Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bolca yasa ve mevzuat değişiklik önerileri

Bugünlerde birçok konularda çevre konularından tutun da Kamu Görevlileri Yasa Değişikliği ve birçok konularda, yeni yasa, yeni tüzük yeni uygulama esasları adı altında birtakım düzenlemeler gündeme gelmekte ve bundan sonra böyle uygulanacak mealinde birçok beyanatlar verilmektedir.

Aslında bu ülkede her alanda yasalar ve düzenlemeler fazlasıyla vardır, ancak esas olan çoğu yöneticilerde uygulama isteği veya uygulama kabiliyeti yoktur, yetkisini popülizm uğruna, eş dost hatırına kullanan yoktur, etkinlik ve denetim, veya o alanda yetkinlik yoktur. Yöneticilerin çoğunluğu popülizm veya adam kayırmacılık için yetkilerini kullanmak istemediğinde can simidi olarak sarıldığı hep “eksik mevzuat” olmuştur. O mevzuat geçtikten sonra da aradan yıllar geçer, konu soğur, o konudaki yetkililer değişir, gündem değiştirilir, bu defa değiştirilen mevzuatın yine uygulama kabiliyeti kalmaz!.. Gelenler başka değişiklikler veya Çalıştaylar! ister. Komisyonlar kurulur, konferanslar ve çeşitli isimler altında, icraat olmaz ama konuşmak ve boşuna zaman harcamak bol olur.
200bin aracın dolaştığı yollar, kaldırımlar delik deşik kazalara davetiye çıkarırken ve çukurlar bile kapanmaz iken, yeni duble yollarla, bisiklet yolları yapılacağından bahsedilir.
Zannedersem dünyada en çok yasa ve mevzuat düzenleyerek bunları uygulamayan veya uygulatmayan, tekrar düzelteceğim diyerek daha çok bozan, bizim ülkemiz insanlarının eğitim düzeyinde, çok nadir ülke vardır.
Dikkat edilirse bir sorun büyük bir facia da olsa küçük bir sorun da olsa ilk kurtarıcı beyanat bu konuda ‘yasal boşluk’ vardır, yeni düzenleme getirilecektir, ifadeleridir. Halbuki ilgili konudaki mevzuatlarla neler yapılamaz ki… Yeter ki yasalar, tüzükler ve mevcut mevzuatlar uygulanabilsin. Bir basit hırsızlık için kanun var, nitelikli hırsızlıklar için veya büyük bir banka soygunu için veya hortumcular için kanun eksik! Veya boşluk var! Yola araba parkı için ceza var, şehir içinde terör saçan büyük dev araçların dikkatsizce trafiğe dalmaları ve tehlike yaratmaları önemli değil. Dağları oyanlar için yıllardan beri mevcut bir sürü mevzuat dururken ve tedbir alınamazken, yeni kriterler! getirilecek ve uygulanacak.
Küçük borçlular için takibat var. Milyonlarca TL, batık bankaların sorumlu ve imzalı tescilli borçluları için, yıllardan beri takibat yok! Onun için, insanlar artık ne yeni çıkan ne de çıkacak yasalarla ilgilenmiyor artık. Çünkü önemli olan herkese aynı kriterlerin uygulanıp uygulanmadığı veya icraatların kamu yararına yapılıp yapılmayacağı hususunda çoğalan güvensizliklerin söz konusu olmasıdır.
Kamu Görevlileri Yasası da sırf partizan atamalar için yıllarca değiştirile değiştirile, özellikle de hizmet şartları konusunda son 15 yılda o kadar azaltılmış ki ne tahsil, ne bilgi ve tecrübe, ne kıdem ne hiyerarşi ne de ast ve üs münasebetleri kalmamıştır. 12’nci baremin içinden ve yeterli bilgi, tahsil ve donanım aranmadan 3-5 yıl tecrübe ile 4-5 kademe atlayarak hiyerarşik düzende, üstündeki bir amirini değil, 2, 3 veya 4 amirini atlayarak müdür veya müsteşar olabiliyorsa nasıl bir kamu düzeni ve kamu hizmeti beklenebilir? Ne altındaki ne de üstündekine nasıl bir disiplin veya hakimiyet kurabilir veya iş yürütebilir?
Şimdi bir de, geçenlerde bu yasa değişikliği üzerinde uğraşan üst düzey yetkililerinden yapılan beyanatta, yasada bir değişiklikle, kamu görevlisi, kamu görevi dışında da amirinden izin alarak ikinci bir iş yapabilecekmiş! Böyle değişiklik olacaksa hiç olmasa daha iyi olur. O zaman Kamu Yönetimi ve hizmeti tam ölür. Çünkü popülizm uğruna ikinci iş için izin alanların sayısı kısa sürede kamu görevlilerinin büyük bir kısmını teşkil edecek. Kim kimi nasıl kontrol edecek. Zaten şimdi de kontrol olmadığı, ikinci iş yapanların olduğu yasayı değiştirmek isteyen yetkililerce beyan edilmiştir. Peki o zaman sayı binleri bulunca nasıl kontrol edilecek. Şimdi denetimi sağlayamayan bir idare, sayıyı arttırınca nasıl denetim sağlayacak. Denetim mekanizması gelecekse şimdi niye gelmiyor? Hem Allah aşkına böyle bir düşüncenin dillendirilmesi bile, KKTC kamu idaresinin dışa yansımasında ne algı yaratır? Düşünülüyor mu? Böyle bir konuyu konuşmak bile ciddiyetin ölçüsünü ortaya koymaz mı?