor!
Kısaca Hükümetin hazinesi kısa sürede kaybettiği gelirleri nedeniyle iflas etti! (Aslında o hazine her zaman TC’den akan sıcak para sonucunda ayakta kalıyordu!)
Dolayısıyla şimdilerde “hazineye taze para sağlama zorunluluğunda” önce Bakanlar Kurulu Yasa Gücünde bir Kararname çıkardı. Ardından da “gerektiğinde (ki çok gereklidir) “Zorunlu Sigortalar Garanti Fonundan” Maliye Bakanlığının borçlanmasına cevaz verecek kararı aldı…
Ben bilmiyordum yeni öğrendim: Bu “Zorunlu Sigorta Ödemelerinden” meğer yüzde 3’lük zorunlu bir kesinti de oluşturulan “Fonda” biriktirilmekte, bu “parasal birikimler” de “karşı tarafın” ödenmesinde kullanılmaktadır. (Sigortasız araçların, ehliyetsiz sürücülerin falan yaptıkları kazalar sonucunda karşı tarafa ödeme yapılması için söz konusu Fonda biriken bu para ise 35 milyon TL.dir)
Fakat hükümetin bu borçlanmasına karşı çıkan Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Başkanı Güven Bengihan diyor ki “zaten hükümet bu fondaki parayı geri ödeyemeyecek! Ve hem fondaki para yitip gidecek hem de yeni borçlanmalar söz konusu olacak.” Ve devamla “oysa diyor Bengihan Hükümet Merkez Bankasından yüzde 1 gibi çok daha düşük faizle istediği borç parayı alabilirdi. Oysa şimdi yüzde 10.75 faizle “Zorunlu Sigorta Fonundan” alıyor. Neden? (Ben de ayni düşüncedeyim zaten geri ödenmeyecek de ondan!)
Nitekim Bengihan da “35 milyon alındığında “Fonda” para kalmayacak diyor!
***
“KORANAVİRÜS sonrası öncesi gibi olmayacak” denirken Devletin maliyesinde baş gösteren sıkıntılar zaten gelecekte daha büyük sıkıntılar yaşanacağının uyarısıdır..
Nitekim buraya kadar gelirken “insan her şeyden önce ve en doğrusuyla kendini kendi bilir” mantığından hareketle yazıyorum:
“Aylar sonra azıcık soluklanan mali durumum bu Mayıs ayının başında alarm verdi! Yani yıllar yılıdır süregelen “parasal harcamaların” yarattığı sıkıntılar geri döndü!” Kimilerine göre dövizin yeniden vurması kimilerine göre dolayısıyla pahalılık! ***
VE esefle yazıyorum: Dar gelirlilerle işçi kesimlerini bundan sonra çok zor günler beklemektedir ve bu zorluk “başta inşaat sektörü olmak üzere ötesi ticari sektörlerden kaynaklanacaktır.
Artı eğer yakın gelecekte virüs salgınından dolayı “memleketlerine gönderilen işçiler geri dönmezlerse (konuştuğum bazı ilgili işverenler söylüyor) evet bundan sonrası çok kötü olacaktır!
VE esefle yazmaya devam edeyim: Koronavirüs nedeniyle “sermaye kesimi” dediğim “özel sektöre” mensup ticaret erbabı bu büyük olayda sınıfı geçemedi!
Allah’ın da kabul etmediği gerçeklerde “pahaya paha da kattılar kazık da attılar!”
Yığınla örneğini sıralamak mümkündür ama doğrusu ilk de değildir! Ne zaman “memleket ekonomik krize girse” insanlar “fırsat bu fırsat diyen” ticaret kesiminin yarattığı vurgunlarda mağdur duruma düşürülürler! Özellikle de sınır kapılarının kapalı dolayısıyla Güney’e geçişlerin yasak olması bu vurgunu insafsızca bir soyguna dönüştürdü.. Ki şimdilerde Kıbrıs Türk halkı ne “koranavirüs’ü yaşamaktadır ne siyasi sorunu! Çarşı Pazarda yaratılan vurgunu yaşamaktadır! Soygunu yaşamaktadır!
































