Köşe Yazarları

Bozulan konforlarımızın dışında


Ben okur-yazar değilim.

Moda deyim ile “sosyal medya okur-yazarı.”

Biz, ilkokulda öğrenci iken, “haber okuma saatimiz” vardı.

Her sabah derslere başlamadan önce yarım saat bir gün öncesinin haberlerini okurduk.

Günlük ödevlerimiz arasındaydı.

Bir gün önce evde babamızın gazetesini okur, annemizin radyosundan haber dinler ve bu haberleri özet olarak kağıda yazardık. Ertesi gün sabahtan da sınıfta öğretmenimize okurduk.

Milli Gelirin 200 dolar civarında olduğu yıllardı. Anlayacağınız fakirlik diz boyunun ötesindeydi. Gettolarda yaşıyorduk. Öğretmenlerimiz hem  mücahitlik / mücahidelik yaparlardı hem de bizi eğitirlerdi.

Okul binalarımız dökülürdü ve kırık tahta sıralarda 3 kişi otururduk.

Şimdi geriye dönüp baktığımda dünyanın en iptidai koşullarında bile her gün yarım saat gazete okumayı ve haber yazmaya ayrılırdı.

“Kıbrıs Türkünün en stratejik kararı çocuklarına iyi bir eğitim aldırmasıdır” derim hep.

Bugün varsak, hala ayaktaysak ve gururlu bir şekilde dünyaya dağılıp başarılı olmuşsak temelinde aldığımız eğitim vardır.

Bu nedenle öğretmenlerimize iyi değil çok çok iyi bakmalıyız.

Çünkü bir eğitimin düzeyi ve kalitesi ancak öğretmen kadardır.

Bu da dünyanın eğitim otoritelerinin teyit ettiği bilimsel bir sonuçtur.

***

Onca şikayete rağmen Kıbrıs Türkünün iki kurumu hala umut vaat etmektedir.

Birincisi yargı, ikincisi eğitim.

Bugün ikisi de yeni bir faaliyet dönemine başlıyor.

Yargı (hükümete örnek olur) dilekleri eşliğinde açılış töreni yapmayacağını duyurdu ve oradan tasarruf edilecek para ile mahkemelerin bilgisayar alt yapısı tamamlanacak.

Öğretmen sendikaları ortak basın toplantısı düzenlediler ve eğitimdeki alt yapı eksikliklerine dikkat çektiler.

Aslında her hükümet döneminde, eğitim yılı başlangıcında aynı sorunlara dikkat çekerler ama her ne işse bu sorunlar bir türlü çözülmez.

Bu ülkede eğitim alan çocukların yüzde ellisi göçmen aile çocuklarıdır, sayıları da artmaktadır ama eğitime ayrılan devlet katkısı artmamaktadır.

Kıbrıs Türkünün bir kısmı fahiş paralar ödeyerek çocuklarını özel okullara gönderme gibi bir çözüm buldular fakat bu bireysel çözümdür.

Hala büyük çoğunluk devlet okullarındadır.

Ve üstelik göçmen çocuklarına da çok iyi eğitim verme gibi tarihsel bir misyon vardır.

Siz biliyor musunuz ki oluşturulan alternatif bütçelerle, bu yaz tam 5 bin çocuk Kuran kursu adı altında laik olmayan bir eğitimden geçirildi.

“İyilik yapıyoruz” adı altında gerici gençlik örgütlenmeleri kotarılıyor.

Öğrencilerin Suudi Arabistan’daki yaşam biçimini övdüğü okullara milyonlar akıtılıyor.

***

İyi bir Facebook okur yazarı değilim ama Facebook’ta bile olsa tüm bunlara sessiz kalanlara da illet oluyorum.

Bir füze patladığında, bir cephanelik havaya uçtuğunda bozulan konforumuz dışında hiçbir şey ilgilendirmiyor bizi.

Bu durum da eğitimin önemli sorunlarındandır.

Söylemek istedim…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı