Köşe Yazarları

BOŞVERİN SAÇMA SAPAN GÜNDEMLERİ, ASIL MESELE GÖZ YUMULAN VERGİ KAÇAĞIDIR..








İki gündür tartıştıklarımıza bakın, Özgürgün ve müdahale…




Yani iktidar gündemi değiştirmek için bilerek yapıyor diyeceğim ama pek de lehlerine bir durum yok. Yine de kimsenin aklına maaş, hastalanma korkusu, işsiz kalma korkusu, cepteki para gelmesin de varsın bunlar tartışılsın diyor olabilirler.



Ama artık suyu çıktı resmen. Sapla saman birbirine karıştı. KKTC’nin yeni normali de bu olsa gerek.

Anayasa ihlal edilebiliyor seçim yasası ihlal edilebiliyor, demokratik seçimler “rica”larla dizayn ediliyor…

Hakkında dava dosyalanan, dava yürürlüğe girmesin diye tebligatı almamak için ülkeye gelmeyen biri, neredeyse mağdur ilan ediliyor, bir de geri gelsin diye ödül talep ediyor ya da kendisine ödül teklif ediliyor. Meclis Başkanlığı verilirse ya da dokunulmazlığı kaldırılırsa dönermiş… Vicdanı da rahatmış… Hakkında öyle bir dava açılmış ki, Başsavcı mecbur olmasa açmaz… Buna rağmen o pişkin, buradakiler daha da pişkin. Gözümüzün içine baka baka…

Her şeyi söylüyorlar da, “neden o davanın başlamasını engelliyorsun” demiyorlar. Madem bu kadar kendine güveniyor, gelir paşa paşa, alır tebligatı, yargılanır, aklanırsa aklanır. Ama yok, efelik kolay…

Sonra şu müdahale meselesi. Eskiden, Meclis’in saygın zamanlarında, iktidar bu tür öneriler geldiğinde açılmasına onay verirdi. Etik anlayışları bunu gerektirirdi. Şimdi öyle bir şey yok. Adamlığın onda dokuzu kaçmak.

Mesela KTHY’nin batışıyla ilgili komiteler. Bilmem kaç defa kuruldu, bilmem kaç defa bozuldu; bu tam bir örnek. Ersan Saner iyi bilir o konuları. Ama şimdi öyle değil…

Diyorum ki, madem bu komite Meclis’te açılmadı, öneriyi onaylayan partiler, onların milletvekilleri konuyu basına taşısınlar. Herkes bildiğini anlatsın, kanıtları varsa bulunsun, bu da bir şey. Basın demokrasinin 4. gücü değil mi? Gereken kamuoyu öyle de oluşur, böyle de.

Memleket, tarihinde hiç olmadığı kadar berbat bir durumda, çıkış yolu görünmüyor, alaya valayla hükümet kuranların Ankara’ya gitmekten ya da kapanmaktan başka bir şey söyledikleri yok, ama bu taraftan gündeme bakın.

Dün Devrim Barçın, uzun süreden beri bu sayfada yazdığım bir gerçeği, rakamlarla ortaya koydu,

“TC’DEN PARA ALMA NEDENİMİZ, ŞİRKETLERİN ÖDEMEDİĞİ VERGİDİR !”…

 

Bu kadar basit. Kurumların, 2019 yılına ait tamamen beyana dayalı bir şekilde ödemeyi taahhüt edip ödemediği vergi şu an itibariyle 462 milyon 126 bin Türk Lirası tutuyormuş. Diyor ki Devrim Barçın; “Yerel gelir giderde açık rakamının 275 Milyon 873 Bin TL olduğunu görmekteyiz. Eğer beyana dayalı bir şekilde kurumlarımız vergilerini ödeseydi şu an için yerel gelirimizin yerel giderlerimizi karşılama noktasında bütçemiz 186 Milyon 253 Bin TL artı vermiş olacaktı”. Kurumlar vergisini bir tamam ödeyenlerin yüzde 90’ı, özel olarak denetlenen bankalar, sigorta şirketleri falanmış. Gerisi ödememiş…

 

Maliye’yi bu duruma getiren, maliyeciliğiyle övünen Ersin Tatar hükümeti. Ya yakalarına yapışsaydı, o seçimi kazanabilir miydi sizce?

Evet müdahale önemli, bir vekilin devlete kafa tutması da ama bu ülkenin gerçeği burada, bu son yazdıklarımda.

Var mı çaresi? Var tabii. Bunlar 2019 vergileri. Ama peşine düşen çıkacak mı? Pekala biliyoruz ki hayır.

Boşuna mı kuruldu bu hükümet?

 

YERİN KULAĞI VAR

RESMİ OLARAK YÜZDE 16 FAKİRLEŞMİŞİZ:

Dillerine 13. maaşı doladılar, sonunda Maliye Bakanı itiraf etti, YOK! Öbür taraftan toplanmayan 2019 vergisi 462 milyon lira, ona bakan da yok. Ya muafiyetler? 40 bin lira kişisel vergi ödeyen trilyonerler? DPÖ rakamlarına göre bu yıl geçen yıla göre yüzde 16 fakirleşmişiz. Gerçek rakamın bunun çok üstünde olduğunu biliyoruz da bu resmi olanı. O ne olacak? Ondan da haber yok…

 

İNSANLARIN İNSAFINA BIRAKILAMAZ:

Yerel vaka, dıştan gelenleri katlayarak artıyor, hala daha Sağlık Bakanı “kapanabiliriz ha” korkusu veriyor. Bir de sürekli olarak vatandaşı suçluyor. Kardeşim, o vatandaş zaten kurallara uysa, sorumlu olsa bu hale gelmezdik. Uymuyorlar, ne yapacaksın? Hala 90 yaşında adam kalkıp Türkiye’ye düğüne gidiyor, hastalığı kapacağını bile bile. Tedbirin ona göre olacak, denetimin de öyle. Dünyada, olayı vatandaşın insafına bırakanların hali ortada.  Yap ne yapacaksan, koru bu insanları, kendilerine rağmen. Devlet niye var? Senin görevin bu…

 

KIRMIZI HALI DA SERSİNLER:

Hükümetin oyları ile istifası kabul edilmeyen, yaklaşık bir buçuk yıldır İstanbul’da olmasına rağmen vekil maaşını almaya devam eden Hüseyin Özgürgün, bu kararın yeterli olmadığını, adaya dönmesi için daha ciddi (neyi kastediyorsa) adımların atılması gerektiğini söylemiş. O zaman hükümet olarak bando eşliğinde Ercan’a gidilsin, hakkında hazırlanan dosyalar bizzat Başbakan tarafından huzurunda yırtılıp anı olarak kendine takdim edilsin. UBP binasına gelişinde ise yollara mersin dalı serilip üyeler tarafından çiçeklerle karşılansın. Belki lütfedip teşrif eder…

 

NEDEN İADESİ İSTENMİYOR?:

Yamalı bohça hükümetinin Başbakanı Saner Hüseyin Özgürgün’le ilgili olarak “Her zaman kapımız sonuna kadar açıktır, başımızın üstünde yeri var…” değerlendirmesi yaparken, bir diğer UBP’li vekil Atun ise, “Özgürgün bence Meclis Başkanı olur, olabilir, olmalı da” diyor. Be kardeşim kimse sormuyor mu ama, “bu adam bir buçuk yıldır niye yok, neden ülkesinde değil de, İstanbul’da yaşıyor. Hakkında o kadar iddia neden var? Neden Türkiye’den iadesi istenmiyor” diye…

 

REKORLAR HÜKÜMETİ:

Saner hükümeti göreve rekorlarla başladı. Bugüne kadar görmediğimiz işlere imza atıyorlar. İşe, önce Özgürgün’ün istifasını reddederek başladılar, ardından Meclis’i terk ederek ileri demokrasinin son örneğini verdiler. Ve bugüne kadar en çok yerel vaka rekoruna imza attılar. Bu yamalı bohça hükümeti başımızda durdukça daha neler göreceğiz acaba…

 

BU İŞLER KONUŞMAKLA OLMUYOR:

Güney Kıbrıs’ta en düşük emekli maaşı 710 euro (6625 TL) olarak belirlendi. Karar, Anastasiadis’in talimatı ve siyasi partilerin de rızasıyla, geliri 710 Euro’dan aşağıya olan ve fakirlik sınırı altında yaşayan hiçbir emeklinin kalmaması için alınmış. Bunu niye mi yazdım, bizi yöneten siyasiler KKTC derken ağızları dolar ya. Devlet olmak böyle bir şey olmalı. Öyle atıp tutmakla, biz ayrı devletiz demekle devlet olunmuyormuş demek ki…

FOTO GÜNDEM: Tufan Erhürman önemli bir ayrıntıya değindi, gerçekten de hükümet kanadından kimse “müdahale yok” diyemiyor; ancak “daha önce de vardı” diyerek, durumu normalleştirmeye çalışıyorlar. Yani artık böyle… Erhürman da diyor ki, “Müdahale normalmiş gibi görünüyorsa Meclis kendini feshetsin!”. Yani yapmazlar ya, gelinen nokta bu…

Tufan Erhürman
Tufan Erhürman

 

 







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu