Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bu bir yönetim zafiyetidir…

 

Alın size yeni bir çatışma ortamı…
Belediyeler Birliği, kurduğu bir şirketle, Türkiye’den gelecek suyun yönetimine talip oluyor.
Şirketin kuruluş ve yönetiminde profesyoneller var. Anlaşılan işi sıkı tutmuşlar, “Biz yaparız” iddiasının altını da doldurmuşlar…
Millet “yaparlardı, yapamazlardı, yarısından fazlası borç batağında, zaten belediyeleri bile doğru dürüst yönetemediler, topladıkları paraları başka yerlere harcadılar” tartışmasını sürdüredursun; Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hakan Dinçyürek de bunca zaman sonra çıktı, “Suyu yönetmek Belediyeler Birliği’nin konusu değil” deyiverdi…
İşin devletin görevi ve kendi bakanlığının sorumluluğunda olduğunu, belediyelerin de içinde olacağı bir Koordinasyon Kurulu oluşturacaklarını ekledi.
Peki be kardeşim, en az üç yıldır bu suyun yönetimi konusu tartışılır, durur.
İlgili bakanlıktan da hükümetten de gelen tek ses, “yapacağız, edeceğiz”den başka bir şey olmadı ki. Tek bir somut proje ortaya konmadı.
Bakan Dinçyürek yeni olabilir, ancak kendinden önceki de o günlerde kendi partisinin bakanı olarak hükümetteydi. Hatta proje ortaya çıktığından bu yana kim bilir kaç bakan değişti…
Şimdi bugüne kadar, bu konuda ilgili bakanların neler gevelediklerini yazsam, sayfalar tutar. Aklımda kalan sadece, konu her gündeme geldiğinde, bu kadar kilometre boru döşenecek, şu kadar su akacak” hikayesidir.
O projeyi biz yapmadık ki..? Bunda herhangi bir dahilimiz yok.
Bize düşen tek bir şey vardı, gelecek olan suyun dağıtımı, satışı ve de nerelerde, nasıl kullanılacağına karar vermek…
Üstelik de sadece bu konuda bir dolu akademik çalıştaylar, çalışmalar yapıldı…
Hükümetlerse, sanki ellerinde veri yokmuş, bilgi birikimi yokmuş gibi, yıllardır bocaladılar…
Sivil toplum da belediyeler de “bizim, biz yöneteceğiz” dediler. Onlar da açıklama üstüne açıklamalar yaptılar. Bu kadar zaman bu komite neden kurulmadı. Ya da kurulmasını geçtim; böyle bir komitenin kurulacağını dahi açıklamadılar…
Su neredeyse geldi gelecek, Belediyeler Birliği’nin bir çalışma yaptığından da mı haberleri olmadı..? Gazetelerin haberlerine bakılırsa, olmamış…
Ya bir orta yol bulma çabası? Ne gezer…
Aralarında temas bile yok…
Tabii bu noktada, Belediyeler Birliği’nin de böyle bir çalışma yaptıklarından bakanlığı haberdar etmemiş olması da ayrıca şaşırtıcı…
Bu şekilde kapsamlı bir emek ve masraf harcamadan “paydaş” denilen kesimlerin bir araya gelmesi bu kadar zor muydu..?
Zormuş demek ki…
Dünyada bir ilk denilen bir proje, milyarlar dökülerek hayata geçiyor, biz gelecek suyu nasıl idare edeceğimizin kararını bir türlü veremiyoruz.
Yarın öbür gün hükümet yine değişir, yine bir kargaşa, baştan Amerika’yı keşfe çıkarız hep birlikte…
Buna yönetim zafiyeti denir.
Başka da bir şey değil…

 

YERİN KULAĞI VAR
DESTEK VERİLMESİ GEREKİR:
Kim ne derse desin, Cumhurbaşkanı Akıncı göreve iyi başladı. Siz bakmayın etraftan gelen birkaç bozuk sese. 2004’ten sonra ilk kez bu kadar somut adımlar atılıyor. Akıncı’nın müzakere heyeti seçiminde de doğru adım attığına inanıyorum. Özellikle Özdil Nami, heyetin en önemli figürlerinden birisi oldu. Bu nedenle şimdi daha sağlam sonuçlar elde ediliyor sanırım…

TEHLİKELİ GİRİŞİMLER:
Erhan Arıklı öyle bir işe kalkıştı ki, duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Türkiye kökenli kişilerin uğradığı mağduriyetleri en aza indirmek amacıyla bir hareket başlatmış. Kıbrıslı-Türkiyeli, sorununu çoktan aştığımızı sanırdım. Türkiye kökenli vatandaşlarımız bırakın müdür, müsteşar olmalarını, milletvekili ve bakan bile olurken, Sayın Arıklı’nın, “Yeniden Doğuş Hareketi” toplumda yeni ayrışmalara gitmek, kamplaşma yaratmak değil de nedir..?

CTP’YE YAKIŞMIYOR:
CTP’nin 14 Haziran’da yapılacak kurultayda başkanın kim olacağı belli de, Parti Meclisi seçiminde daha şimdiden ağırlık hesapları yapan gruplar çatışmaya başladı bile. Öyle ki Mehmet Ali Talat, tabanı, “liste çalışması yapmayın” diye uyarma gereği duydu. Maalesef UBP’yi eleştirdiğimiz konularda benzer davranan CTP’liler var. Bu davranışlarda bulunanlar, bence tasfiye edilmeli… Adamcılıktan ne hallere geldiğimiz ortada…

BAKTIM SAYIN SENNAROĞLU:
Gıda, Tarım ve Enerji Bakanı Önder Sennaroğlu’nu severim. Ama keşke bu Kıb-Tek’in istihdamlarını savunmasaydı. İstihdamların “devede kulak” olduğunu ve Rum tarafına da bakmamız gerektiğini söylüyor. Ben baktım…. Biz burada toplam 690 bin MW’ı bile bulmayan bir üretim yaparken, Güney Kıbrıs, 1585 MW elektrik üretiyor. Onlar 600 bin aboneye hizmet veriyor, biz 154 bin aboneye. Güney’in 2013 rakamlarıyla personel sayısı 2167, bizimse 600’ü geçmiş. Personel sayısının da üretim kapasitesiyle doğru orantılı olması gerekmez mi? Yani şimdi hala aynı fikirde misiniz Sayın Bakan..?

UBP İÇİN FIRSAT:
UBP’nin bugün yapacağı tüzük kurultayı çok önemli. Bu aslında UBP için, “tamam mı, devam mı” anlamını taşıyor. Çünkü yeni tüzüğün kabul edilmesi demek, UBP’ye gönül verenlerin, UBP’yi yönetme şansının doğması demek. UBP atacağı bu adımla ya vesayetten kurtulacak ve dış müdahaleyi engelleyecek, ya da aynı tas aynı hamam, gidebildiği yere kadar gidecek…

HALİNİZE ŞÜKREDİN:
Özelleştirme Yasası ile devlette istihdam edilen eski KTHY ve ETİ çalışanları sorunlarını çözmek adına yeni ortak bir komite oluşturmuşlar. KTHY çalışanlarının hala daha devletten alacakları olduğunu biliyoruz. Ama senelerdir bitmek bilmeyen bu soruna artık son verme zamanı gelmedi mi? Aç değil, açıkta değilsiniz, iyi kötü maaşınız da var. Binlerce genç hala işsiz güçsüz dolaşırken, siz halinize şükretmelisiniz…

ZİRVEDEKİLER
Cenk Mutluyakalı: “Bu ülkede ‘yatırıma mı ihtiyaç yok’? Hem de nasıl var!.. Para da orada… Öylece duruyor. Son 6 yılda Türkiye Cumhuriyeti tarafından YATIRIM ve REEL SEKTÖRE destek için bütçeye konan 210 milyon TL kullanılmadı!.. Para var, kaynak bütçede duruyor ancak kullanılamadı.
BECERİKSİZ dendiği zaman niye güceniyoruz ki? MAL meydanda…”

DİPTEKİLER
Her İşimiz Yap Boz: Sözde eğitimli insanlarımız, şu kadar da üniversitemiz var. Ama her konuda bir beceriksizlik, bir kararsızlıktır gidiyor. Alın size suyun yönetimi, Girne emirnamesi, limanların özelleştirilmesi, KTHY, eğitim sistemi, sağlık sistemi, elektrik, çevre… Daha sayayım mı? O koskoca binalardaki koltuklar gereği gibi doldurulmuyor. Ben bunu bilir, bunu söylerim…