Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Böyle olur zaman zaman

Bir gece vakti.

Diğer gecelerden pek farkı yok.
Pencerenin yanına oturmuşum.
Saat on.
Ama sanki saat on gibi değil…

Eylül’deyiz.
Mevsim sonbahar.
Ama sanki sonbahar değil…

Saat çiçeklerinin esrarengiz kokusu uzanıyor pencereden.
Deniz ve dağ arasında bir yerdeyim.
Sağda solda havai fişekler patlamakta.
Girne kıyılarında.
Ama sanki bu kent o bildiğimiz Girne değil…

Bir şarkı yırtıyor geceyi.
Sazların sesleri şarkıcının sesini bastırıyor.
Söylenen şarkı “Yıldızların altında…”
“Bir yalnızlık şarkısı söylüyor içim…”
Fakat, şarkı sanki o bildiğimiz şarkı değil…

Can sıkısı.
İçtiğim tütün zehir zıkkım.
Halbuki Golden Virginia.
Her zamanki gibi sarma.
Bir gariplik var gecede.
Sanki içtiğim tütün o tütün değil…

Belki olur böyle şeyler, böyle zamanlar, böyle anlar.
Pencere pencereye benzemez.
Kapı kapıya benzemez.
Ne ay aya, ne yıldızlar yıldızlara benzer.
Bir kahve yaparsınız, cezveye takarsınız, cezve cezveye benzemez.
Dağlara bakarsınız, her zamanki dağlar, ama dağlar o dağlara benzemez.
Her şey üstünüze yürür sanki.
Orta masası, sandalye, koltuklar falan.
Buzdolabına bakarsınız, üstünüze devrilecek gibi.
Yatağınız yatak değil tabut.
Arkadaşınız sanki o arkadaş değil.
Dostunuz sanki o dost değil.
Hatta sevdiğiniz, sanki o sevdiğiniz değil, üstelik çirkin görmeye başalıyorsunuz onu.
Duvara astığınız o fotoğraftakilerin ifadeleri değişmiş sanki. O an hiç olmadık anlamlar çıkarırsınız gözlerinden. Hiç bu şekilde okumamıştınız size bakan o gözleri…

Bir hal olur insan.
Zaman zaman…

Eylül ağustos gibi.
Evde zindanda gibi.
Arabada, kaçar gibi.
Telefonda nalet gibi.
Bilgisayarda, kaçak gibi.
Partide futbol kulübünde gibi.
Dairede  tımarhanede gibi.
Bakanlıkta bir şirkette gibi.
Hükümette kap-kaç’ta gibi.

Böyle olur…
Halbuki işte hükümet, işte devlet…
Lakin an gelir, hükümet hükümet gibi değil, devlet devlet gibi değil…
Tıpkı zehir zıkkım tütün gibi…
Nefeslik…

Saat iyice ilerledi.
Saz ekibinden sesler kesildi.
Belli ki saat on iki.
Ama on iki değil gibi…

Bir gariplik var ama nerede?..

Son haberlere bakıyorum.
Her şey tamam.
Obama’da bir inat.
Güvenlik Konseyi kararı olmasa da vuracak.
Bu Amerika, bildiğiniz gibi.
Ama bir gün sandalyeler onun da üzerine yürüyecek.
Sadece sandalyeler değil.
Çiçekler de, ağaçlar da.
Güller, karanfiller, nergizler, çamlar, akasyalar…
Fotoğraflar da.
Bir başka bakacak o gözler.
Eminim…