Köşe Yazarları

BÖYLE ZAMANDA BİLE KAÇTINIZ YA, YAZIKLAR OLSUN…






Ne oldu şimdi?




Çalkalandık da durulduk? Döndük dolaştık yine UBP kurultayını mı bekliyoruz?



Biz de kalktık saf saf akil adamlar otursun, UBP’de biri insiyatif alsın, muhalefetle uzlaşsın diye bekledik.

Olmazmış meğer… Değişmemişler, aynen bildiğiniz gibi. Hala kurultay hesapları hala çıkar hesapları.

Kaldık mı şimdi en iyi ihtimalle 31 Ekim, olmazsa 7 Kasım’a kadar boşlukta… Memleket hepten duracak.

Zaten düşük bir hükümetle, eyiden başsız, tepeden tırnağa karanlığa gömülmüş, bekleyeceğiz adamların keyfi gelsin.

Bir devlet ancak bu kadar maskara edilirdi.

Maskara edenler de “devlet” dediklerinde mertekleri başımıza yıkanlar.

Geçen defa Meclis’in toplanmasını engelleyecek şekilde Türkiye’ye giden, ağır şekilde eleştirilen Tatar, daha kötü bir durumda aynı şeyi tekrar etti. Biçare Meclis Başkanı kendisinin Meclis’te olmayacağını bile bile toplantı çağrısı yapar duruma düştü.

Ne oldu? Muhalefet sürpriz yaptı, girdi oturdu, bu defa “iktidar” yok…

Niye yok? E gündemde seçim tarihi belirlenmesi var, ne diyecekler? Hükümetin başı yok, büyük ortağın başı yok… Kim koyar elini taşın altına da insiyatif alır. Hani bu ülkeye saygı?

Dünden sonra, UBP’nin tüm vekilleri, Ersin Tatar da içinde olmak üzere bir kez daha bilerek ve isteyerek ülkeyi hükümetsiz bırakmış, kaostan kaosa sürüklemiştir…

Bütçe, mütçe dediklerine bakmayın, sandılar ki bu defa da bütçeyi gerekçe göstererek zamana oynama fırsatı bulacaklar. Ne bütçesi yahu, gündelik işler durdu devlette. “Bütçe geçmesi lazım” deyip, muhalefeti suçlayan Eğitim Bakanı, şimdi ne diyecek acaba? Ülke yönetilmiyor be arkadaşlar farkında değil misiniz? Demek ki rahatsız değiller.

Daha ne olacaktı da zorlasın kendilerini akıl koymak için? Ben bilmiyorum, aklım artık hiçbir şeyi almıyor. Yaptıklarının bir başka örneği yok ki benzeteyim?

Tek bir tutar tarafı yok ki akıl yürüteyim…

Yerlerde sürünüyoruz…

Pis ilişkiler ağlarının başrol oyuncusu olduk… Türkiye’de sosyal medyada yapılan yorumları gördükçe kahroluyorum. Bırak devlet yönetimini, her birimiz için öyle kötü ifadeler kullanılıyor ki, isyan ediyorum.

Yolu yok mu? Devlet adamlığı varsa, var tabii… Ama maalesef ortada devlet sorumluluğunu taşıyan yok.

Ne yazık ki, “KKTC’yi kuran ve yaşatmaya yeminli” olduğunu iddia edenler, iş o devleti girdiği kaostan çıkartmaya geldiğinde yan çizdiler… Bugün bu yaptıklarını asla unutmayın.

Nerede kaldı sizin milliyetçiliğiniz, nerede kaldı sizin devlet sevginiz? Halkı sevdiğiniz yoktu da o dilinizden düşürmediğiniz devleti de yerle yeksan ettiniz…

Yazıklar olsun…

 

YERİN KULAĞI VAR

ONUN DERDİ VATANDAŞ DEĞİL:

Ülkede tam bir kaos yaşanıyor. Her gün yeni bir olayla uyanıyoruz, ortada sorunlara çare üretecek bir hükümet yok. Meclis bırakın seçim tarihi belirlemeyi, nisabı sağlayıp toplanamıyor bile. Ve tüm bu sorunlar ortada dururken cumhurun başı olduğunu söyleyen kişi, krizi yönetmek yerine yurt dışına gitmeyi tercih ediyor. Ülkede akaryakıt ve tüp gaz kuyrukları uzadıkça uzuyormuş ona ne? Çünkü onun da derdi ülkenin sorunları değil, oturduğu koltuğu korumak ve UBP kurultayı.

 

ÖNCE UBP TEMİZLENMELİ:

Son yaşanan skandalın ardından toplumun ortak kanısı, ülkenin toptan sil baştan temizlenmesi gerektiğidir. Bunun için de önce UBP’nin kendi içinde temizlenmesi gerekir. O düzelmedikçe ülkenin düzelmesini beklemek fazla saflık olur. Eğer niyetleri varsa, yapacak olan da UBP’nin kendi  üyeleridir. Önümüzdeki seçim de bunun için bir fırsattır. Ya gereğini yaparlar, ya da böyle sırayla bir iki yıkılarak yok olurlar.

 

İSTİFA DÜŞÜNCESİ YOK:

Skandal videonun yayınlanmasının üzerinden 3 koca gün geçti. Ama görüyoruz ki konunun muhatabı olayı unutturmaya çalışıyor. İstifa etmek yerine, partililerini kendisine sahip çıkmaya çağırıyor. Belli ki kafasında istifa etmek veya kurultayda aday olmaktan vazgeçme gibi bir düşüncesi yok. Yarın çıkıp mağdur edebiyatı yaparak kurultayı kazanırsa hiç şaşırmayacağım…

 

UMUTMUŞ:

Memlekette yer yerinden oynamış, birileri hala çıkıp “Umut benim”, “Hayır benim” diyebiliyor. Ne umudu be kardeşim. Siz hükümetin ortakları olarak en kritik zamanda Meclis’e girmeyen, bunca şeyden sonra hala bir seçim tarihini belirleyemeyen insanlarsınız sizden umut mu olur? Ben denize düşmüşüm boğulurum, adam orada ‘ben en iyi cankurtaranım’ diye nutuk sallar. Göstersene cankurtaranlığını. Bu devlete karşı sorumluluğunun gereğini yapsana. Ayıp yahu, insanda biraz utanma olur…

 

AĞZINIZA YAKIŞMIYOR:

Bir faiz indirimi daha, bir felaket daha. Dayanacak hal kalmadı. Kıbrıs Türkü çaresiz. Kıbrıs Türkü başsız. Güvenecek, umut edecek, bekleyecek ne bir dayanağı var ne bir çaresi. Gelecek ha, yürüyecektik ha, işte getirdikleri gelecek. Ay sonu nasıl gelecek belli değil. Ne vatandaş ne bürokrat ne yapacağını biliyor. Çünkü ülke yönetilmiyor. Kişisel kaprisler, partisel kaygılar, iş bilmezlik, ülke çıkarlarına yabancılık. Bir de bakıyorsun hala hiçbir şey olmamış gibi hamaset, “iki devlet, navtex, egemenlik, gelecek mücadelesi” şu bu. Ne geleceği, bugünü yönetemiyorsunuz ki sizin kuracağınız geleceğe güvenelim. Bunların hiçbirini ağzınıza yakışmıyor…

 

ALLAH HEPİMİZİ ACISIN:

Bir hapishanenin 5’te biri salgından muzdarip olabilir mi? Gardiyanlar ha keza. E olur tabii, ülkede yönetim yoktur çünkü. O insanları korumak devletin görevi değil mi? Ama korunmadılar. Çıktığı günden gereken tedbirler alınmadı. Vaka sayısı günden güne artıyor. Sadece cezaevinde değil, ülke de aynı durumda. Hepimizi çayıra saldılar. Ne denetim ne kontrol. Sanırım bu son noktadır artık. Bundan ötesi yok. Allah hepimizi acısın…





Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu