BU İŞİN “SİMSARI” KİMDİR? - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BU İŞİN “SİMSARI” KİMDİR?

Pazar günü sabahleyin Koronium’da golf oynadı. (Bunu sık sık yapar)

Öğleden sonra da Mesarya bölgesi belediye başkanları ve muhtarlarla bir araya geldi.


Gaziköy’de, ilgi gösteren yurttaşların da katıldığı bir toplantı düzenledi ve soruları yanıtladı.

Toplantıya katılan üreticilerden birisi “Maliye Bakanı para bulup maaşları ödüyor da bizim alacaklarımız ne olacak” diye sordu.

Cevap şu oldu: “Onu da Serdar Denktaş’a sorunuz…”

Bahsettiğim kişi Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanıdır.

Ve böylece ortaya çıkmış oldu ki Türkiye’den gelmeyen paraların nedeni “teknik” değil, siyasidir.

***

Daha geçen hafta “hükümet gitti gidiyor” lobisinin (ki bu lobiyi besleyen kaynağın neresi olduğu çok iyi biliniyor) çıkardığı yaygaraya cevap verip de “dedikodudan” şikayet edip, Namık Kemal’den dem vuranlar nedense Rauf Denktaş Üniversitesi’ne verilen araziyi yeniden hatırlayıp gündeme getirdiler.

Önce “el altındaki” gazeteciler devreye sokuldu ve “arazilerin hükümet krizine” yolaçacağı yazılıp-çizildi.

Sonra, Serdar Denktaş’a ültimatom  çekilip arazilerle ilgili dosyanın Bakanlar Kurulu’na getirilmesi istendi.

Kıbrıs Türk medyasının tanık olmadığı bir “haberciliğe” imza atıldı ve bakanlar kurulu çıkışında Kudret Özersay’ın elindeki dosya fotoğraflanıp “hükümetin akıbetini belirleyecek dosya” şeklinde manşetler atıldı.

Ve sonrası malum.

Çarşamba günü başına gelecekleri anlayan Serdar Denktaş Maliye Bakanlığı’ndan istifasını sundu sonrasında da HP arazi dosyasını bahane ederek hükümetten çekildiğini açıkladı.

***

Burada çok önemli bir ayrıntı kamuoyunun gündemine gelmedi.

Çarşamba öğleden sonra istifa etme kararı alan Serdar Denktaş Çarşamba sabah kimlerle ve ne konuştu?

Detaylarını kendisi açıklamakla mükelleftir ama yakın çevresi Serdar Denktaş ile görüşenlerin kendisine doğrudan “Ankara tarafından istenmediği” söylendi.

Serdar Denktaş’ın istifasında bunun da etkisi oldu.

***

Aslında yazının bu bölümüne kadar delillendirmeye çalıştığım dörtlü hükümetin AK Parti hükümeti tarafından bozulduğu değildir.

Bu gerçeğin delillendirmeye ihtiyacı yoktur.

Sayın Çavuşoğlu “faaliyetlerini” gözümüze soka soka gerçekleştirdi.

Üstelik bundan hiç de rahatsızlık duymadı.

Tufan Erhürman  her ne kadar yumuşak bir şekilde perdelemeye çalışsa da protokolde sorun vardı.

AK Parti adına görüşmelere katılanların isteklerini  dörtlü hükümetin hayata geçirmesi mümkün değildi.

Şimdi mümkün olacak hükümet modelinin kurulması için düğmeye basıldı.

***

Ve son bir kulis bilgisi;

Aslında 7’ye 3 anlaşmışlar.

UBP’lilerin deyimi ile bu işin “simsarlığını” kim yaptı dersiniz?

“Alt yönetimin” mutlak idarecileri…

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar