Sokaklar seyyar satıcılara kalırdı.
O dönemler mevsimlerin de, ayların da, hatta hafta ve günlerin de bir anlamı vardı.
Bahar bahar gibiydi sanki, yaz yaz gibi, kış kış gibi…
…
Bir önceki yüzyılın 1960’lı yıllarında kimi mevsimlerde mayıs ayı bol yağmurlarla geçerdi.
Yaz sanki geç gelirdi, geldi mi şimdiki gibi eylül sonuna kadar sarkmazdı, yoksa bana mı öyle geliyor!
Ağustos ayının bir yarısı yaz ise, bir yarısı sonbahar tez derlenip dürülürdü sahil kenarlarına kurulan çadırlar…
…
İşte böyle zamanlardı aylardan mayıs sokaklar seyyar satıcılara kalırdı.
Siyaset dediğin partisizdi belki bu yüzden fazla kafa karışıklığı yoktu!
Politikanın ve politikacıların sesleri sokağa çıkan seyyar satıcıların sesleri tarafından bastırılırdı, evet tam da böyle!
…
Seyyar satıcılar sabah erken saatlerde işe koyulurlardı ama sokaklara dağılmaları için vakit henüz erkendi.
Aralarında iş bölümü varmış gibiydi kimisi sadece banana, kimisi sadece portakal, kimisi sadece elma, kimisi karpuz kavun, kimisi de sebzelik satardı.
Sokağa çıkış vakti sabah 10 sıralarına rastlardı.
Onların gür sesinden kimse rahatsız olmasın diye mi sabahın daha erken saatlerinde sokaklara çıkmıyorlardı bilemem.
Nihayetinde,
İşte o saatlerde sokaklar onlarındı…
…
Ve bu kadim kentin sokakları bir kadınlara bir de seyyar satıcılara kalırdı ki biri gelip biri gitmekte.
Sokaklar dar kapılar gındırıktı.
Aylardan mayıs bugünden yarına ne olacağı belli değil birdenbire bulutların toplanması ve yoğun yağmurların yaşanması mümkündü.
Sabahın günlük güneşlik saatlerinde yollara çıkan sokak satıcılarının öğle vakitlerinde yağmura yakalanmaları hiçtendi…
…
Seyyar arabalarda bulunan teraziler için arabalara özel bir yuva yapılırdı ki genellikle tahta arabanın hemen önüne yerleştirilirdi bu antik cihazlar; ağırlık birimlerini gösteren okka, yarım okka ve çeşitli öngelikler de terazinin yanında hazırdı.
Böyle mevsimlerdi terazinin kefelerinde mayıs güneşi parlardı…
…
Ahşap radyolar aynı şarkıları çalarken seyyar satıcıların gür sesi sündürmelerden içeriye dalar o şarkıları bastırırdı.
Yollar dar olduğundan, tek tük de olsa bir araba geleceğinde seyyar satıcı ile araba o dar sokakta karşı karşıya kalırdı.
İkisinin aynı yolu paylaşmasına imkan olmaz, ya satıcı tertibat alacaktı ya da araba sürücüsü.
Yavaş yavaş hareket ederlerdi telaşa gerek yoktu!
…
Günümüzde her yerde bir telaş var!
Hayat telaşlı bir koşuşturma içinde geçmekte.
Politikanın sesi seyyar satıcıların sesini bastıralı ne mevsimlerin tadı kaldı ne o sokakların…
































