Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bu yüzden

Günlük köşe yazarlığı yapan insanların başına sıklıkla gelir:

Gün olur ekran başına kilitlenir kalır insan.

Saatlerce öyle bakar durur.

Ne yazmalı?

Böyle günlerde yazmanın tadı kaçar.

İş metazori bir yazı yetiştirmeye kalır.

Yazılarınızı sürekli okuyan bir okur bu tür yazıların farkındadır.

Ben de onlara yakalanmamak için bu durumu yazıyorum açıktan açığa!

Sırf bir yazı olsun diye!

Kahvem sade, cigaram zehir zıkkım.

Aklımda hiçbir şey yok

Peki, “Hiçbir şey” mi yazmalı?

“Hiçbir şey” yazıldığında çok şey yazılamaz mı?

Birçok şey hiç yoktan, yani hiçbir şeyden çıkmaz mı zaten?

Yoktan var etmek ne demektir?

“Kıbrıs sorunu aslında hiçbir şeydir” diye bir söz söylesek, taraftar toplayabilir mi?

Eğer, gerçekten de hiçbir şeyse, onca hır gürün yaşanması, onca çabanın yapılması hiçbir şey üzerine mi yapılıyor?

İki kardeş ahalinin birbirine düşmanlık beslemesi kadar tarihsel bir komiklik olabilir mi?

Keşke bu coğrafya da etnik meselelerden, dış kaynaklı dürtüklemelerden ikiye ayrılmış olmasaydı da, Kore gibi ideolojik nedenlerden ayrılmış olsaydı!

Hiç yoktan bir yarımız sosyalist olurdu!

Nükleer yapar, ABD’ye gözdağı verirdik!

Meseleyi “hiçbir şey” e indirgemek istemiyoruz doğrusu, bu abartma da olabilir ama memleketteki iki ahali kültürel kimliklerini öne çıkararak bir nane yiyeceklerini sanıyorlarsa, zaten denenmiştir, olmuyor ve bu daha betere götürüyor.

Bilimsel araştırmalara bakılırsa, iki ahali arasında saptanan deneklerin DNA’sı uyum gösteriyor.

“Y” kromozonlarında uyum varmış, kendini Rum sananlar İtalyan kökenliymiş, Türk sananlar da bunlarla karışmış vaziyette.

İleri sürülen bulgular böyle…

Zaten bunları bir odaya koyun kimin kim olduğu anlaşılmaz, hepsi birbirinin aynısı.

DNA testlerine ne gerek var?

Yüzlerine bak anlarsın.

Başımdan birkaç olay geçmişti:

Ay Nikola’daki bir kadını bir tanıdık sanmıştım, tam seslenecekken Rum olduğu anlaşılmıştı.

Bir keresinde de Lefkoşalı bir kadın bir Rumca ismi bağıra çağıra üzerime yürümüş, bana sarılmak üzereyken kendine gelmişti.

İki ahalinin aynı tornadan çıkmış gibi birbirlerine benzerlik göstermeleri bir gerçek.

Ama iki ahalinin kendilerini ayrı kültürel kimlikte görmeleri de bir gerçek.

Kim kendini ne hissediyorsa o.

Yeter ki bunun “üstünlüğü” yapılmasın!

Üstelik üst kimlikleri var ama tarafına bakan yok!

Elbette orta yerde “hiçbir şey” yokken, hiçbir şey meydana çıkmaz.

Ama mesele henüz hiçbir şey kadarken çözülemezken, çok şey olduğunda nasıl çözülecek?

Zaten iki ahalinin de aklı karışık ezelden beri!

Radyo dinelerken, kitap okuyan ahali değil ki bunlar, hem okuduğunu anlasın hem radyoda söylenenleri anlasın!

Siz “hiçbir şey” le uğraşırken, başkaları da sizi hiçbir şey olarak görüyor haliyle!

Zaten hiçbir şey yapamayacağınızdan emindirler.

Onca yıl yapılanlara da bakılınca…

Bu yazıyı okurlarımız dikkate almasınlar çünkü “hiçbir şey” yazıyoruz.

Ama elçilikler dikkate alabilirler!

Çünkü onlar bu ahalinin ne olduklarının değil, ne olmadıklarının farkındadırlar!

Bu yüzden istedikleri gibi at koşturtabiliyorlar…