Merkez Bankası’nın önünde, silahlı soygun girişimi ile ilgili dava başlayalı tam 5 ay.
Beş ayda, neredeyse herkesin gözü önünde gerçekleşen, kamera kayıtları olduğu ileri sürülen dava ileri götürülememiş. Savcılık, sanıklar hakkında takipsizlik dosyalamış.
Sebep, zanlıların kendilerine işkence yapıldığı iddiası. “Davanın bu şekilde devam etmesi, adaletin tecellisine yardımcı olmayacak” gerekçesiyle düşürülmüş. Ama yeniden açılacakmış…
Bu iddia ortaya çıkınca, sanık ifadelerini alan polisler aleyhine disiplin soruşturması açılmış. Yani işkence olmuş mu olmamış mı, araştırılmış.
Aradan geçmiş aylar ve şimdi bu zanlılar serbest.
Bir disiplin soruşturmasında ne yapılır?
İlgililerden ifade alınır, deliller toplanır ve karar verilir. Havadis gazetesinin haberine göre, bunlar yapılmış. O halde davanın tarihi bilindiğine göre, niye disiplin soruşturmasına ilişkin rapor davadan önce sonuçlandırılmamış?
Geçmiş olsun. Silahlı soygun girişimi çok ağır bir suç, girişim aşamasında bile kalsa, uzun süreli hapis cezası öngörüyor.
E, bu durumdaki birinin, şimdi hazır serbest kalmışken, ortadan kaybolması kuvvetle muhtemel değil mi? Yani böyle bir olasılık yok mu?
Ya onca kamera kayıtları, diğer kanıtlar ortadayken, bu kişilerin görevine dönmesi, belki de ellerine yeniden silah verilmesi?
Neresinden bakarsanız, sorgulamadan, yargılamaya yanlış ve yavaş bir süreç.
Zanlı ifadelerinden başka kamera kayıtları ve tanık ifadeleri dahil bir dolu kanıt olduğu iddia edilirken, adamları işkenceyle, zorla konuşturmak ne demek?
Sonuçta, hiç temenni etmiyorum ama, eğer sanıklar zaten sınırları yol geçen hanına dönmüş ülkeden bir yolunu bulup kaçarlarsa, adaletin tecellisini yine adaleti sağlamakla görevli olanlar engellemiş olacaklar. Umarım yanılırım.
Mehmet Zeka Bey'in yıkılmaya yüz tutmuş heykeli ve arkasında aynı durumdaki evi.
ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA…
Merkezden uzak kalmak, adeta kaderine terk edilmişlikte eş anlamlı. Hafta sonu biraz da havanın güzelliğinden, sahil yolundan Karpaz’a gittik. Yol boyunca bir zamanların “Yeşiladası”nı görme fırsatını da yakaladık. Her taraf sanki yeşil bir halı gibi…. Uçsuz bucaksız ovalar ve yeşilin hakim olduğu bir görüntü. Bu yolu her gidişimde yeni birşeyler keşfetmenin hazzını yaşıyorum, her seferinde sanki ilk kez gidiyormuş gibi oluyorum…
Bu kez de sıkça önünden geçtiğim ama, bir türlü direksiyonu kırıp da ziyaret etmediğim Balalan, eski adıyla Bladanisyo’yu es geçmek istemedim. Küçüklüğüne inat büyük insanları topluma kazandıran bu köye gitme nedenimin başında, sadece Kıbrıs Türkü’nün değil, Avrupa’nın da tanıdığı hakim Mehmet Zeka Bey’in heykelini görmek, bu değerli insanın yaşama merhaba dediği saf Türk köyünü daha yakından tanımaktı…
Meydanda rastladığımız yaşlı ninenin anlattığına göre sadece Mehmet Zeka değil, ülkenin bir diğer ünlü hukukçusu ve eski Bakanlardan Orhan Zihni Bilgehan’ın da bu köyde doğduğunu öğrendim.
Köyün ortası denebilecek bir yerde, kaderine terk edilmiş, yazıları dökülmüş, üstünde durduğu kaide her an yıkılabilecek durumdaki Zeka beyin heykeline ulaştık. Düşündüm de, yıkılmaya yüz tutumuş ve Zeka beyin doğup büyüdüğü o evi restore edip, bir müzeye dönüştürmek güzel olmaz mıydı? Aileden olan Sayın Şemsi Kazım, Orhan Zihni Bilgehan ve diğerleri el atsalar, hatta bizzat devlet ele alsa, hiç de zor değil….
Doğa manzarası harika, ama Balalan’ın bugünkü hali içler acısı. Sadece seçim dönemlerinde hatırlanan ve çoğunlukla yaşlıların oturduğu 48 kişilik nüfus. Yaş ortalaması 60-70… Gençler bir bir köyü terk ediyor. Bir bakkalı bile yok. Kahve, bir tane.
Birçok acıklı hikayelerin de yaşandığı bu güzel köye bakarken, bugünkü haline üzülüyorum.
Toplum olarak değerlerimize, tarihimize sahip çıkma konusunda sınfta kaldık. Onun için daha fazla sinir olmadan, yolcu yolunda gerek diyerek yola koyulmaya karar verdik. Ama en büyük şoku içtiğimiz kahvelerin parasını ödemek için davrandığım anda yaşadım. Köyde yaşayan üç-beş gençten birisi olan kahveci, “ Koy paranı cebine, ta Lefkoşa’dan Zeka beyin köyüne gelmişsiniz, ‘içtiğimiz kahvenin parasını ödettiler’ dedirtmem millete” sözü, herşeye değdi…
YERİN KULAĞI VAR
HOŞ OLMUYOR:
Derviş Eroğlu, Sibel Siber’in, bu demokratik yarışta, eşit şartlarda bir aday olmasından çok, bir “kadın” oluşuyla ilgili çokça gönderme yapıyor. Son olarak da “Çiçeği burnunda milletvekili olan bir hanımefendi, partisinin hükümette olduğunu unutarak bütün bakanların yetkilerini toplamış gibi konuştukça konuşuyor” demiş. Bizim tanıdığımız Eroğlu, hanımlara karşı gayet nazik ve medeni bir insandır. Ancak şu seçim öncesi dönemde, özellikle de Sibel Siber’e yaptığı göndermeler, kendisinin tarzı değil. Ancak anlaşılan, böyle bir seçim stratejisi benimsenmiş, ona uygun konuşuyor…
REKLAMLAR, İRADEYİ OYUNCAK EDİYOR:
Kudret Özersay, seçimlerin en büyük çelişkisine değinmiş. Diyor ki, “Seçmen seçimi belirleyendir, tahminde bulunan değildir. Siz kimi desteklerseniz güçlü olan, kazanacak olan odur. Acaba kim kazanır diye tahminde bulunup ona göre oy verilmez”. Maalesef halkımız, ideolojilerin hakimiyeti bittiğinden beri, “algı yönetimi”nin oyuncağı durumunda. Kimin sesi çok çıkıyorsa, kim daha çok para döküp reklam yapıyorsa, “O kazanacak, ona oy verelim” diyerek oy kullanıyor. Kısaca, iradesini reklamlara kurban ediyor. Öyle olunca da, daha bir kaç ay geçmeden de dizlerini dövmeye başlıyor…
KÜÇÜK’TEN UBP’YE ÇAĞRI:
UBP eski Başkanı İrsen Küçük, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için partisinin kendisini aday göstermesini istedi. Eroğlu’nun UBP adayı olmadığını ve UBP’lilerin “bağımsız” aday peşinden gitmeyeceğini iddia eden İrsen Küçük, UBP’nin kendisini aday göstermemesi halinde “bağımsız aday” olarak seçimlere gidebileceğinin sinyalini verdi. Küçük’ün beklentisi gerçekçi değil tabii, ama olsa, sağdaki dengeleri tamamen değiştirebilir…
3 MİLYONA VATANDAŞLIK:
İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay, 3 milyon euroluk somut yatırım yapan işadamlarına vatandaşlık konusunda öncelik tanınacağını açıkladı. Yatırımcı, bu 3 milyon Euro’nun 100 bin Euro’sunu eğitim ve sağlık alanında devletin göstereceği bir projeye hibe olarak katkı yapacakmış. Yıllardır binlerce vatandaşlığı önümüze gelene bedavaya vermişiz desenize…
VATANDAŞIN MİDESİ BAYRAM ETTİ:
Her ne kadar resmi seçim süreci başlamasa da, adaylar ısınma turlarına çoktan başladı. Seçim süreci en çok da vatandaşa yaramışa benziyor. Bazı adayların propaganda nedeniyle gittiği bölgelerde dönerler kurdurduğu dikkatlerden kaçmıyor. Vatandaş da bu fırsatı kaçırmayarak, akşam yemeğini bedavaya getiriyor. Aday, döner için gelenlere bakarak kendince moral depolarken, hemen propaganda mekanizması çalışıyor ve gelen kalabalıklar dilden dile anlatılmaya başlanıyor….
BİRE ÜÇ ÇOĞALIYORUZ:
Ülkede ölenlere karşı, doğanlar üç misli fazla. Her yıl bin kusur ölüme karşın, üçbin kusur yeni doğum gerçekleşiyormuş. Ülkenin bu kadar kalabalık, trafiğin bu kadar sıkışık olmasının sebebini şimdi anladınız mı? Doğum konusunda yıllardır görmediğimiz bir artış yaşıyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni evlilere, “3 çocuk” önerisi en çok bizde rağbet gördü sanırım…
ZİRVEDEKİLER
Özkan Yorgancıoğlu: Başbakan’ı, yaptığı bir icraat için değilse de, niyetinden dolayı kutlamak istiyorum. “Cypfruvex’in, narenciye üreticilerine devredilmesi, süt piyasasının serbest bırakılması ve sorumlu kişilerin söz sahibi olmasıyla ilgili model tartışılıyor. Bu görüşmeler devam ediyor. Böyle bir denge kurulsa daha iyi olur. Devletin daha asli yapması gereken işler vardır”. Yapılması gereken de bu Sayın Başbakan. Umarım diğer vaadler gibi unutulup gitmez. Yaparsanız, hem devletin sırtındaki yükü atacaksınız, hem de siyasetçi-rantçı ilişkisine kapıları kapatacaksınız. Az buz bir devrim değil yani…
DİPTEKİLER
İsmet Akim: Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Akim, “2. etaptaki çalışmamızda hem dar gelirli kesimleri hem de üreten tüm kesimleri rahatlatacak bir düzenleme düşünüyoruz. Bu konuda çalışma başlattık. Belki 1–2 ay içinde bunu hükümete öneri olarak sunacağız” demiş. İyi de bu kadar zamandır aklınız neredeydi, bunu baştan yapsaydınız, bu kadar tepki de alamayacaktınız… Zaten bundan sonra boşa çaba. Petroiyatları yüksemekte. E, faturalar da otomatiğe bağlandığına göre, değil dar gelirliler, indirimden yararlanmaya hiç kimse fırsat bulamayacak.
































