Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BU YOLDAN ÇIKIŞ YOK (ŞİMDİLİK)

Ortada duran şöylesi bir gerçek vardır;

Türkiye'nin dünya ile kurduğu ilişkiler kadar varız.
Türkiye'nin ilişkileri iyi olanlarla iyiyiz, kötü olanlarla kötüyüz.
Bu paradigma, kim ne kadar itiraz ederse etsin değişmez.
Yakın geçmişten 2 örnek.
Dönemin Türkiye Başbakanı Erdoğan Suriye Devlet Başkanı Esad ile ahbap oldukları ve ailece görüştükleri dönemde bizim de Suriye ile ilişkilerimiz iyi idi.
Mağusa Limanı'ndan kalkan gemiler sık sık Suriye'nin Lazkiye limanına giderdi. Suriye yönetimi KKTC pasaportuna mühür basar ve bize kendince jest yapardı.
Birçok geleneksel tarımsal ürünümüz Suriye'ye ihraç edilmeye başlanmıştı.
Ne zaman ki Türkiye ile Suriye'nin ilişkileri bozuldu ve Esad Eset oldu, şimdi aramızdaki 100 kilometrelik mesafe aşılmaz duvarlara dönüştü.
Yakın tarihe ilişkin ikinci örnek, Türkiye ile Rusya arasında yaşananlardır.
Rus uçağının düşürülmesi ile birlikte ortaya çıkan gerginlik bizi de derinden etkileyecektir.
Şükür ki Rusya'nın henüz "Kuzey Kıbrıs'a gitmeyiniz" diye bir çağrısı olmadı.
Kuzey Kıbrıs'taki vatsndaşlarını da geri çağırmadı.
Fakat, Kıbrıs sorununun vardığı bu son evrede Rusya ile Türkiye arasındaki gerginlikten zarar göreceğimiz aşikardır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde etkili bir üye olan Rusya zaten Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden Kıbrıslı Rumlar lehine açık tavır koyuyordu.
Bunu da saklama ihriyacı duymuyordu.
Önüöüzdeki süreçte Rusya'nın ne gibi sorunlar çokaracağını korkuyla beklemiz gerekir.
Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile Cumhurbaşkanı Akıncı'nın geçen hafta yaşadıkları ciddi bir işarettir.

***

Geçmişten günümüze Türkiye'den farklı ve bağımsız bir dış politika ortaya koyamamamız elbette dünyadan dışlanmamızın bir nedenidir.
Fakat, sonuç alıcı nedeni değildir.
Sonuç şudur; Bütün dünya bizi Türkiye'nin alt yönetimi olarak görmektedir. Yani ona bağımlı ve onun yönettiği bir parça.
Dolayısı ile bu bağımlı ve yönetilen parça ile kimse bağımsız ilişki kurmak istememektedir.
Zaman zaman "dünya bizi anlamıyor" şeklinde çemkirmelerimize rağmen biz de bu durumu değiştirmek için hiç birşey yapmadık.
Bilakis son su örneğinde yaşadığımız gibi daha da bağımı hale getirmek için elimizden geleni yapıyoruz.
Oysa Kıbrıs Türkü, 2004 referandumuyla dünya ile kurmak istediği iişkinin şeklini ve istikametini belirledi.
Mustafa Akıncı'yı cumhurbaşkanı seçerek ve onun yürüttüğü görüşmelere güçlü destek vererek bu tavrını teyit etmiş oldu.
Şimdi yapılması gereken kendi yolumuzda yürümek olmalııdır.
Hem de bir milim sapmadan…