Köşe Yazarları

BUGÜNÜN SAĞDUYUSU, GEÇMİŞİN SUÇLARI…


Akdoğan kilisesindeki ayinde meydana gelen çirkin olayın bir çok Rum’u yeniden düşünmeye sevkettiğini görmek güzel…

İki toplumlu Kültürel Miras Teknik Komitesi Rum Eşbaşkanı Takis Hacıdimitriu, güneyde bir tv’ye verdiği mülakatta şunları söylüyor…

“Bunun 16 yaşında bir çocuğun işi olduğunu söyleyemem. Bu, toplumun, devletin, okulun, politik liderlerin ve kitle iletişim araçlarının işi. Bu bizim toplumu nasıl eğittiğimizle alakalı. Nasıl değerler sunuyoruz, nasıl yönlendiriyoruz… ‘Yurtseverlik’ kavramına ne tür bir anlam veriyoruz! Yurtseverliği, bölünmeyi, güvensizliği, çatışmayı güçlendirmek için kışkırtma  olarak mı kabul ediyoruz?

Bu, ‘Kıbrıs Rum tarafının yenilgisinin bir ifadesi’dir… Zihniyet değişikliğine gidilmelidir.

Kendimizden ve sözde vatanseverlik, fanatizm ve tahammülsüzlüğümüzden dolayı yenilmekten yorulduk. Ve bu ülkede, başımıza gelenlerden sonra, çok kültürlü bir Kıbrıs’ta bir araya gelip yeni bir başlangıç ​​yapmak için diyalog, iletişim ve bir arada yaşama ihtiyacını kabul etmemiz gereken bir zamandayız”…

Böyle demiş Hacıdimitriu… Ben de diyorum ki, biraz geç değil mi?

Takis Hacıdimitriu, aşırı sağ Rum siyasi parti EDEK’in eski bir milletvekili ve hatta bir dönem Başkan Yardımcısı.

Bugün şikayet ettiği eğitim sistemi, 1974 sonrası adım adım geliştirilen ve fanatikleşen Elen-Ortodoks eğitim sistemi. Bu gençlerin bu fanatizminin özünde varolan gerçek. EDEK’in yıllar yılı savunduğu, bayrak yaptığı…

Diyeceğim şu ki, hepimiz suçluyuz…

Bugünlerde adamıza bakıp ağlaşıyoruz. Her şeyi, herkesi çözümü engellemekle suçluyoruz.

Asıl suçluyu ne kadar gizlesek de doğru değil.

Ve kayıp yıllar, geleceği karanlık bir ada.

Ne kadar ağlasak boş…


hasan-esendağlı
Hasan Esendağlı

TOPLUMUN DEVLETE OLAN İNANÇ VE BAĞLILIĞI…

Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı Adli Yıl’ın açılışı dolayısıyla yayınladığı basın açıklamasında, yine yargının sorunlarını anlattı.

Aynen geçmişte başka Baro Başkanlarının, Yüksek Mahkeme Başkanlarının anlattıkları gibi.

Kendilerinin söylemekten, toplumun ise dinlemekten sıkıldığı bu sorunların, hükümetler nezdinde ilgi görmediğinin bir kaç kez altını çiziyor.

Aynen öyle. Yılda bir kez sıkılarak dinlerler, sonra da kimsenin umuru bile olmaz.

Sorunların arasında atla deve olmayanlar var. Bina, araç gereç, personel yetersizliği. Yok, ona bile çare bulalım diyen olmaz. Sanki özellikle bu konularda kıpırdamaktan muaftır hükümetler.

Hukukçular, ayrıca yargı alanında faaliyet gösteren aydın insanlar olarak, memleketin temel sorunlarına da işaret ederler yılardır. Özellikle suçların artması konusuna. Çünkü en çok onlar muhataptır ülkenin kanayan yarasına.

İşler iyi gitmiyor” diyor Esendağlı ve bu devletin bu teşkilat yapısıyla da düzelmesinin mümkün olmadığını vurguluyor.

“Devletin ülkeye ancak yasal bir statü/amaçla giriş yapılmasını ve bu amaç/statüye uygun olarak ülkede bulunulmasını sağlamak yönünde yıllardır gösterdiği umursamazlık, toplumun can ve mal güvenliğinden ciddi şekilde endişe etmesine; kriminal olayların gün be gün tırmanmasına; sosyal yapının kötü bir şekilde evrilmesine sebep olmakta; Kıbrıs Türk toplumunun huzurunu bozmaktadır… Suçun altında yatan sebepleri tespit ve tahlil edip suçun gerçekleşmesini önlemek yönünde tedbir alınmadıktan sonra; yargının önüne her gelen suçluya ağır cezalar kesmesi, yeni suçların işlenmesini engellemez… Vatandaşlık ve göç konusunda, özellikle toplumsal yapıyı ve ülkenin kaynak ve imkanlarını dikkate almaksızın uygulanan politikalar ciddi ve kalıcı birçok soruna yol açmaktadır”.

En vurucu tespiti de şu; “Ne yazık ki ülkede yetki kullanan makamların, sorunları çözmede gösterdiği yetersizliğin vardığı boyut, Kıbrıs Türk toplumunun KKTC Devleti’ne olan inanç ve bağlılığını tüketme noktasına getirmiştir”.

Var mı buna itiraz edecek olan?

Hepimizin dilinde olan “Bu memleketten bir şey olmaz” sözü, aslında inancımızı, güvenimizi, bağlılığımızı yitirmekte olduğumuzun ifadesi değil midir.

Ne yazık.

Devlet kuracaktık da kendimizi yönetecektik. Çocukken hayal gelirdi bize.

Sonunda becerdik…


YERİN KULAĞI VAR

BİZ DE BUNU İSTİYORUZ: Rum lider Anastasiadis, “İşleyebilir ve sürdürülebilir, siyasi eşitliği kabul edecek bir çözümde kararlıyım. Ancak siyasi eşitliği, Türkiye’nin anladığı değil, BM kararlarında belirtilen şekliyle kabul edecek bir çözüm istediği değerlendirmesinde bulundu. Kağıt üstünde kalacak bir siyasi eşitlik olsa ne olmasa ne. Onun istediği, benim dediğim falan diye manevra yapmaya çalışıyor. Yok böyle bir şey. Karar alma mekanizmasında yoksan, siyasi eşitliğin yoktur. Bu kadar basit. Çocuk mu kandırıyor?

 

ALLAH MUHABBETİNİZİ BOZMASIN: UBP Genel Sekreteri Ersan Saner ortakları HP ile adeta kardeş gibi olduklarını söyleyerak, “HP ile aynı evde yaşayan iki kardeşin arasındaki anlaşmazlıklardan daha az anlaşmazlıklarımız var. Öyle ciddi bir görüş ayrılığımız falan yok. Herşey yolunda diyebiliriz” dedi. Ne diyelim, inşallah herşey sizin dediğiniz gibidir. Yarın Meclis açılıp da “dokunulmazlıklar” konusu gündeme gelince de  bu muhabbetiniz bozulmaz inşallah…

 

KAOS ORTAMI: Hapishaneler suçlulara yetmediğinden yenisi yapılıyor. Hastanelerin durumunun da hapishaneninkinden farkılı değil. Kalabalık, karmaşa ne ararsan var. Ülkede hastaneleri kullanan çok farklı bir nüfus yapısı oluştu. Her sabah yüzlercesi oralara akın ediyorlar. Buralarda bırakın tanıdık bir yüz görmeyi, ne konuştuklarını anlamakta zorlanıyoruz. Adeta kendi ülkemizde yabancı olduk…

 

1500 TL VE 16 TL: Sosyal medyada dönüyor; KKTC’den Türkiye’ye eğitime giden öğrencilerin cep telefonları 1500 liraya kayıt altına alınıp, uyumlaştırılıyormuş. Biz ise, Türkiye’den gelen öğrencilerden sadece 16 lira alıyormuşuz. Yetkililerin haberi var mı acaba? Yok yok, bizim ücretler artmasın, Türkiye’den bir talepte bulunulsun diye yazıyorum. Sonuçta söz konusu olanlar, öğrenci…

 

MAKSADI NEYDİ ACABA?: Rus gazeteci Kuzey Kıbrıs’ın Ruslar için altın madeni olduğunu yazmış. Başlığa bakıp, göklere çıkaranlar oldu. Rumlar da telaşlanmışlar…KKTC gayrı menkul yatırımcıları için çekim alanı olmuş. Telaş bundan. Ama haberin güvenirliğini sorgulayan olmamış. Gazeteci Tatiana Derkaç, haberini basından derlemelerden çıkartmış. İçinde ciddi maddi bir hata var. KKTC’de faaliyet gösteren Ruslar, paralarını  Independent Trade Union Bank’a yatırıyormuş, onun için sorun çıkmıyormuş. Oysa o banka, faaliyete geçtikten birkaç yıl sonra biraz da olaylı bir şekilde pılısını pırtısını toplayıp kaçtığını bulamamış gazeteci…

 

BİZ DE AYNISINI YAPSAK: Rum Yönetimi’nin, KKTC’deki köylerinde yaşamak isteyen genç Rum çiftler ile 45 yaşa kadar olan Maronitlere maddi teşvik veriyor. Teşvik planına göre, KKTC’deki daimi ikametlerinde 6 aylık süreyi dolduranlara, ev eşyası ve diğer ihtiyaçları için bir defada veya taksit taksit olmak üzere 2 bin Euro ve KKTC’de küçük işyeri açmak isteyenlere de 3 bin Euro’ya kadar ödenek verilecek. Konuyu daha önce de değerlendirmiştik. Aylar geçti hala bizden ses yok. Yeni bir tatsızlık çıkmaz umarım. Maronit köyü Gürpınar’ın durumu malum.


ZİRVEDEKİLER: Hasan Esendağlı (Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı): “Türkiye yargısının bu aşamada içinde bulunduğu durum,  bize olması gerekeni değil; olmaması gerekeni göstermektedir. Zaman zaman yargımızın Türkiye yargısı ile uyumlaşması veya benzeşmesi gerektiği yönünde dile getirilen görüşleri veya bu konudaki olası girişimleri kabul etme ihtimalimiz yoktur”…

 

DİPTEKİLER: “Hayırlı Olsun” Mesajları: Yargı da eğitim de yeni döneme başlıyor. Bugün gazetelerde tonla mesaj okuyacaksınız. Haber sitelerinden de onlarcası düşecek. Hepsinde bir “hayırlı olsun” mesajı. Nasıl olacak? Vergisini ödeyen insanlar, devletin okulundan bile çağdaş bir şekilde yararlanamadıktan sonra nasıl olacak bu iş? Parası olan, borçlanan harçlanan, daha iyi eğitim adına devlet okullarını terk ederken, kalamayanlara reva görülen kırık dökük, yarım gün bir eğitim. Arada öyle ufak tefek, yabancı dil, bina falan farkı yok. Uçurum var. Kınayın o mesajları, protesto edin. Okumayın bile…

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı