Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Böyle Mi Gidecek Bu Düzen..?

Türk basınının yüz akı, cesur, gözüpek, araştırmacı-gazetecilerin en büyüğü, cesaretinin bedelini hapis yatarak, “sakıncalı er” olarak ve sonunda can vererek ödeyen Uğur Mumcu’nun, öldürülmesinden 6 yıl sonra, O’nun adına kurulan Gazeteclik Vakfı, çeşitli zamanlarda yaptığı söyleşilerden oluşan bir kitap yayınlamıştı.

Kitabın adı “Bu Düzen Böyle mi Gidecek”di…

Cümle, Mumcu’nun 1970’lerdeki “mobilya yolsuzluğu”ndan sonra pek çok yolsuzluk dosyasını açtığı ve izlediği Yahya Demirel ile söyleşisinin son satırında yer alıyordu.

“Bu düzen böyle mi gidecek, pireler filleri yutacak”…

Aslında bu Orhan Veli’nin “Pireli Şiir”inin bir mısrasıydı. Ve o tarihten on yıllarca önce yazılmıştı.

Vakıf, kitabın tanıtımında şöyle diyordu;  “Yeni bir yüzyıla girerken, bu sorunun yanıtını bulmamız gerekiyor artık”…

Ne yazık ki, yeni yüzyıl da geldi, geçiyor, o düzen değişmedi, değişemedi.

Orhan Veli gibi, Uğur Mumcu gibi iyi insanlar mücadelelerini sürdürdüler ama başaramadılar o düzeni değiştirmeyi…

Ya biz..? Ellerimizle yarattığımız bir bozuk düzeni 40 yıldır yıkamadık… Aksine güçlendirdik…

7 Ocak seçimlerinin bir anlamda son şans olduğu yorumları var.

Bir bakıma ben de katılıyorum.

Neden? Öncelikle, her seçim sonrası iyiye değil, kötüye doğru bir adım daha gittiğimiz için…

Eldekini avuçtakini yitirdiğimiz için. Ha sadece paradan bahsetmem, kültürel değerlerimizin de, düzenimizin de demokrasimizin de içine ettiğimiz için…

Sonra… Bundan sonraki seçimlerde KKTC’yle ilgisi alakası olmayan binlerce yeni vatandaş, irademize ortak olacağı için… Bu seçimde fazla ilgi duymadılar. Ama bundan sonra duyacaklar. Kitleler halinde blok oylar göreceğiz…

Bence esas bu nedenle son şans…

Öyleyse bu son şansı çok iyi kullanmak zorundayız.

En iyiyi seçmek için…

Dün Sevgili Ekmekçi yazıyordu; “kime mühür vurursan vur, ama içlerinden en iyilerini tıkla” diye…

Aynen öyle…

Sürekli aynı şeyi yazıyorum, iyiyle kötü, doluyla boş arasındaki fark o kadar bariz ki…

Yeter artık.

Yaşadığımız düzen, düzen değil.

Kurtulmamız gereken çok şey var.

Yeniden yapmamız gereken de çok şey…

İdare edilecek durum kalmadı. Yani treni içten salladığınızda aldanacak kimse yok. O dönem bitti artık.

Bu enkazı ortadan kaldırmak gerek… Yeni raylar döşemek gerek…

40 yılın enkazı bu…

40 yılın kurulu düzeni…

En büyük ideallerle gelenler bile, bir kaç içinde bu düzene ayak uydurdular.

Adına statüko dediğimiz bu sürdürülemez durumu ortadan kaldırmak zorundayız…

Kırk yıl sürdü, yine sürer diyen varsa, buyursun o yönde oy kullansın. Ben eminim ki, çoğunluk karşı. Ama her nedense kendi ellerinde olan kaderlerini değiştirmeye cesaretleri yok.

Ha gayret Kıbrıs Türkü…

Kurtuluş, kafaların içindeki duvarları yıkmakta.

Sorun kendinize, “Bu düzen böyle mi gidecek, pireler filleri yutacak”…

 

YERİN KULAĞI VAR

BAŞBAKAN TV’YE ÇIKTI:

hüseyin-özgürgünBaşbakan Özgürgün’ün katıldığı tv programını izledim geçen akşam. Sunucu Başbakan’dan daha heyecanlı olmalı ki, “anketler ve kamuoyu partinizi birinci parti gösteriyor. Tek başınıza olamazsanız, koalisyon için hangi partileri tercih edersiniz. Bakanlar Kurulunu nasıl oluşturacaksınız” gibi sorularla bir giriş yaptı ki, sanırsınız seçimler oldu bitti ve Özgürgün yeniden başbakan oldu. Özgürgün hangi programa çıkacağını biliyor…

ÖZGÜRGÜN’DEN İNCİLER:

Başbakan katıldığı tv programında, seçimlerden sonra zam yapılmayacağını açıkladı. 43 yıl sonra ödemeler dengesinin sağlandığını da söyleyen Özgürgün, bu sözleriyle geçmiş tüm hükümetleri “beceriksizlikle” suçlamış oldu. Özgürgün seçim sonuçlarından öylesine emin ki, tek başına iktidara geleceklerini ve 48 saatte hükümeti kurabileceğini de iddia etti. Keşke bunları diğer adayların da katıldığı bir programda söyleyebilseydi, çok dah inandırıcı olurdu…

HAVA DEĞİŞİK:

Seçimlere yakın sokaklar hareketlenecek dedik, ama olmadı. Hadi seçmeni anlarım, her yıl seçim yapmaktan usandı ama, partilere ne demeli. Onların da seçmenden yanı yok, sesleri sedaları çıkmıyor.  Belli ki bizim gibi onlar da bıkmışlar.  Eskiden olsa yolla sokaklar adaylardan, bangır bangır bağıran arabalardan geçilmeyecekti. Belli ki o günler eskide kaldı. Sosyal medya icat oldu, seçimlerin havası bile değişti… Bence iyi oldu…

TRAFİK FELÇ  AMA, KİMSENİN UMURU DEĞİL:

Ülkenin en büyük sorunlarından birisi de trafik. Nerdeyse nüfusumuz kadar araç tarfikte faal durumda.  Hal böyle olunca günün her saatinde vatandaş boğuşmak zorunda kalıyor. Bu işin kolayı adam gibi bir toplu taşıma sistemine geçmek ve araçların çoğunu trafikten geri çekmek. Bu iş bildik söylemlerle olmayacak. Trafiği sadece alt-üst geçit yaparak veya kaçış yolları açarak rahatlatamazsınız. Daha radikal kararlar üretmek, toplu taşımacılığı teşvik etmek gerekir…

SOSYAL MEDYADAN:

Vatandaş yazmış; “Genç TV’de parti başkanlarını dinliyorum. Kimi başkanlar güzel şeyler söylerken kimileri rüya aleminde yaşıyorlar. Bir parti başkanı aday olduğu Mağusa’ya, Magosa demeye devam ediyor. Ben de diyorum ki sen önce aday olduğun ilçenin adını öğren sonra oy talebinde bulun…. İşin komik tarafı, tek başına iktidara geleceğini iddia eden parti başkanı ortalarda değil”…

ÇOKTAN BİTİRDİLER:

Çarşı yeni yıl öncesi oldukça durgun. Umudunu yeni yıl alış verişine bağlayan esnaf, beklediği satışı yapamamaktan şikayetçi. Hükümet memurun 13. maaşlarını haftalar önce verince, bugünlere cepte para kalmadı doğal olarak. Bir de paranın çoğu güneye gidince bizim esnafa da sinek avlamak kaldı. Sözün kısası iki maaş da çoktan bitti, yeni yıl için cepte kırıntıları kaldı…  Asılın maaşlara…

 

ZİRVEDEKİLER

YSK: Vallahi bravo… Seçmen kartlarımız geldi. Arkasında da, Yüksek Seçim Kurulu’nun, herkesin anlayabileceği dilde özetlediği nasıl oy kullanacağımızı izah eden bir broşür. Daha ne yapsınlar. Artık kimse “bilmem, anlamadım” diye şikayet etmesin. YSK o bahaneyi ellerinden aldı. İş başa düşmüştür. En iyi tercihleri yapmak, kaderimize karar vermek elimizde…

DİPTEKİLER

Bulut Akacan: UBP Girne adayı Bulut Akacan’ın, seçmenlere dağıtılmak üzere yaptırdığı resmli kahve paketleri etkiye değil, toplumun her kesiminden tepkiye neden oldu. Kazanmak için herşeyin mübah olduğunu sanan Akacan, keşke kahve dağıtacağına “ataerkil nedir?” konusunda bilgi edinmeye çabalasaydı. Seçmeni bir yana bırakın, bu yaptığı birlikte yola çıktığı kendi arkadaşlarına ayıp…