Birleşmiş Miletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eiile görüşmesinden sonra, de, Eroğlu “Karşılıklı güven, karşılıklı istek ve irade olmadıktan sonra Kıbrıs‘ta hiçbir şey çözülemez” dedi.
Eide’nin bu tespiti, aslında Kıbrıs konusunun tek bir cümlede özeti.
Bir süre önce taraflara müzakerelere dönmek için sunduğu önerilerin reddedilmesi, Eide’yi karamsarlığa düşürmüş anlaşılan. Zaten hayal kırıklığına uğradığını, kendisi de ifade ediyor.
Bizler, hem Kıbrıs Türkleri hem de Türkiye olarak “Çözüme ihtiyacı olan biziz, bizim çözüm irademiz var” desek de, şunu artık kabul edelim ki, Güney’de bu konuda ne bir arzu ne de irade var.
Bunları söylediğimizde, “illa da çözüm” tarafları, bizi faşistlikle, çözüm karşıtlığıyla suçlama kolaycılığına kaçarlar.
Onları bir ölçüde anlayabilirim.
Onlar da politikalarını bu temele dayandırmaktalar.
Gerçekleri görseler de, tezleri çürüdüğünde, söyleyecekleri bir şey kalmayacak…
Ama benim demek istediğim o değil.
Dün İngiltere eski Dışişleri Bakanı Jack Straw’un sözlerinden bahsetmiştim. Straw bakanlık yaptığı dönemde de, bugünlerde de aynı şeyi söylüyor… Rumların niyetinin çözüm olmadığını vurguluyor.
Hatta Rum tarafının çözüm olmadan AB’ye alınması konusunda pişmanlık da belirtiyor.
O pişmanlık sesleri, ABD’den de AB’nin başka bazı kesimlerinden de geliyor.
Geliyor da ne oluyor?
Hiçbir şey.
Referandumda Rum tarafından “Hayır” çıktıktan sonra, AB, en azından doğrudan ticaret tüzüğünün hayata geçmesini sağlayamaz mıydı?
Onu bile yapmadılar.
Şimdi konuyu tümüyle Türkiye’nin AB üyeliğine bağlamış gidiyorlar.
Bunun dışında, Akdeniz’in doğusunda, Türkiye dışında alternatif bir ittifakları bulunmasını istediklerinden, Rum tarafını ayrı bir müttefik olarak tutmaya çalışıyorlar. Onun için de Kıbrıs konusuna bir çözüm bulmak için ellerini kıpırdatmıyorlar.
Eğer Türkiye ile bizim ortak politikamız da, bugünkü durumun bir süre daha devam etmesi ise, mesele yok.
Ama eğer değilse, tüm tarafları bir anlaşmaya zorlayacak yeni politikalar belirlemenin zamanıdır. Yani bir anlamda ezber bozmanın…
Statükonun devamının, sonuçta bizim lehimize bir sonuç getireceğinin garantisi var mı?
Şartların her zaman bugünkü gibi olmayacağını da hesap etmek lazım.
O açıdan, TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in “Rum tarafı masadan çekilmekle kalmadı, Doğu Akdeniz‘de yeni güvenlik sorunlarına sebebiyet verecek tek yanlı tutumlar içerisine de girdi” sözleriyle;
Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin son gelişmelerin Anastasiadis’i daha da “kibirli” hale getirdiği yorumunu önemsemek lazım…
Yakında cumhurbaşkanlığı seçim propagandaları başlayacak. Her kafadan bir ses çıkacak.
Şimdiden söyleyelim, halkın beklentisi ne içi boş hamaset, ne de olmayacak hayaller…
YERİN KULAĞI VAR
KARE TAMAMLANDI:
Kasım’da açıklayacağım demişti ve son güne kadar bekledi. Cumhurbaşkanı Eroğlu bugün için adaylığını açıklayacağını duyurdu. Olurdu, olmazdı iddiaları da, Eroğlu’nun adaylık açıklamasıyla birlikte son bulacak ve kadro da tamamlanmış olacak. Bugünden itibaren de garı resmi olarak propaganda dönemi de başlayacak. Allah hepimize sabırlar versin.
DOĞRU MU, YANLIŞ MI:
İşverene getirilen vergi affıyla kaç para bağışlandığı konusunda hükümet sessizliğini korurken, miktarı KTAMS Örgütlenme Sekreteri Devrim Barçın açıkladı. Barçın, bu rakamın 231 milyon 800 bin TL (eski para ile trilyon) olduğunu ve bunun ülkede kayıt dışının, resmi olarak hükümet tarafından kabul edildiğinin göstergesi olduğunu iddia etti. Olay netleşmişse artık Maliye Bakanı çıkıp, bunun doğru veya yanlış olduğunu açıklamalı…
BAKAN GİBİ:
Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Sayılı’nın keyfine diyecek yok. Pahalı seyahatler, altında her gün kendisini götürüp getiren özel araba, bundan iyisi Şam’da kayısı. Gel keyfim gel. Hükümet tasarruf diye dövünürken sizin tam tersi bir uygulama içinde olmanız, birlerinin oldukça canını sıkmışa benziyor. Bence bugünlerde biraz dikkat etmenizde fayda var sanırım…
OY DEPOSU:
Hükümet sesini yükselten tüm sektörlere isteklerini vermeye alıştı. Ancak, Ersin Tatar’ın Maliye bakanlığı döneminde gayri yasal olarak kesilen ve mahkemece de teyit edilen paralar, yıllar geçmesine rağmen bir türlü ödenmiyor. Halbuki sayısal olarak ülkedeki en büyük örgüt olan emeklilerin bir dediği iki edilmemeli. Oyları ile hükümet kurup, hükümet düşürecek sayıya sahipler. Ben olsam bir dediklerini iki etmezdim…
DAHA GELMEDEN:
Türkiye’den gelecek su daha gelmeden ülkede sorun oldu. Suyu biz mi yöneteceğiz, özel bir şirket mi yönetecek, hala bilinmiyor. Diğer taraftan hükümetten sonra belediyeler de gelecek suyun yönetimine talip olduklarını açıkladılar. 28 belediye suyun dağıtım ve tahsilatının kendilerine verilmemesi halinde, tüm belediyelerin batacağını öne sürdüler. Suyun gelmesiyle birlikte kavga daha da şiddetleneceğe benzer…
BEN YAPTIM OLDU:
Girne Araştırma Enstitüsü, 29 Haziran 2014 tarihinde referanduma sunulan Anayasa değişikliklerinin halk tarafından reddedilmesinin nedenini “bilgisizlik” olarak belirledi. Sadece bilgisizlik mi, “ben yaparım olur” mantığını da unutmamak lazım. Toplumu “davar” gibi gören siyasilerin, “biz yaptık tamamdır, siz onaylayın” devrinin çoktan geride kaldığını artık bilmesi gerekir…
ZİRVEDEKİLER İlk Adım: Yıllardır hep söyledik ama, bir türlü başaramadık. İlk kez Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmek için ciddi bir adım atılıyor. Tabii eğer fırıldakların barındığı partiler buna onay verirse… Dün sevgili Ekmekçi yazdı. Netleşen bazı önerileri okuyunca, “işte bu” dedim. İnşallah bu kez başarırlar. Başarılırsa artık “topaç” gibi dönen vekilleri göremeyeceğiz. Çünkü kirlenen siyaseti temizlemenin tek yolu bu…
DİPTEKİLER İnsanlık Dışı Spor Ambargosu: 23 Yaş Altı ve Gençler Avrupa Halter Şampiyonası, geçtiğimiz günlerde Güney Kıbrıs’ta yapıldı. Türkiye’den sporcular, gümüş ve bronz madalyalar aldılar, Avrupa üçüncüsü oldular. Bu arada, Türkiye Halter Federasyonu Başkanı Tamer Taşpınar’ın kendisine verdiği dostluk plaketini alan, Kıbrıs Rum Halter Federasyonu Onursal Başkanı Hadjidamianou, “Sizleri ülkemizde görmekten ve ağırlamaktan son derece mutluyuz. Spor, aramızdaki dostluğun gelişmesine katkı sağlayacaktır” diye konuştu. Hedefleri Türkiye ile resmi ilişkiler kurmak olan bir ülke için tam fırsattı. Kıbrıs Türk halterciler de, iki adım ötelerindeki şampiyonayı uzaktan seyretmekle yetindiler. İsyan etmesinler de ne yapsınlar…
































